Fatoş II- Gün 2

5.30’da uyandım, alarm çaldı. Sonra geri uyudum. Dün yediğim ekmekler, pastalar ve içtiğim cin tonikler yorgun hissettiriyordu. Bayram diye kendime izin vermiştim beslenme konusunda. Sonraki gün pişmanlığı sardı yorgunluğu atamayınca. Belki biraz daha uyusam geçer diye düşündüm. Gözlerimi biraz daha kapalı tuttum.

7’de yataktan kalktım. Evde misafirlerimiz olduğu için yoga odası misafir odası oldu. O nedenle salona yollandım. Camı açtım, çok güzel esiyor bizim salonda cam açık kalınca. Başladım çalışmaya. Dün yaptığım çalışmanın verdiği cesaret susturmuş zihnimi. Pazarlık yok hiç.

Hanuman’ın duruşunda ve serinin geri kalanında nefesimin hızlandığını dün farketmiştim. Bugün nefesimi aynı ritmde tutmaya odaklandım. İç bacağım takdir edersiniz ki biraz acıyor bu pozda. Acıyı nefesle susturmaya çalışırken arkada kalan sol bacağım zangırdamaya başlayınca şaşırdım. Bazen böyle titremeler geliyor yoga çalışırken. Hocam can gidiyor olduğunu gösterir demişti böyle titremeler için. Dudağımın kenarında küçük bir kıvrılma beliriyor yukarı doğru. Gitsin bakalım can oralara da.

Bu bayram ilk defa bizi ziyarete gelenler arkadaşlarımız oldu. Biz bir yere gitmedik. İki gündür oyunlar, şamatalar, gezmeler keyif çatıyoruz. Blogumuz olmasa kaytarabilirdim.

Blogumuzu seviyorum. Aramıza da bir çok yeni yazar katılmış. Ne iyi etmişler. Yazmaktan korktuklarını itiraf edenler var. Ben de korkuyordum. Ama yazdıkça korkum azaldı. Biri beğensin diye yazmıyorum ben. Öylesine yazıyorum. İddialı bir tavrım yok yani. Hayatta olduğu gibi. Yazılarımı beğenmeseniz de ben sizi seviyorum. Çünkü sizin için yazmıyorum, kendim için yazıyorum. Sizin yazılarınızı da beğen tuşuna basmasam bile seviyorum. Okuyorum. İçine kapanık olunca insan, dijital ortamdaki yansıması da öyle oluyor herhalde.

Geçen ay aile dostumuz olan Tanol yeni basılan kitabını imzalamış ve yollamış benim için. Kitabın adı “Digito Ergo Sum”- Dijitalim Öyleyse Varım. Ve kitabı imzalarken şöyle demiş:

“İnternet çağımızın rönesansıdır. Ancak insanların çoğu bunun farkında değil. İçindeyken böyle olmuyor belki de. Rönesans İtalya’sında kaç kişi bunun farkındaydı?”

Sevgili Tanol’un dediği gibi, burada yazdıkça varoluyoruz sevgili yogacılar. Bakın çemberimiz ne kadar büyüdü? Korkmayın, yazmak içinizden geliyorsa, yazın. Bu da bir varoluş şekli.

Ee, iyi ki varsınız o zaman 🙂

 

 

Fatoş II- Gün 2” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s