fatma II – gün 2

Ay halinden yogasız geçen bu gün hala atlatamadığım jetlag’in tesiri altındayım sevgili sangha. Dün bütün günü evde geçirdikten sonra gece on gibi uyuyup gece yarısı sanki on saatlik uyumuşum gibi uyandım. İki saat karanlıkta kitap okuyup tekrar yatağa yollandığımda saat üçe geliyordu. Dalacağımı hiç sanmıyordum ama gözümü açtığımda sabah dokuz olmuş. İşte o vakitten size bunları yazdığım bu vakte kadar geçen sekiz saat, yapışkan bir uyku mahmurluğundan ayılmaya çalışararak geçti, geçiyor. Sanki aurik alanımı kaplayan bir sis perdesinin içindeyim. İçinde olduğumu hissettiğim bu yoğun alan herşeyi yavaşlatıyor, muğlaklaştırıyor. Havanın sıcaklığı da eklendiğinde bu fiziksel durumu başımda ve kulaklarımda bitmeyen bir uğultu gibi hissediyorum…. Belki biraz canlanırım diye sahile indim. Günlerdir haberlerde okuduğum boğazın yeni mavisini gözlerimle gördüm. Denizin mavisi  artadursun varlığının nasıl da azalıverdiğini, Fındıklı’daki çay bahçesinin yanındaki inşaatın ne kadar ilerlediğini, denize çakılan kazıkların üzerinin çoktan beton ile kaplandığını da gördüm. Bu yeni betona alana kondurulan iki prefabrik binanın sakinleri (inşaatın işçileri midirler acaba?) önümüzdeki yazı güzelim boğaz manzarasına karşı geçireceklerken,  biz çay bahçesi müdavimlerinin yeni manzarasının biraz daha güdükleşip bu binaların da sayesinde biraz daha çirkinleştiğini de…  Şehrin yer yandan üstümüze gelişi, sesle, gürültüyle, havayla, bitmek bilmeyen inşaatlar, yıkımlar, tekrar inaşaatlarla… Bu daralma gitmeden evvel en çok hissettiğim, en çok şikayetçi olduğum şey idi . Önce geçen ayki tatilde sonra da Güney Amerika’da doğa aracılığıyla tekrar bağlantı kurduğum genişlik duygusu, bu şehirde yaşamaya çalışırken en çok eksikliğini hissettiğim şey. Belki yoga bu yüzden böyle iyi (ve bazen de çok kötü) hissettiriyor: dışarıda ihtiyaç duyduğum genişliği, alanı içimde açma ihitmalimi hatırlattığı için.

Dün ağzıma giren çıkanın farkında olmak istiyorum dediğim halde bu gün ağzımdan öylesine çıkan bir laf  ile sevgiliyle dönmesi pek kolay olmayan bir yola girmiş olduk galiba.  Bu gün kısa yazımı üst sınıflardan olduğunu bilip 28günyoga sayesinde tanımaya başladığım Başak‘ın beni çok etkileyen niyeti ile bitirmek istiyorum:

Zihnin berrak olsun,

Sözlerin niyetini yansıtsın.

Yüreğin zihnine ışık tutsun,

Herşey özünde, kaynağından(kanda) gelsin,

Her niyetinde harekete geçebil, adım atabil!

Evet, nolur öyle olsun! Bir de ben de yarın yogama başlayabileyim ki size anlatacak daha çok şeyim olsun.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s