Burcu-Gün 2:Zihin-Beden-Dans-Denge

IMG_9346

 

Bugün yoga pratiğim boyunca durup durup “vay be nerden nereyee” dedim birkaç defa.İlk bağdaş kurup oturduğum günü hatırlıyorum.Öylesine kurduğumuz bağdaşlardan değildi elbette.Leğen kemiği,göğüs kafesi,kafatası hizalı olandan.Kalçanın yere doğru ağırlaşırken başın tepesinden uzadığı o harika oturuş.

Tabii ki o ilk oturuş hiç harika falan değildi.Acı çekiyodum.Sürekli omuzlarım çöküyodu.Bacaklarım uyuşuyodu.”Bu beden nasıl hizaya gelir ya boşuna uğraşmıyım ben” diye düşündüğüm bile oldu.Karşılaştırma yapıyodum sürekli.”Onlar ne güzel bağdaşlarmış öyle keşke benim olsa” diyodum:)

Aşırı başarısız hissediyodum.Halbuki bunun başarısızlıkla ne ilgisi var?Sen senelerce bedenini ihmal et,ona dair hiçbir fikrin olmasın ondan sonra mucizeler bekle.Zamanla çok utandım.Çünkü bedenin neler yapabileceğini,nasıl ilerleyebileceğini gördükçe daha çok saygı duydum bedenime.

Şikayet ettiğim diz kapaklarım,özür dilerim.Konunun sizinle hiçbir ilgisi yokmuş.

Beni geriye çektiğini ve oraya vurmak istediğimi söylediğim belim,özür dilerim.

Sorun sizde değil,bendeymiş.Resmen günahınıza girmişim.Beni ayakta tutmasanız,yürütmeseniz yeriymiş.Şaka şaka canım.O kadar da değil.Ama iyi idare etmişsiniz beni,teşekkür ederim.Telafi etmeye çalışıyorum.

 

Hiç unutmuyorum,bir gün yoga yaparken kaburgalarımı hissettim diye hüngür hüngür ağladım.Anneme babama heyecanla anlatıyorum ama tepki yok.Yani kaç kişi böyle bişeye tepki verir,ne der zaten bilmiyorum.

YA HU KABURGALARIMI HİSSEDİYORUM DİYORUM!

KABURGALARINI HİSSEDEN BAŞKA KİMSE YOK MUUU?

Eğitmenlik sınıfım benim için çok önemliydi bu anlamda.Değerliydi.Gözümdeki,sesimdeki heyecanı görebiliyolardı.Ve onlara karşı hep çok açıktım.Asla benim için bir tehdit oluşturmadılar.Çünkü o eğitime başlamadan kendime bi söz verdim ben:

OLABİLDİĞİNCE AÇIK OLUCAKSIN.PAYLAŞICAKSIN.PAYLAŞIMLARINDA SAMİMİ VE DÜRÜST OLUCAKSIN.

Öyle de oldu.Şu an şurda bir şeyler paylaşıyosam,sosyal medyada bir çok insanın gözü önünde kendimle ilgili;kırgınlıklarım,hassasiyetim,zaaflarımla ilgili bir şeyler paylaşabiliyosam ben bunu o eğitim günlerine borçluyum.Yogaya borçluyum.Bedenime borçluyum.Şu an ne anlaşılma,anlaşılmama kaygısı taşıyorum,ne de insanlar tarafından zarar görme kaygısı.

Her şeyden önce zihin-beden işbirlikçiliğine güveniyorum.

Senelerce zihnimle çalışıp bedenimi tembel bıraktım.Zihnimi yorup bedenim hakkında hiçbir fikre sahip değildim.Ve şimdi birbirlerine uyum sürecini izlemek bana inanılmaz keyif veriyo.Bu aralar dengeyi kaybetmiş olsalar da seviyorum ikisinin dansını.

SEVGİLİ ZİHNİM VE BEDENİM,

BİRBİRİNİZİN AYAĞINA BASMAK SERBEST!

YETER Kİ DANS EDİN!

 

Ve şu paylaştığım fotoğraf.İlk zamanlar şöyle cahilce bişey söylüyodum:

benim bacaklarım uzun,ben nasıl tutuyım öyle ayak baş parmağımı?

Bükülüyo hep dizim.OF!

 

Gördüğünüz gibi şikayet eden,mızmızcının tekiydim.

Bu günlere iyi gelmişim.

 

ŞİKAYET YOK!

BAHANE YOK!

İHMAL YOK!

ÇALIŞMAK VAR!

İZLEMEK VAR!

DANS ETMEK VAR!

 

Sabırla,sevgiyle zihnim ve bedenimle ,samimi ve dürüstçe yolumda ilerlemeye söz veriyorum.

Ve bu yazıyı okuyan her kimse,sana güvenmeyi seçiyorum.

Teşekkür ederim.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s