Ayça – Gün 5: Biraz mükemmeliyetçiyimdir

Dünkü yazımı bir cafe’de yazmıştım. Çok zorlandım açıkçası. İstediğim gibi konsantre olamadım. Kelimeler hayal ettiğim ve evde olduğu gibi kendiliğinden akmadı. Tam da bu konuda yazmıştım; sınırlarını genişletmek, farklı durumlara uyum sağlamak, çaba gösterip sonrasında teslim olmak.

Yazıyı yayınladım ama hala gidip gelip orasından burasından çekiştiresim, birkaç örnek daha ekleyesim, cümlelerimi süsleyesim var. Evet, daha iyi, daha akıcı, daha açıklayıcı, daha bilmem nasıl şahane olabilirdi yazım. Ama o mükemmellik halini aramanın sonu yok. Çaba ile teslimiyet arasındaki o geçiş anını kaçırmamak lazım.

Elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Bunun için gerekirse hayatımızda düzenlemeler yapacağız. Ama o da olsun, bundan da koyayım dedikçe işler erteleniyor. Bu blog mesela…Pınar aç gitsin demese, ben şimdi süslemek lazım yazıları, fotoğraf koysam iyi olur, ne güzel fotoğraflarım var paylaşılmayı bekleyen diye o en harika ürünü ortaya koymaya çalışacak, koyamadıkça da kendimi yiyip bitirecektim.

İnsan yeterince çabaladığını nasıl anlar? Ya da anlamaz da hisseder mi? Tembellik ve mükemmeliyetçilik uç noktaları arasında salınırken bizi toparlayan nedir?

Bazı iş görüşmelerinde sorarlar: Kendinizle ilgili 3 olumlu, 3 olumsuz özellik söyleyin. Olumluları sıralamak kolay. Sistematik çalışırım, aynı anda birkaç projeyi yürütebilirim (multi-tasking iş hayatında pek kıymetlidir), ekip arkadaşlarımla ilişkilerim çok şahanedir…İş olumsuzlara gelince genel cevap ‘Biraz mükemmeliyetçiyim.’dir. Bunun birazı nasıl oluyorsa…Kimse tembelim demiyor tabii. Ama mükemmeliyetçilik olumlu bir olumsuzluk (!) gibi yansıtılabiliyor. Bu da neredeyse 10 sene öncesinden aklıma takılan bir konu olarak bu blogda yerini alsın.

Bugün yogamı yaparken bedenimin oldukça yorgun olduğunu gözlemledim. Gün #0’ı da sayınca bugün 6. günüm. Yarın haftalık dinlenme günü. 6 gün çalış, 1 gün dinlen. Yine aynı mantık: 6 gün boyunca yapman gerekenleri yap, ama abartma, bedenine fazla yüklenme, biraz da bırak. Modern zamanların hastalıklarından biri olan hep (abartma) ya da hiç (savsaklama) halleri için eski metinlerin bu önerisi gayet bilgece geldi bana.

Denge…aslında aradığımız bu dengede olma hali değil mi? Yediğimizde, içtiğimizde olduğu kadar yaptıklarımızda da ayarı tutturabilmek. Bedenimize baktığımızda da, yapabildiği hareketleri düşününce ilk anda 4 hareket geliyor aklımıza: öne, yana ve arkaya katlanmalar ve burgular. Bir de 5. hareket var: diğerlerini yapmamızı sağlan denge.

Hem fiziksel, hem de günlük konularda denge, yoga yaptıkça, bedenimizde can taşıyan rüzgarları kandha’da buluşturdukça gelecek. İşte bu yüzden düzenli olarak yoga yapmaya devam…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s