fatma II – gün 3

Yeni döngümüzün üçüncü gününde, dördüncü gün yogası ile aranıza katıldım bu sabah. Shadow yoga yapmayanlarımız için açıklayayım; dördüncü gün yogası bizlerin kanama yüzünden ara verdiğimiz çalışmamıza dönmek için yaptığımız, yogaya geri dönüş yogası.

Dün kısa bir kestirme ile toparlanınca yemek için sokağa çıkacak takati bulabildim. Yaz-kış evdeki menümüzün belkemiğini oluşturan olan mercimek çorbasına aşeriyor ama yapmaya üşeniyordum.  Talimhane’deki falafelciye gitik biz de. Ben çorba ve iki adet de falafel köftesi yedim. Milo rejimde misin diye sordu. Değilim. Dikkat ediyorum. Dün ağzımdan çıkıp ikimizi de “ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz” diye düşünmeye sevkeden laflara da dikkat edecektim ama napalım, oldu bir kere. İlk firede vazgeçecek değilim. Dikkat etmeye devam. Devam olmasa bu üzüntüyle dünyaları yerdim zaten.

Gece 12 gibi uyuyup yine iki saat sonra buz gibi ayık, uyandım. Bir ara tekrar dalmaya dair ümidimi kaybediyordum, neyse ki dalmışım. Sabah 05:55 e kurduğum saatin alarmına uyanmak kolay olmadı. Gelgelelim bu sabah ayrı bir motivasyonum vardı. Gece yatarken sabaha Temmuz ayı programım çıkar herhalde diye düşünmüştüm. Yanılmamışım. Uykulu gözlerle ilk iş temmuzda gitmeyi istediğim kurs için talep ettiğim boş  günleri kontrol ettim: yaşasın!!! Kursa gidebiliyorum. Programımın gerisini de sevdim. Yogamı aksatmayacağım.

Uyandıktan sonra gerisi kolay geldi. Uzun zaman sonra ilk defa evimde yaptım yogamı. Başlayasıya saat 7’ye yaklaşıyordu ve sıcaklık kendini hissettirmeye başlamıştı. Yarın sabah için saati daha erkene, belki 5’e kurmayı düşündüm. Biraz iddalı ama erken yatabilirsem neden olmasın?

Yavaşça, emin adımlarla ileriledim prelüdün içinde. Nefesim, doğal habitatım olan deniz seviyesine dönmenin de etkisiyle, zorlanmadan, uzun ve derin aktı. Udiyanasızlığımdan bile şikayet etmedim. Bu nefesler aynı anda dünyanın öbür ucunda akşam yogasını yapan hocama, bu yakasında benim gibi uyanıp yogalarını yapan arkadaşlarıma uzanan kollar gibi geldi. Birbirimizi destekleyişimiz, dünyayı sarmalayışımız ne güzel. Yerde biten yoganın sonuna ılınmalar yerine 24 dakikalık meditasyonu koydum. Hatırlarsanız niyetim sabah-akşam birer ghati. Otururken farkettim ki zihnimin bu sabahki yayını pek havadan sudan mevzular hakkında. Anlaşılan ben içten içe dün yaşadığım sarsıcı güne ilişkin düşüncelerin akınını bekliyormuşum. Evvelinde yoga yaptığım için midir yoksa dün yatmadan önce, olanların bir kesinlikten ziyade sonsuz olasılıklara işaret ettiklerini kabul edip niyetimi hatırladığım ve çalkantılı hislerimin arasından “olana güvenmeyi” seçip çoğalttığımdan mıdır bilmiyorum ama bu hafiflik hoşuma gitti.

Dün geceden beri elimde  Bihar Yoga Okulu Yayınları’ndan basılan Hatha Yoga Pradipika var. Bu kitap uzundur kitaplığımda. Ne zamandır  da okumak istiyor ama nedense başlayamıyordum. O benden önce davrandı nasıl oldu bilmem ama geldi bana kendini okutturuyor. Giriş bölümünde kısaca  yoganın tarihinden bahsederken  M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış olan Buddha’nın popülaritesinin meditasyonu Hindistan’daki birincil ruhsal çalışma haline getirmiş olduğunu, etik değerlerin öne çıktığı bu ruhsal çalışmada meditasyona oturmadan evvel bir hazırlık aşaması gerekip gerekmediği hususunun gözardı edildiğini söylüyor.  Swatmarama’nın Hatha Yoga Pradipika’sını yorumlayan Swami Muktibodhananda’ya göre Budhha’nın çağdaşı olan Patanjali’nin 8 basamaklı Aştanga  Yoga sisteminde de yama ve niyamaların  (kişesel kısıtlamalar ve toplumsal kurallar) asana çalışmasından evvel gelmesi etik değerlerin ağır bastığı bu dönemde yazılmış olmasından.

