Fatoş Gün 13-14

Yoga pratiğimi sabaha çektiğimden beri günler çok daha güzel geçiyor. Gün içinde “Yapmadım, yapacaktım? Yaparım. Yapayım mı? Sonra mı yapsam?” gibi ertelemelerin ve monologların yarattığı zihinsel vızıltıdan kurtuldum. Bunu zaman zaman yapabildiğim oluyor, yapamadığım da oluyor. Yarıladığımız döngümüzden geri kalana böyle devam etmek niyetindeyim.

Sabahın köründe yapınca yogayı, gün içinde yoga konusunda yazmak zorlaştı biraz. Sabah yaşadığım halleri akşama kadar hayatın içinde bir oraya bir buraya zıplarken unutuyorum. Bir de çok sosyalleşince içime dönmek zor oldu son iki gün boyunca.

Her şerde bir hayır vardır derler ya, ben ona inanırım. Zihnimde pratik sonrası pratiğin içine odaklanmayı bırakınca daha farklı, bütünsel bir tablo beliriverdi hayalimde. Size o tablodan bahsetmek istedim.

Sabah yogası yapmak senfoni çalmaya başlamadan önce bütün orkestra üyeleri kendi enstrumanlarını akort eder ya, ona benziyor. Yoga yapıyorken benim enstrumanım da vücudummuş gibi düşünmeyi seviyorum.

Genelde ilk çıkan sesler gıcırtılı oluyor. Hatta bazı günler o sesleri duymamak için yapmamayı düşündüğüm bile oluyor. Her organ, her uzuv başka telden çalınca, kakafoni oluyor. Kim kakafoniden haz eder ki? Ama neydi? Haz bir gölgeydi. Demek ki buna takılmayacağız.

Sonra gayretin önemi aklıma geliyor. Akordum düzgünken çıkardığım güzel sesleri düşünüyorum. Isınınca vücudun ne kadar hafifliyordu, hatırlasana?

Bir de şarkıyı çalışmazsam çalamam ki. Ne kadar unutmuş gibi yapıp, mızmızlansam da, bunu çok iyi biliyorum.

Isınmalardan sonra zorluklar bitmiyor. Fakat başka şeyler kakafoniyi bastırmaya başlıyor. Ufak ufak onları farkediyorum. Teslimiyet mi dersiniz, vücudun verdiği tepkileri izleme mi dersiniz? Daha mı derin hissetim? Yoksa hareketlerin içinde rahat etmeye odaklanınca mı böyle oldu? Nasıl anlatsam bilemiyorum.

Sonra anlamasam da, dinlemeye başlıyorum. Doğru frekansı tutturmak için. Doğru notada titreşsin, evrenle uyumlu olsun. Armoniler doğru tınlasın ki, besteci amacına ulaşsın.

İyi ki huysuz, iş olsun diye bir şey beğenmeyen dinleyiciler falan yok, onun stresiyle uğraşmıyoruz.

Akordumuz sabahtan uygun yapılmış ise günün geri kalanında kendi kısmımızı daha uyumlu notalarla çalabiliriz, değil mi? Eh, en azından denemiş oluruz. Dinlemeyi öğreniyoruz daha.

 

 

Fatoş Gün 13-14” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s