Fatoş II- Gün 1

Kendime verdiğim sözü tuttum ve gece uyku tutmamasına rağmen sabah 5.30’da uyandım.

Uykudan uyanınca kendime gelmem uzun sürer. Az uyuyunca daha çabuk ayılırım, çok uyuyunca daha çok uyuyasım gelir. Yoga ile tanışmadan önce hep beş dakika daha diyerek uzatmaları oynardım. Yogayla tanıştıktan sonra erken kalkmayı dener oldum. Ama daha önce de anlattığım gibi kaytarmak için kendime izin veriyordum. Ama bu sabah vermedim.

Saat 5.30’da kalktım. 15 dakika yatakta dışarıdaki ağacın üstünde yuvalamış kuşları dinledim. Tam olarak uykudan ayılamamıştım. Ama son sekiz aydır neredeyse her gün aynı seriyi yaptığım için artık çok da ayık olmama gerek yok. Sırasını biliyorum hareketlerin. Çok çabalamadan akıyor. Kaslarım, sinir sistemim, zihnim hareketlerin ayrıntılarını, sırasını ezberlemiş. Biraz otopilota bırakmışım gibi hissediyorum.

Ayılmadan o sersemliğin verdiği sakinlikle ve kendime verdiğim kaytarmama sözünün verdiği kararlılıkla bence çok güzel bir yoga çalışması oldu. Prelüdün her hareketini 5 tekrarla yaptım ve nefesime odaklandım. Artık sarpada nefesim yetiyormuş, onu farkettim.

Güneşi selamlamalarda henüz yetmiyor nefesim ama. Size öyleymiş gibi gelebilir ama bu üzücü bir şey değil aslında. İlk bu pozu öğrendiğim zaman vücudum bir çuvalmış da ben onu sağdan sola pattadanak atıyormuşum gibi geliyordu. İlerleme kaydettiğimin farkındayım. Şimdi önceye göre daha zarif geçişler yapıyorum ama henüz nefesi yetiremiyorum. Bu sabah çalışmada ona odaklandım. Ben nefesimi nasıl yetireceğime odaklanınca ilginç bir şey oldu. Sayamadım. 5 tekrar oldu çok tekrar. Yani 5’ten çok. Kontrolü kaybedince hezeyana gelmedim. Devam ettim. İnce ayarları yapıyor muyum diye baktım. Bilinçaltımda böyle durumlarda hocamın daha farklı bir mental hal ile devam ettiğini söylediğine dair bir bilgi mi vardı sanki, ona dair bir ipucu belirdi. Ama tam olarak ne demişti hatırlayamadım. Demek ki henüz zamanı değilmiş.

Sonra yeni hareketler geldi. Bu kısım biraz doğaçlama oldu, daha tam olarak giremediğim pozlara çalışıyorken ritmi kaybettim. Yapabildiğim kadarıyla devam ettim. Bırakırsam olmaz, bu debelenmeler altyapı oluşturacak. Pozların olması gerektiği gibi olmadan önce bir olgunlaşma süreci içinden geçmesi gerektiğini son sekiz ayda öğrendim. Bu yarım yamalak kısımlar çalıştıkça şekil alacak. Daha zamanı var.

Sonra oturmalar. Oturmalarda çok sakindim. Ve gururlu. 5.30’da uyanmak çok büyük marifet benim için. Bir de çalışma öncesi uykusuzdum ve 3 tekrardan fazlası çok gelecek, yorulacağım, ölecekmişim gibi geliyordu. Öyle olmadı. Tam aksine daha güçlü ve canlı hissettim tüm gün boyunca. Çalışan demir ışıldar mı diyorlardı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s