Fatoş II- Gün 3

Misafirler gittiği için tekrar yoga odasına dönüşen odaya gittim sabah 6.30 civarı. Çok sıcak geldi oda bana. Güzel rüzgarın estiği salonun çekiciliğine kapılıp, yine salonun ortasında selamladım hocamı ve arkadaşlarımı. Belki bu 28 gün boyunca hep burada yaparım. Aynı yerde, aynı saatte olması önemli demişti hocam.

Prelüdün ortalarına doğru biraz yılmış hissettim. 3. günden yoruldum mu? Halbuki 1. gün ne kadar heyecanlıydım? Yüzeysel miyim, neyim? Neyse, geçmişte verdiğim sözleri tutmayınca yaşadığım ızdırapların tekrar etmesi olasılığının yarattığı korku yılgınlığımı dinlemekten caydırdı beni.

Bugün mula bandha yapmaya odaklanmaya çalıştım. Ama sadece 3 saniye falan sürdü. Söz konusu mula bandha olunca hafızam bir balığınki kadar kısa. Ne yapalım idare edeceğiz artık. Yarın 1 saniye daha uzun hatırlamaya çalışayım bari.

Yoga çalışmam bittikten sonra uzanmak istedim. Bu sefer de salon sıcak geldi. Yoga odasına gittim. Yatağa uzandım. Sonra tekrar uyuyakalmışım. Öğlene kadar uyudum.

Aslında bugün pek yazı yazasım yoktu. Kafam karışıktı. Okunacak bir sürü güzel yazı vardı zaten blogda. Sonra Ali benim yazılarımı okurken hiç bilemeyeceği hallerimi anladığını söyledi. Bu blog bitse bile yazmaya devam etmeliymişim. Ne hoş, 10 senedir beraberiz, hala benim hakkımda herşeyi bilmek istiyor. Ya da ben çok az anlatıp merakını aç mı bırakıyorum?

Sahiden, en yakınıma bile ben buraya yazdığım hallerimi sözle ifade edemiyorum galiba. Bu fena bir şey mi diye sordum kendime. Değildir herhalde, ne bileyim? Ona da sordum. Normalmiş böyle şeyleri anlatamamam. Hem zaten ne anlatıyorum ki? Bu bir yoga günlüğü.

Ben çok konuşmam. Ama yazabiliyorum. Konuştuklarımı geri alamam, ama yazdıklarımı beğenmezsem silebiliyorum. Aslında bu yazımı da pek beğenmedim şimdi. Ama silmeyeceğim.

Fatoş II- Gün 3” üzerine 2 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    İyi ki silmemişsin. Çok da iyi bir yazı olmuş. Çok iyi tanıdığımız insanların bilinç akışını okumak onların kafasına girmek gibi bir şey. Benzer bir çalışmayı da bize çift terapistimiz verdi. O da şöyle: 15 dakika boyunca eşine kafandan geçen şeyler hiç sansürlemeden anlatıyorsun. O karışmıyor, hı hı demiyor, kafa sallamıyor, sadece dinliyor. Bitince de yorum yapmıyor, sadece paylaştığın için teşekkürler diyor. Sen 15 dakika boyunca konuşuyorsun. Tek kural eşine saldırmamak. Yani sen bana böyle yaptın vs vs vs demiyorsun. Biz bunu haftada bir yapıyoruz en az. Ne kadar çok şeyi bilmediğimiz birbirimiz hakkında ortaya çıkıyor ve her defasında yakınlaşıyoruz.

    Liked by 2 people

  2. fsafak dedi ki:

    Kesinlikle deneyeceğim. Yorum yapmama kısmı çok iyi gelecek gibi duyuluyor. Bazen sadece yorum yapabilmek için dinlerken buluyorum kendimi, sanki böyle bir beklenti var gibi. Halbuki dinlemek yetiyor çoğu zaman. Yine hızır gibi yetiştiniz ❤

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s