28günyoga II/2 Gül Cihangir’de tek başına yaşayan kedili kadınlar

 

Cihangir kedileriyle ünlü. Son onbeş yıldır kedi popülasyonu daha da arttı. Bunda bir kaç yıl önce “nasılsa bu mahalle kediye bakıyor, en iyisi buraya salayım” diyen belediyenin de katkısı var. Kısırlaştırdıktan sonra bakılacaklarından emin oldukları sokaklara bıraktıklarını gördüm. Bir başörtülü belediye çalışanı kızın parlak fikri sayesinde, bir tanesi de şu anda karşımda bana dik dik bakıyor. Eğer kulağının biri kesik, kısırlaştırılmış kedi görürüseniz, o da bu gruptandır. Mesela Barış’ın bir Osman Abisi vardı, mahalleliden epey hürmet görürdü, kimseye de merhabası, ricası olmazdı, Zaman geldi yaşlandı, “peki bari, şu ömürü, bir evde bitireyim, sırtım yer görsün” deyip Barış’a misafirliğe gitti. Allah rahmet eylesin.

Karşımdaki evdeki yürüme zorluğu çekecek kadar şişman kadın, her işi penceresinden sarkıttığı sepetiyle yapmasıyla ünlüydü. Bu iştahlı kadın bol yağlı yemek artıklarını sepetle aşağı indirir kedier doluşur, afiyetle yerlerdi. Şimdi benim evimde ikamet eden Bayan Muji’de aralarındaydı, sonra iştahlı o ev sakini, diğer iştahlı komşularıyla evin yıkılmasına yeniden yapılmasına karar verdiler. Yeni yapılan ev büyüdü, uzadı, o da şişmanladı ve benim balkonumdan el uzatılabilecek kadar yakınlaştı, şahtı şahbaz oldu anlayacağınız. Ev yıkılırken, Bayan Muji (o sırada bir adı var mıydı bilmiyorum) birden diğerlerinden sıyrılıp, kadının yasını tutmaya, inşaat sırasında onun katına çıkıp acı acı miyavlamaya başladı. Bir kaç günde bir inşaata girip onu oradan indirmek bana kaldı. Dış kapı önünde yemek vermeler, apartman içine, oradan kata, ordan dairenin önüne derken, evin içine, “bir şurada uzanayım, sonra giderimlere” vardı. Şu anda kanepede uzanmış, aralık gözlerle bana bakıyor. kedilerim öldükten sonra bir daha almamaya yeminli beni baştan çıkarması hiç de zor olmadı. Bayan Muji bir eve kapılanmasın da kimler kapılansın, sol arka ayağı sakat, kış gelince atriti azıyor, hiçbir ayağı tutmaz oluyor, ben yokken Onur kediye bakarken Muji’ye büyü yaptığından şüpheleniyorum, her an ölebilir dediğim kedi, şimdi topuna havada kafa atacak hale geldi, tahtalara vurun.

Şu anda apartmanımızda eğer daha da çoğalmadılarsa her katta birer ikişer, altı kedi yaşıyor ve nihayet “ben tatile gidiyorum, tezgahtaki mamaları verir misin” diyen bir komşu da çıktı. Ne istediğine dikkat edeceksin derler ya, teklfine hemen atladım tabi, “bende gideceğim, karşılıklı bakarız işte”yi yapıştırdım. Dün tanıştım kedileriyle, tahmin edebileceğiniz gibi çok şahaneler.

Yıllar geçtikçe, kendini “yapmam herhalde” dediğin şeyleri yaparken buluyorsun, Allah için ayaklarım tutuyor ama sepet ne kolay işmiş, artık zerzevatçıya bağıra çağıra “kilosu kaça?” diye soran o mahalleli kadınlardan biriyim ben de. Bir keresinde turist biri fotoğrafımı bile çekti, “yerel halk/mahalle yaşantısı” dokulu fotoğrafının ölümsüz modeli oldum. Olayım varsın.

Yalnız kedili kadın olmak ve tozutmadan kalabilmak… Yan apartmanda çok kedili ingiliz kadını terelellinin ucundan döndürdüler. Bir kaç yıl boyunca akrabaları sıkı bir mücadeleyle evi hijyen hale getimeyi, kedilerin sayısını azatmayı başardılar. En son evinden ayrılmadan önce üniformasından sıyrılmış, başka kıyafetler giyerken de gördüm. Gidişine çok üzüldüm, arada balkonda karşılaşırdık, ismini sevmeyen, isim almak istemeyen kedi nasıl çağırılır, hangisi kaçınca geri dönebilir, hangisi gerçekten salak olabililir, peçeteye sarıp uzağa atacağın bir avuç mamayla bir kediyi nasıl ölmekten vaz geçirebililrsin, abuk subuk ama kedinin anlayacağı bir ses tonuyla şıkıştığı yerden çıkarırsın, tırmandırırsın bunları hep ondan öğrendim.

Ah o arka balkonlar, ne çok kadın dayağı, aldatılma, çocuk ağlaması, aşk kıkırdamaları taşır sana. Bu da başka konu…

Yalnız kadınlar yalnızlığı kaldıramadıkarı için mi kediyle yaşarlar yoksa yalnız olmayı bile isteye mi seçerler? Tek olmayı bilen, “bir tek onlar krallarla gözgöze gelebilir” diye anılan kedilerle akraba olabilirler mi? Benim hayat hikayem ikincisine daha yakın.

Dün İstanbul bir mengene gibiydi, sürüklenerek girdiğim vapurlar, sıkışık trafik, sıkışık dolmuşlar, sıkıştırmak için sorulan sorular, kendimi eve zor attım. Bieğim yavaş yavaş düzeliyor. Bence Pınar’da bende kampın son günü yaşadıklarımızdan hasarlı çıktık. Şimdi matın üstünde ne kadar düzelmiş anlayacağım, yayla gibi açık yapacağım köpek pozları, öne arkaya atlamadan takılacağım vinyasalar beni bekler.

 

 

28günyoga II/2 Gül Cihangir’de tek başına yaşayan kedili kadınlar” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s