Ayça II – Gün 0: Yeni döngü ve niyetler

Yeniay ile başlayan yeni #28gunyoga döngümüz hayırlı olsun. Ama önce sağlık getirsin. Son yazımı iki gün önce yazmışım. Araya çocukların kamptan gelişi ve yavrulardan birinin hastalanışı girmiş.

Perşembe akşamı çocuklar 6 günlük basketbol kampından geldiler. Önce Emre ile kucaklaştık. Arkadan Can indi otobüsten, iner inmez de bütün yol boyu tuttuğu gözyaşlarını bıraktı, inci taneleri süzüldü yanaklarından. Sarıldım, yüzü boynu sımsıcak. Başım ve boğazım ağrıyor dedi. Eve geldik, ateşini ölçtük: 39. Soyduk, yüzünü gözünü sildik, yatırdık. Akşam nöbet bendeydi. Gidip gelip baktım ateşine. Neyse ki fazla yükselmedi.

Sabah yine de herkesten önce kalkıp yogamı yaptım. Sağlık temennileri ile bitirdim, şükrettim. Can kalktığında ateşi hala aynıydı. Boğazı da fena. Bayram öncesi beta mikrobu var mı yok mu belli olsun (A grubu beta hemolitik streptokok fena bir bakteri. Antibiyotik ile tedavi edilmesi gerekiyor.), doktorlar tatile çıkmadan bir muayene olsun diye doktora götürdüm. Boğaz kültürü istedi, verdik ve eve döndük.

Akşama doğru ateşi düştü ama bu sefer bende bir halsizlik, keyifsizlik başladı. İlk dikkatimi dizlerimdeki ağrı çekti. Sabah zorladım herhalde dedim. Akşam da uykusuz kaldım zaten.

Bu sabah Yeniay gününe uyandık. Dizlerimdeki ağrılar devam ediyordu. Biraz daha dikkatli bakınca aslında bütün eklemlerimin, parmaklarımın bile ağrıdığını fark ettim. Can ile yakın temasta olunca artık her ne mikrobuysa bana da ucundan bulaştı herhalde. Bugün her bulduğum yere kafamı koyarak geçti.

Bu tip soğukalgınlığı durumlarında yerlerde sürünmedikçe ilaç almıyorum. Şimdiki durumumda da ilaçsız dinlenerek bir iki günde atlatırdım ama çocuklar evde olduğundan onlarla ilgilenebilmek için aldığım ağrı kesicinin etkisiyle biraz gözüm açıldı, beynime giden ağrı sinyallerinin sesi kısıldı. Ben de bu fursattan istifade yeni #28gunyoga niyetlerimi yazayım istedim.

Önce yoga çalışmalarımla ilgili niyetlerimi düşündüm. Sabah erken kalkıp yoga yapma, bende zorunluluktan bir düzene oturdu. Hele okullar tatilken ev halkı uyanmadan yogamı yapmazsam gün içerisinde bir fırsat yaratmam pek mümkün değil. Yogamla ilgili en önemli niyetim dizlerimdeki ağrılara fazla anlam yüklememek olsun. Geçen seneden beri ara sıra kendini değişen yoğunluklarda gösteren ağrılarla yaşıyorum. Ve bu moralimi çok bozuyor. Herhangi bir beklenti olmadan yogamı sürdürmeye, çalışmalarıma ve hocalarıma güvenmeye devam.

Bir de geçtiğimiz #28gunyoga ile hayatıma giren blog yazıları var. Malum önümüz yaz, tatiller, geziler planlandı. Ben de kara kara tatilde yazılarımı nasıl yazarım diye düşünüyorum. Elimde evde kullandığım bir laptop, bir de telefonum var. Telefondan yazmayı sevmiyorum. Koca laptopu da güzide sahillerimize götüremeyeceğime göre galiba sırf bu yazı işlerim için bir ultrabook edineceğim. Yani yazılara devam etmek de niyetlerim arasında.

