Elif_Gün 4: SARKAÇ 


Bugün sabah önceki yazılarımda bahsettiğim, VAKTİM VAR ruh halini abartıp saate bakmayıp, 1,5 saatlik ashtanga serisinin son yarım saatini 10 dakikaya sığdırmak durumunda kaldım. Sesli güldüm kendime. Üstüne daha meditasyon yapacaktım bir de. 
Dönüşüme niyetin ilk adımları abartılı olabiliyor bende. Sarkacın diğer ucuna doğru salınıp, orada da olmak istemediğimi, şanslıysam hızlıca, fark edip orta yolu buluyorum.

Bu salınma halini ilk fark ettiğimde;  bir takım insanlara aşırı sinirlenmiş, uzun zamandır sinirlenmekte, bu konuda hiç bir şey yapmayıp, söylemeyip, yüzüme bir gülümseme yerleştirmeye çalışıyordum. Uzun zamandır da böyle davranmaktaydım. Tatsızlık olmasın, insanları kırmayayım, kendi bakış açımı değiştireyim, barış filan derken böyle gidersem kendimi hasta edeceğimi fark ettim. Ortada sinirlendiğim bir durum vardı ve öfkenin bir şekilde çıkması gerekiyordu. 

Sonra hatırladım, ben ne güzel çıkarırdım öfkemi, uzun zaman önceydi belki ama yapıyordum. Bazen (çoğu zaman) söylemiş olduklarımdan pişman oluyordum, ama şimdiki gibi sırtımda taşıyıp dert de edinmiyordum. Ama orada da bir problem vardı. Sarkacın ters yöndeki en uç noktasıydı. 

Dönüşmeye bu pişmanlıklardan birinde karar vermiştim. Telefon bankacılığından nefret ettiğim zamanlardı. Sanki beni delirtmek için özel olarak seçilmiş operatörler anlamamaya, yardımcı olmamaya yeminliydiler. Her telefon konuşmasının sonunda sesimi yükseltmek zorunda (?!) kalıyordum. Anlamıyorlardı işte. O sıralarda ne çok anlamayan insan vardı etrafımda. Neyse, yine öyle bir konuşmanın sonunda zavallı bir çocuğa neredeyse bağırdım. “Anlamıyor musunuz siz, otomatik operatörle konuşsam daha iyiydi!” diye. Sonra telefonu kapattım ve bir utanç kapladı içimi, pişman oldum o saniye, zavallı çocuk işini yapmaya çalışıyordu ve ben sebep ne olursa olsun kimseye bağırmamalıydım böyle. Hemen telefon açtım yeniden ve biraz önce konuştuğum çocuğu istedim, ismini bile bilmiyordum, neyse ki teknoloji var buldular. Çocuktan özür diledim. “Herhalde başka şeylere sinirim bozuk, kusura bakmayın” dedim. Göz yaşlarım telefonu kapatana kadar zor dayandı fışkırmamak için. Ve karar verdim ben böyle olmayacaktım, insanlara iyi davranacaktım. Onlar ne yaparsa yapsın… 

Öyle de yaptım. Derin nefesler o zaman girdi hayatıma. Memnundum yeni tatlış halimden. Öfkeme çare bulamamıştım ama en azından yansımalarını kontrol edebiliyor ve etrafa kötü tohumlar saçmıyordum. Bir yandan sarkacın diğer ucuna doğru ilerlediğimin farkında değildim. 

Sanki eskiden kaplanmışım ve şimdi bir ev kedisine dönüşmüşüm gibiydi. Tırnaklarının ve dişlerinin varlığını unutan bir sirk kaplanı gibi de acıklı görünüyordum. Kimseyi parçalamaya niyetim yoktu, kırıp dökmek istemiyordum ama karşımdakiler de kuyruğumdan tutup beni sallayabileceklerini sanmasınlardı. 

Yöntem arıyordum, orta yolu nasıl bulurum diye. Geldi bir sürü yöntem, çok da iyi oldu. Ama şimdi anlatmak istediğim, salınmanın hızına çare olan bu yöntemler değil, her konuya adapte edilebilecek temel bir bakış açısı değişikliği. Bilge bir dostum, ruh ailemden olduğuna inandığım canım Melda’nın bana kazandırdığı bir bakış açısı. Kocaman meraklı gözleriyle pür dikkat dinledi sarkacımı, uçlara gitmeden kendimi yıpratmadan salınma arayışımı ve “O sarkaçta başka bir nokta daha var dedi”. Neresi orası? “Sarkacın tepesi, yukarı tırman, salınmak zorunda değilsin!”

Büyük aydınlanma anlarımdan biridir bu. Her zaman var bu seçenek. Sarkacın ucuna gidip saatte 200 km hızla ilerleyen bir arabadaymışım gibi bir ruh halindeyken düşünebilecek durumda olamıyorum doğal olarak, yukarı tırmanmam lazım. Meditasyonda anlatılan gözlemcinin, bu sarkacın tepesinde oturan “ben” olduğunu düşünüyorum.

Bugün sabah yogam, kapanışı apar topar yapsam da çok keyifliydi. Sonra tekrar Kundalini yoga için mata geçtim akşam saatlerinde. Meditasyon için de ayrıca bir fırsat yarattım. 

Bu sefer salındığımı hızlıca fark edip yukarı çıkmam iyi oldu, güzel bir gündü. Çok şükür. 

🙏

Elif_Gün 4: SARKAÇ ” üzerine 4 yorum

  1. elifbalcik dedi ki:

    Namaste yapmak istedim bir de kalp ama bilgisayarda yok 🙂 Fark ettiğim an yukarı doğru ilerlediğimi hissediyorum ben.. Daha da yukarısı var biliyorum ama yavaş yavaş..
    Yorum için çok teşekkürler.
    Sevgimle.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s