Neşe – Gün I: Düzensizliğin Düzeni

Merhaba
Hatha yoga eğitimim sırasında okuduğum benim için kutsal niteliğinde olan kitap Mavi Orman ile Defne Suman ile tanıştım. Shadow yoga hiç aklımda yokken sırf Defne hocanın engin bilgilerinden faydalanabilmek için başladığım shadow yogaya devam edebilmem için tüm kolaylıkları sağlayan hocama ve devam etmeyi çok istememe rağmen bir türlü pratiğe devam edemedim. Devam edememeyi de geçip tüm başlangıç hareketlerini unutmamla ilgili bir utanç, kendimle yüzleşememe halimden dolayı geçtiğimiz yaz görüp görüp hocasına olan utancından başını yerden kaldıramayan bir öğrenci gibi yazılanları sessiz sessiz okuyordum. Hocamın hocası Emma’nın dvd si elimde olsa da oradan pratik yapmak kendime verdiğim sözlerle yüzleşme olacaktı sanırım bu nedenle bunu yapmaktan da kaçtım hep. Bu sene tekrar 28 gün yoga hareketini gördüğümde yine o utanç duygusu belirdi içimde okumaktan bile kaçacaktım ki çok çok tanıdık daha önce hocalık eğitimimizi birlikte aldığımız Onur’un da bu hareket içinde yazmaya başlamış olduğunu gördüm ve okumaktan kendimi alamadım her okuduğumda yüzümde kocaman bir gülümseme ile sayfayı kapattım. Garip bir şey şu sangha olayı; aylar süren eğitimde içimi dışıma çevirirken sanki orada bulunan herkesin sesi içime işlemiş gibi, onlardan birinin yazdıklarını okurken de sanki okumuyorum yanı başımda anlatıyor gibi oluyor derken sayfanın kenarında başka tanıdık bir isim daha olduğunu fark ettim. Yıllar yıllar önce yollarımız ilk kesiştiğinde benim görevli olduğum bir seferde Bangkok -İstanbul arası havada bir yerlerdeydik. O zaman yoga eğitimini duyduğumda kaç tane sorumu kibarca sıkılmadan yanıtladığını hatırlayamadığım meslektaşım şimdi yazdıklarıyla, zamanın ve mekanın karmaşasında içimden geçenlerle bir oluyordu. Fatma ile bir başka karşılaşmamız da birbirimizden hiç haberimiz yok iken Shadow yoga eğitiminde olmuştu. O günden bugüne geçen zamanda aynı işi yaptığım birinin işin tüm zorluklarına rağmen shadow yoga pratiğine devam edebiliyor oluşu, bahane balonlarımı patlatıp içimde daha açık bir görüş alanı oluşturması ile birlikte benim için umut oldu.

İki arkadaşımın yazdıklarını okumak motivasyonumu tamamen geri getirse de 28 gün düzenli yoga hareketine katılıp kendime verdiğim bir sözü daha tutmamak ile daha sonra yüzleşmek istemiyordum. 28 günün sonuna yaklaşırken yaptıkları çağrıları gördükçe bir yanım hadi kalk kalk diyor diğer yanım sessizlikte kalmayı istiyordu. Defne hocanın 28 gün sonundaki yazısını okuyuncaya dek kabuğumda kalmak daha ağır basıyordu galiba. “ Sizi seviyorum. Canı gönülden, çok seviyorum……” satırları içimde kalkıp sarılmak isteği uyandırdı. Kafamı yerden kaldırıp sarılmalıydım; yazdıklarının, yaptıklarının nerelere ulaştığını göstere bilmek için yazmak fiziksel bir temas teşekkür olacaktı. Aynı şekilde Fatma’ya, Onur’a ve yazan tüm herkese de sağladıkları motivasyon için birer teşekkür borçluydum. Sesinizi duyuyorum ve tüm düzensizliğimle buradayım diyen sarılma ve teşekkür ihtiva eden bu yazının devamı düzenli bir şekilde gelir mi bilemiyorum.

Tüm motivasyonla birinci gün matın üstüne çıktığımda başlangıcı güneşe selam ile yaptım. Topukların havada olduğu aşağı bakanda konfor alanımdan çıkıp topukları yere indirmeye çalıştıkça hamstringleri çimento dökülmüş İstiklal caddesi gibi hissettim; bırakın bir ağaç gibi uzamayı, esnemeyi tramvay bile geçmiyordu. Yoga yapmadığım her gün bir kasıma kilit vurulmuş gibi hissediyorum. Bedenimin pratik yapmamaya verdiği tepki hızının zaman birimleriyle ölçülebilir olmaması bedenle aramda küslük yaratan bir durum oldu hep, aynı hızı pratik yapmaya başladığımda da göstermesini istemek nafile. Sanırım bu yolla beni disipline etmeye çalışıyor ya da sabretmeyi öğretmeyi amaçlıyor. Topukları indirmek bu kadar zorlayınca biraz daha üstüne gitmek için padahastasana pozunda kalmaya karar kıldım. Beş altı nefes sonra bedenim sese dönüşseydi komşular itfaiye aracı çağırabilirdi. Dünyanın uydusuna kuyruk sokumumu sabitlemeye çalışırken, ellerimi ayaklarımın altına her koyduğumda görüntü daha da bulanıklaşıyordu ama bir yandan da bu pozda kalmak sanki kilitlerimi açıyor gibi hissediyordum. Pozda kalmak zorlaşıp karıncaların çoğalmasıyla aynı oranda bir rahatlama hali de geliyordu. Pratik kendiliğinden padahastasana pozunda uzunca vakit geçermeli Ashtanga güneşe selam b serisi olarak bir döngü halini aldı. 3-4 turda bir çocuğa geçip bir kaç nefes bedenimi dinleyip bedenim durmamı isteyene kadar bu şekilde devam ettim sonunda savasana esnasında ise yeni bir uydu olarak yörüngeye oturmuş gibiydim. Üçüncü günde yazabildiğim birinci günüm bu şekilde bitti sevgili sangha. Düzensizliğin düzeninden hepinize selam olsun. Namaste kalp & kalp

Neşe – Gün I: Düzensizliğin Düzeni” üzerine 2 yorum

  1. fatma dedi ki:

    Hoşgeldin Neşecim ♥️ Sabah kalkıp derse gitmek üzerine hayatını yeniden ayarlamak kimse için kolay değil biliyorum ama bir meslekdaşımın aramızda olması ve o boş günleri almak için verdiğim çabayı takdir etmesi ne güzel duygu anlatamam. Çok isteyince oluyor. ♥️Bahane balonlarını patlat da sen de gel işallah önüzdeki ders yılı. Yazmaya da başaladığına göre benim ümidim var 🙂 sonra da Semra’yı ayartır Shadow hava yollarını kurarız 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s