Sevgili Burçe ve Pınar, blog yazılarının yanı sıra öykü yazmaya da vakit ve emek ayırmaya niyet etmişler. Benim de içime acaba? ve neden olmasın? tohumlarını ektiler. Bende biraz herşeyi sıfırdan öğrenme ve adım adım yapma ihtiyacı var. Öykü yazmaya şimdiye kadar herhangi bir ilgi duymadığım, bu nedenle de bir atölyeye gidip bu konuda okuyup araştırmadığım için yeni uyanan bu merakı tatmin etmek için kendimi hazır hissetmiyorum. Düzeltiyorum. Aslında ilgi duydum. BÜMED’den gelen bültenlerdeki yaratıcı yazarlık atölyelerini inceledim, diğer başka yazarlık atölyelerine giden arkadaşlarımın tavsiyelerine baktım, sosyal medyadan bu atölyeleri takibe aldım. Ama kendimi bırakın öykü, blog post’u yazarken bile düşünemedim. Bu sene yoga ile birlikte hayatta yapamam zannettiğim şeylerin aslında o kadar da hayatta yapılamaz olmadığını, gerçekten istersem bir yol bulunduğunu sindire sindire öğrendim.

Hemen Murat Gülsoy’un atölye programına baktım. 23 Eylül’de açılıyormuş. O tarihte Leros’ta kampta olacağım. İlk dersi kaçırmak hiç içime sinecek birşey değil. Belki sonbaharda bir süredir takip ettiğim Yeşim Cimcoz’un atölyelerine giderim. Bu arada yaz tatilini Murat Gülsoy’un Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabını inceleyerek ve Yeşim Cimcoz’un sanal atölyelerine katılarak değerlendirebilirim. Öyleyse bu #28gunyoga’nın bir diğer niyeti öykü yazarlığı için gerekli ön çalışmalara başlamak olsun. Bu arada kendiliğinden bir öykü çıkarsa da yanına kar olur.

Bir de işin psikolojik boyutundan bir niyet ekleyeyim. Kelimelerimi yutmamaya, karşımdaki kırılacak/kızacak/ortam gerilecek vb. sebeplerle susmamaya, her ortamda uygun ifadelerle duygu ve düşüncelerimi aktarmaya niyet ediyorum. Bu niyetin iki bacağı var. Hem şu yazımda da bahsettiğim gibi fiziksel sağlığımı koruyabilmek için başkalarının duygularından kendimi sorumlu hissetmeyi bırakmak, olumsuz duygularımı bastırmamak ve kendimle bağımı yeniden sağlamak, hem de çatışmalardan kaçma alışkanlığımı değiştirmek için bu niyeti buraya yazıyorum.

İnsanın yarası neredeyse kalbi de orada atar derler ya, parmağımızdaki küçücük bir kesik bile olsa bu böyle. İki gündür basit bir soğukalgınlığı bunu düşündürttü bana.

Yarın yeni #28gunyoga’nın ilk gününde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…

Ayça II – Gün 0: Yeni döngü ve niyetler” üzerine 3 yorum

  1. pinarustun dedi ki:

    Geçmiş olsun Ayçacığım, hem sana hem yavruna. Son belirttiğin niyetler çok hoşuma gitti. Benim de kendime sakladığım niyetlerimden biri dilimi daha arı ve daha duru hale getirmeye çalışmaktı. Ama o yazdığın paragrafa başından sonuna kadar her kelimesiyle katılabilirim! Çatışmalardan kaçınmak benim de üzerinde çabaladığım bir konu. Benden bağımsız yaşanan çatışmalarda bile bedenim ben çatışmanın göbeğindeymişim gibi fizyolojik reaksiyonlar veriyor. Başkalarının duygularından sorumlu olduğum inancı, aynı şekilde, çok uzun bir süredir hücrelerime işlemiş bir yanlış anlaşma. Ve bunu takiben her durumu ben idare edeyim, ben idare etmezsem kontrolden çıkar, baş edemeyeceğim bir çatışmaya mahal verir korkusu. Uzar gider paralelliklerin listesi.. Tüm süreçte yanındayız, sen yeter ki yaz.

    Liked by 5 people

  2. takethefakecake dedi ki:

    Ayca’cim gecmis olsun ikinize de. Murat Gulsoy’un kitabinin ilk iki bolumunu okusan asagi yukari ilk derse denk gelir. Sonradan tekrar tekrar konusulan seylerle ilk dersin acigini kapatirsin. Hatta bu konudaki endiseni MG hocaya yazabilirsin de. Benzer seyleri soyler saniyorum.

    Son niyetlere ben de katiliyorum. Ben artik ortamda baskalarinin sorumlulugunu hissetmeyi gectim, saniyorum. Ben mutemadiyen uygun ve vaktinde tepkimi koyma arastirmasindayim. İki gun oncesinin bir ofkesini tasiyorum sirf bu yuzden. Buradan yazi cikar mi acaba:)

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s