Defne_Gün24_Yoga: Nefs için midir yoksa keyf için mi?

 

img_0233

Sevgili #28GünYoga Ekibi,

Bu sabah benim dersim yoktu. Dün gece arkadaşlarımızla çıktık, yedik, içtik. Eve dönünce ben yastık üzerinde Yunanca ödevlerimi yaptım, üzerine bir de film seyredelim dedik. Film bittiğinde saat geceyarısını geçiyordu ve sabah uyanmam sekizi buldu. Çok nadir yaşanan bir durum bu. Sersem gibiydi. İki kahve sonrasında ancak gözüm açıldı. Yunanca dersine (skype’da özel ders) zor yetiştim. Hal böyle olunca yogaya başlamam da öğlen 12yi buldu. Aslında için için yogasını sabahın ilk işi haline getirmeyen  28güncülere bir laf atmak istiyordum ne zamandır. Benim başıma geldi. Oldu mu? Oldu tabii. Hiç yapmamaktansa günün bir noktasında yapmak elbette daha iyi ama yoga disiplininin özü güneşi güneş doğarken selamlamak.

Ve buradan derhal geçelim ne zamandır aklımda olan konuya: Keyif yogası. Yoga keyif için midir? Nihai amacımız kendimizi iyi hissetmek midir? Güzel duygularla dolup taşmak mıdır? Değildir. Keyif duyabilirsiniz, güzel duygularla da dolup taşabilirsiniz. Yogayı yanlış yaptığınız anlamına gelmez bunlar. Ancak ve ancak yoga bir nefis terbiyesidir ve nefsi terbiye etmek üzere tasarlanmış tüm disiplinlerde olduğu gibi kişi zorlu bir sınavdan geçer. Bu zorlu sınav kimi zaman içinde bir türlü rahat nefes alamadığımız bir pozun içinde on altı nefes kalmak bazen de  hocalarımızın sakıncalarını uzun uzun anlattığı  bir hareketi “içimizden” geldiği için uygunsuz bir zamanda yapmak konusundaki isteğimizi göz ardı etmek olabilir. Pınar ( @pinarustun ) bu serinin ilk yazılarının birinde ters duruşların (sarvangasana, şirsasana) neden sadece sabah (tercihan gün doğumundan önce) yapılması gerektiğini yazmıştı. Bu bilgiye sahip olduğumuz halde canımız çekiyor diye akşam yogasına bir sarvangasana (omuz duruşu) ekleyivermek, sonra da sorumluluğu vücuda atmak (vücudum istedi-ben değil valla!) nefis değil, keyif terbiyesi oluyor.

Yoga ilkeleri olan bir disiplin. Evet, nihayetinde bize özgürlüğü işaret ediyor ama kafamıza eseni yapmak anlamıda bir özgürlük değil burada bahsedilen. Vücudun ahengini, ritmini hissedecek kadar hassaslaşan zihnin sessizliğinde ruhun kavuştuğu bir özgürlük bu. Özgürlük adına kafana eseni yapmak çoğunlukla vücudu ve canı (prana) suistimal etmek anlamına geliyor. Hatha yogadaki ilk iki katman (koşa) vücudumuz yani fiziksel beden ve can çocuk gibidir. Düzen ister. Her gün aşağı yukarı aynı saatlerde aynı şeylerle karşılaşmayı sever. Ahengini sağlayan, ritmiyle başabaş giden bir rutinden sıkılmaz. Güven duyar orada. Serbest kalır. Hatta o rutinin içinde serpilir, canlanır, yaratıcılığı, verimi artar.

Sıkılan, değişiklik isteyen, ilkeleri çiğneyen zihin ya da bu yazıda kullandığım tabiri ile nefsdir. Fiziksel vücut gece gece kahve istemez mesela. Zihin vücudum istiyor diye tutturabilir. Yine kendine özgü bir zekaya sahip olan vücut ayaktaki öne katlanma (uttanasana) olgunlaşmadan yerdeki öne katlanmaya geçilmeyeceğini bilir (paşçimottanasana), nefsin önderliğinde ordular onu zorladıkça alarm verir. Duyana tabii. Böyle ilkeleri vardır yoganın. Mayurasana olgunlaşmadan sirşanaya (baş duruşu) başlanmaz. 60 yaşından önce 8 ayaklı yoganın son üç ayağına bulaşılmaz. Pratyaharaya kadar gelinir ve durulur. Bunları hem kadim metinler hem de modern metinler yazar. Hocalar söyler, durur.

Bu ilkeleri bildiğimiz halde uygulamadığımız durumlarda yoga nefis terbiyesinden çıkıp keyif malzemesine dönüşüyor. Yogayı her gün yapmak da ilkelerden bir tanesi. Istisnalar olabilir elbette.  Istisnalar kaideyi bozmaz. Dişinizi fırçalamayı da bir sabah şu ya da bu sebepten ihmal edebilirsiniz ama bilirsiniz ki ertesi sabah fırçalayacaksınız ve sonraki gün ve hayatınızın sonuna kadar her gün.

Bu sözlerim elbette yogayı çok ciddi bir biçimde öğrenmek isteyen, verimini almak, kişi olarak dönüşmek, ilişkilerinin niteliğini arttırmak arzusu duyan ve maneviyata meraklı öğrenciler için. Ben on beş yıldır yoga yapıyorum. Üç hocam oldu. Üç ayrı sistemin öğrencisi oldum. İlk hocam ile üç, ikincisi ile iki ve üçüncü yani sonuncu hocamla ise on yıldır çalıştım/çalışıyorum. Bu ilkeler konusunda hepsi daima hem fikirdi. Her üçü de bana yoganın grupça öğrenilse bile tek başına uygulacak bir disiplin olduğunu tekrarladılar.

Ben de size tekrarlıyorum. İlkere, serilere, hocalarınızın öğütlerine sadık kalın. Özellikle de ilk yedi yıl. Ironik bir biçimde yogada ilerledikçe hocaların bizden beklediği vücudun ahengini, iç ritmini hissedecek zihinsel kıvama gelip kendi serilerimizi bizlerin o günkü duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarımıza göre düzenlememiz. Ama bu hassasiyete erişmek için uzun yıllar hocanızın sizi, vücudunuzu, karanlık taraflarınızı, kör noktaya düşen özelliklerinizi sizden daha iyi tanıdığına güvenmeniz ve onu sözünü dinlemeniz gerekiyor. “Vücudum öyle istedi”ler, ‘içimden öyle geldi”ler, “spontan takıldım”lar başlangıç yıllarında genelde nefsin rahat, keyif, haz merakı ya da başarı, kazanma, elde etme hırsından doğuyor.

Kulağımıza küpe…

 

 

 

Defne_Gün24_Yoga: Nefs için midir yoksa keyf için mi?” üzerine 6 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s