Anıl 12-13-14. Günler / Bayram şenliği

Merhabalar… Aylar sonra bayram vesilesiyle anne-babamın yanına; o da yetmedi, Ankara’ya dayım, kuzenlerim ve onların çocuklarının yanına geldim. Birden bol çocuklu bol insanlı, şenlikli ve gürültülü bir ortamda buldum kendimi.

Bu seyahate, annemle olan ilişkimin geldiği aşamayı merak ederek çıktım aslında. İlişkilerimiz dönüşmüyorsa yaptığımız yoga yoga değildi ya hani… Yoga, annemle ilişkimi vurmuştu ilk – sınırlarının nerde başlayıp nerde bittiğini bilemediğim; hep bir iç içe geçme, suçlama, kavga ve suçluluk hissi barındıran en büyük ilişkiyi yani. Camların çerçevelerin titrediği büyük bir krizin ardından yavaş yavaş dönüşüme uğrayan ilişkimizin geldiği şekil beni epey şaşırtır olmuştu son dönemde – meğer sorun sadece annemde değilmiş; ben ona karşı çocukluğu bıraktığımda o da anneliği bırakıp rahatlayacakmış biraz. Elbette bu, her moralim bozulduğumda anneme ağlanmamayı, hayatımda her olan biteni ona anlatmamayı ve maddi bişi talep etmemeyi, yani biraz yalnızlık, hafif öksüzlük ve uzaklık hissini beraberinde getirdi, ama olsun. Belki de benim yakınlıktan ne anladığım problemliydi.

İki gündür farkına vardım ki artık anneme “anne” değil, “Türkan” olarak bakıyorum. En azından bu iki gündür.  Onunla özdeşleşmiyorum; gözlemliyorum. Sadece onu değil, kendi içimde olup biteni de gözlemliyorum aslında. Anlık rahatsız olmalarım var tabii ama şiddeti eskisi kadar değil;  o öfkeyi yansıtmadan duyguya mesafe alabilme yetim epey genişlemiş. Coşkusunu, sinirini, sevincini, pek çok duygusunu yüksek frekansta ve olduğu gibi dışarı yansıtarak yaşar annem. Şimdi yıllar boyu bir küs bir barışık olduğu abisi ve onun aile fertleriyle bir arada olmaktan çok mutlu ve bunu yüksek yüksek dozlarda ifade ediyor iki gündür. Bu bile batardı bana, şimdi ise nasıl desem – arkadaşımı gözlemler gibi bir haldeyim. Ben o değilim, o da ben değil; evet belki benzeyen yönlerimiz var ama birbirimizi temsil etmiyoruz. İçimde ondan parçalar var sadece. Bu dönüşümün ismi tam olarak nedir bilmiyorum ama epey memnunum, kendi selametim açısından 🙂

Buradan bir başka konuya ve Donna Farhi’ye bağlamak istiyorum. Fixed Identities- yani sabit kimlikler – başlıklı bir bölümü var kitabın. Olduğunuzu düşündüğünüz kişi değilsiniz, siz düşünceleriniz veya duygularınız değilsiniz, onlar geçer diyor (burada yazan arkadaşlar da bahsetmiş hatta). Etrafımdaki insanlar beni (tabii hem feminist hem hafif sert mizaçlı olunca – ki bunlar da sabit kimlikler aslında, birkaç kişiden duyduğum bu “sert mizaç” meselesi beni epey üzüyor hatta) çocuk sevmeyen biri olarak kodladılar hep. Ben açık açık “çocuk sevmem” demememe rağmen genel olarak gürültü patırtılarından rahatsız olduğumu arada sırada dile getirince böyle bir sabitlenme yaşandı sanırım. Burada, kuzenlerimin çocukları arasında anladım ki böyle bir şey yok! Bilmiyorum bütün çocuklarla aynı derecede anlaşır mıyım ama buradaki 5-10 yaş arasındaki çocuklarla vakit geçirmekten, onlarla yarı geyik muhabbetler edip kendi tabirimle “kudurmaktan” epey keyif alıyorum. Gene bir şaşkınlık! Olduğumu sandığım kişi değilmişim ben.

Yoganın bana en büyük katkısının tüm bunları görme, gözlemleme ve bir nebze de olsa kendimi duygularımla özdeşleştirmemeyi başarma olduğunu fark ettim artık. Ne mutlu bana.

İyi bayramlar!

Anıl 12-13-14. Günler / Bayram şenliği” üzerine 4 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s