Anıl 2. gün/ Çaba ve Teslimiyet

Günaydın!

Dün bahsetmedim ama “kıçımı kaldırmamda” yardımcı olan etkenlerden biri, kimseciklerin olmadığı bir Datça bükünün sessiz sakin ortamında bulunmam aslında. Yogamı da pansiyonun boş bir odasında, “less-than-ideal” (bu tabir yazının ilerleyen kısımlarında önem kazanacak hehe) şartlarda yapmıştım (zemin mermer, alan aşırı küçük vs.). Sonra burada yoga platformu olduğunu bildiğim pansiyondan sabahları platformunu kullanmak için izin istemeye karar verdim; onayı da aldım. Bu sabah denize bakan kapalı platformda yoga yapacağım için pek sevinçliydim.

Sabah tuvalete girdiğimde ne göreyim? REGL. Hayal kırıklığına uğradım (bu iyi haber). Tam da kendimi toparladım derken. Neyse. Döngü döngüdür, yapacak bir şey yok. Biraz Donna Farhi’nin bahsettiği ve yanına yıldızlar koyup not aldığım bazı kısımları sizinle paylaşırım diye düşünerek oturdum bilgisayar başına.

Effort and Surrender başlıklı bir bölüm var kitapta. “(…) For such a ‘conditional perfectionist’, happiness rests on certain conditions being met. Even when the mind has given itself completely to the task, when all that can be done has been done, there is such an attachment to an ideal outcome that it becomes impossible to let go. For such a person, the surrender may be in letting go of the attachment to what is perceived as the correct and just outcome. (…) No amount of practice in the morning would guarantee that lifewould be a bowl of cherries that day. (…) If you are a person with conditional perfectionist tendencies, it will be important to make agreements with yourself. (…) Can I develop an accepting relationship to a less-than-ideal outcome? This unconditional acceptance is an important part of any spiritual education, or we will continue to struggle when struggle is futile.”

Çevirisini yapmadan önce BENİ ANLATIYOR diyerek atlamak istiyorum hahaha.

“Böyle bir ‘koşullu mükemmelliyetçi’ biri için mutluluk, belli koşulların yerine getirilmesine bağlıdır. Zihin kendini etkinliğe/pratiğe tamamen verse de, yapılacak her şey yapıldıktan sonra ideal sonuca öyle bir bağlanma vardır ki koyvermek imkansız hale gelir. Böyle bir insan için teslimiyet, doğru ve ideal sonuç olarak algılanan duruma bağlılığı bırakmakta olabilir. (…) İsterseniz sabahları 4-5 saat pratik yapın, o gün her şeyin yolunda gideceğinin garantisi yoktur. (…) Eğer koşullu mükemmeliyetçi eğilimleri olan biriyseniz, kendinizle anlaşmalar yapmanız önemlidir. (…) İdeal olmayan sonuçlarla kabullenici bir ilişki geliştirebilir miyim? Bu koşulsuz kabullenme, bütün spiritüel eğitimlerin önemli bir parçasıdır; aksi takdirde, çaba göstermek beyhudeyken bile çabalamaya devam ederiz.”

Farhi yıllarca, sırt ağrısının azalmasını yaptığı yoganın ideal sonucu olarak görmüş – o gün sırtı ağrımadıysa yogasını başarılı saymış. “Kendimizle anlaşma yapmak” kısmını açarken de kendisinden örnek vererek “haftada x gün sırtımı güçlendirecek şu şu hareketleri yapacağım ama sırtım yine de ağrırsa ben elimden geleni yaptım diyerek sonucu kabulleneceğim” şeklinde bir anlaşmadan bahsetmiş. Şimdi yazıyı sonuca nasıl bağlasam bilemediğim ve bir an önce post etmek istediğim için sizlere soruyorum: BÖYLE BİR ŞEY OLABİLİR Mİ YA? :))

Şaka bir yana, teslimiyetin neden önemli olduğunu açıklarken diyor ki Farhi, sorun yaratan zihin kendini ayrı bir “ben” olarak görmeyi bırakamaz- parmaklarınızın mürekkepli olması gibidir bu. Değdiğiniz her şeye bulaşır.

Bunu hiç yapamadığımı iddia ederek kendime haksızlık etmek istemiyorum aslında; gerçekten (iyi anlamda) sahiplendiğim eylemlerde (misal yüksek lisansın özellikle ders dönemi benim için öyle bir süreçti) sürece kendimi o kadar kaptırıyorum ki sonuç umrumda olmuyor. Bu da konuyu yine “niyetin net olmasına” götürüyor sanırım. (Buraya düşünme emojisini yerleştirebiliriz heh). Bugünlük bu kadar. Görüşürüz!

FullSizeRender-2

Anıl 2. gün/ Çaba ve Teslimiyet” üzerine 2 yorum

  1. fatma dedi ki:

    Anıl ben de geçenlerde bu bölümden half hearted effort ilgili yazdımdı. İnsan kendi arızasını seçip de yazıyor tabi 🙂 Kitap gerçekten çok güzel yazılmış. Ben de öyle çok yerin altını çizdim ki. Ovabükü’ne sevgiler. İyi tatiller 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s