Tansel – Nush ile uslanmayan

Niyetim şuydu; her gün yoganı yap ama içinden gelince yaz. Ama o kadar güzel yazılar okuyorum ki, ‘evet evet tıpkı ben de öyle hissediyorum’, ‘a tabi ya, aynen öyle oluyorum işte’ diyerek okuduklarım sonrasında duygularımı paylaşma isteği tetiklenip duruyor.

Ve şöyle hissediyorum: Önceki günkü yazının iyileştirci etkisi ile mutlu mesut geçen iki gün. Ne çok ihtiyacımız var görülmeye, onaylanmaya. Orada olduğunu bilsek de, o değerli mücevhere mutlaka birinin bak demesi gerekiyor. “Bak ne güzel, ne değerli, tıpkı etrafındaki diğerleri gibi”… Oysa bir mücevher kendini nasıl görebilir ki, bir aynaya bakmazsa? İşte benimkisi bu hesap, birbirini gören mücevherler arasında kendini görmek. Her mücevherin, her yüzeyi bir ayna olmuş, kendi kırıklarını, dumanlarını, çatlaklarını göstermekten imtina etmeden duruyor etrafımda. O çatlaklardan sızan ışıklar ile parıldıyor ortam, senin üzerine düşen bir ışıkla sen de tekrar görüyorsun kırığını, gölgeni, dumanını ve bakıyorsun ona.

Sabah yogamı yaparken zaman zaman bir rutini kırmanın, takıntılı zihni kırmanın da yolu olduğunu tecrübe ediyorum. Daha önce de söylemiştim, doğrusal olmak/düşünmek hali, Defne hocanın da kendinden örnek verdiği gibi öncelikle her şeyi sayarak yapmak gibi bir takıntı edindirdi bana. Seviyorum saymayı, saymak beni anda tutuyor diye düşünüyorum. (külliyen yalan, sayarken aynı anda başka şeyleri düşünüp yapabiliyorum, ne marifet!) Sayarken günlük hedeflerimin bilançosunu dökülüyor önüme, eksidesin, artıdasın. Sayarken lineer olan yapının içinde düzgün ve hatasız ilerlemek daha konforlu; ki bizim serilerimiz de lineer bir kurgu, her hareket bir sonrakinin önceli… Saymaya mantıklı güzellemeler yapacaksam bu konuda daha da ileri gidebilirim diye tahmin ediyorum. Oysa niyetim  bu alışkanlığıma ne güzelleme yapmak, ne de yerin dibine batırmak, sadece bir gözden geçirmek. Ben serilerimi yaparken saymaya devam edicem, sayma kendiliğinden durduğunda zaten bir halin içine düşmüş oluyorum; en azından sayıyor olmayı, olmamayı farkettiğin ‘an’, kendinle zihnin ötesinden bağlantı kurduğun bir anın da potansiyelini barındırıyor diye düşünüyorum.

Diğer yandan benim bu aralar seriler içindeki rutinimi kırmama neden olan rahatsızlık şuna vesile oldu: Doğrusal zihnin hep üşüşen düşüncelerinin (ayaklar tam “v” olmadı galiba, az daha kapat; şimdi bu sırtımı tam olarak böyle yapamıyorsam bu seri baştan yalan oldu; eyvah! harekete oradan başlamalıydın niye yapmadın?; bu nefesler hiç olmayacak anladım ben bunu; hah bitirirken unuttuğun o hareket var ya, her şeyi çöpe gönderdi) vızıltısını azalttı. Önce öncelikler diyerek bel bölgesi sericiği ile başlayan sabah yogası iki gündür bir potpuri tadında devam ediyor. Şöyleki; “biraz öne katlanayım uttanasana’da durum nedir?; şimdi biraz bacaklarla çalışayım, iç bacaklara hiç dokunmadık kaç gündür bir bakalım atasana nefes aaal, veeer , uddiyana… biir…; arada bir çay içelim, vani? iyi, virastana nasıl? güzel, kahveleri servis edelim, yukarı bakayım kim varmış ben bakarken belim nasıl hissediyormuş; ardha bhujanga’lar, iyi iyi, aman bele dikkat, biraz da otur bakalım, manduka, yogaasana, sankatasana ooh süper, aman bele dikkat :)”ler geldi bu kez. Daha yapıcı, daha dikkat içeren  monologlar eşliğinde daha bedenime odaklı, hislere odaklı, hedeflerden uzakta. Bu hali yaşamak için illaki böyle şeyler yaşamak gerekmiyor, ki gerekmesin de. Hocalarımızın bizim için ince ince dokuduğu serilerin içinde kalarak, her gün sabırla, tutkuyla ve sebatla yoganı yaparak yıllar içinde (şanlıysan) zihnin ‘nirodaha’ya eriyor. Benim başıma gelen ise muhtemelen “nush ile uslanmayan zihnime tekdir” tadında bir durum. Hem takıntılı tavrıma bir bakmaya, hem de serilerin içinde tüm dikkatimi bedenime ve nefeslerime vermeme yol açacağı için kulağımın küpesi bir nasihat. Bunlar defalarca duyduğumuz, okuduğumuz, hep aktarılan sözler ama ne demiş atalar: Bir musibet bin nasihate bedeldir.

İç dökme, deneme tadında başlayan bu yazıyı son iki cümlede TRT programı metni haline ne getirdi şu an hayret içindeyim. Kendinize iyi bakın Pınar’ın tabiriyle canım sangha, sevgilerimle…

Tansel – Nush ile uslanmayan” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s