Şöyle devam ediyor:

“Tecrübeyle sabittir ki yama ve niyamayı, disiplin ve kişisel kontrolu hayata geçirmek için zihnin belli bir niteliğe ulaşmış olması gerekir. Çoğu zaman gözlemleriz ki kişisel kontrol ve disiplini sağlamaya çalıştığımızda, zihnimizde ve kişiliğimizde daha çok akli problemlerin ortaya çıkmasına sebep oluruz…. Dolayısıyla kişisel disiplin ve kontrol üzerinde çalışmaya başlayan kişinin evvelden buna hazırlannmış olması gerekir. Eğer kişilikte ahenk yaratılmadıysa, kişisel kontrol ve disiplin huzurdan ziyade  huzursuzluğa sebep olacaktır.

….

Kendini kontrol ve disipline etme bedenle başlamalıdır. Bu çok daha kolaydır. Asana disiplindir; pranayama disiplindir; kumbakha (nefesin içeride ya da dışarıda tutulması) kendini kontrol edebilmektir. Padmasanada (lotus pozisyonu) onbeş dakika boyunca oturun. Bu kendini kontroldür. Neden ilk önce zihinle savaşıyorsunuz? Zihinle güreşmeye gücünüz yok  ama onunla güreşiyorsunuz ve kendinize karşı bir düşmanlık yaratmış oluyorsunuz.

İki zihin yoktur. Kendini ikiye bölmeye çalışan bir zihin vardır. Bir tarafı disiplini bozmak isterken diğeri disiplini sürdürmek ister. Bu bölünmeyi herkeste gözlemleyebilirsiniz. Bu bölünme daha da büyüdüğünde şizofreni adını alır.

Bu tehlike hatha yoganın otoriteleri ve ustaları tarafından açıkça farkedilmiştir. Dolayısıyla onlar ilk evvel bedenin terbiye edilmesi gerektiğini söylerler. Beden ile ne kastettiklerini açıklarlar: Bedenin içindeki süptil elementler (tatwalar), enerji kanalları (nadiler) saflaştırılmalıdır. Can’ın (Prana) akışı ve bütün sinir sistemi ve vücüttaki türlü salgılar uygun biçimde muhafaza edilmeli ve ahenkli hale getirilmelidir.”

 

M.S. on beşinci yüzyıla tarihlendirilen Hatha Yoga Pradipika’da  bedensel kontrol ve arınma zihinsel kontrolden önce geliyor. Swatmarama söze ilkin bedeni arındırmak gerektiğini, kendini kontrol ve disiplinin bedende başladığını söyleyerek giriyor. Ben önsöze daldım gidiyorum, kitabın ana metnine gelince yine paylaşırım belki sizlerle birşeyler. Bugün böyle biraz Pınar ekolünden 🙂 köstebeklik gibi oldu yazdıklarım ama okuduklarımın Defne Hocam’ın bize sınıfta söyledikleriyle örtüştüğünü görüp heyecanlandım, sizlerle paylaşmak istedim. Biz de öyle yapmıyor muyuz? Dilimizden başlıyor bedeni önce temizliyor, ısıtıyor, çalıştırıyoruz ki dengeye kavuşsun, can kesintisiz aksın. Sonrasını zaten biliyoruz; sağlam kafa sağlam vücütta 🙂

fatma II – gün 3” üzerine 10 yorum

  1. pinarustun dedi ki:

    Harika köstebeklik işi Fatma! Pek çok şeyi netliğe çıkarıyor öyle değil mi? Zaten, benim anladığım kadarıyla Z’nin de yama niyama’lardan sadece mitahara ile ilgilenmesinin sebebi bu. Geçen sanırım Onur çok güzel ifade etmişti, ilk başta yapmamız gereken şeyleri yapmadığımız için vakit kaybettiğimize dair bir şeyler. Yoga’nın bize kattıklarını ziyadesiyle geri alan bir olay yanlış beslenme. O yüzden ‘önce besinleri arındırın, sonra işinize koyulun, ve bedenin zihni yoğurmasına izin verin’ gibi bir anlam çıkarıyorum buradan. Çünkü zihin çok sinsi, onu kendi sinsiliğiyle yenmek imkansız. Latin atalarımız ne demiş, “mens sana in corpora sano”, yani sağlıklı bedende sağlıklı zihin.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s