Elif_Gün 5: HÜZÜNLÜ SUÇLU VE BAŞARISIZ


Bugün matıma doğru giderken neden diye soruyordum, neden böyle hüzünlüsün? Kızımın, kendimi iyi hissetmiyorum diyerek yatağa yatıp, ateşinin yükselmesi mi böyle yaptı beni? Onun içimi sızlatan hasta, halsiz, yorgun hali? Hemen kendimi suçlayacak bir şey aradım, yeterince vakit geçirmedim mi onunla acaba? İki gündür kendini iyi hissetmediğini söylüyor ve ben yeni hasta olmuş minik kardeşin etkisi olduğunu düşünüyorum… Ona her durumda, her koşulda güvenecektim ben, onun da bunu hissetmesi, hiç şüphe duymamasını sağlayacaktım ben. Bu kadar basit bir konuda bile şüphe varsa bunu nasıl yapacağım? Hüzünlüydüm, artık suçluyum da. Biraz daha düşünürsem bedbaht olacağım, meditasyona oturup zihnimi susturmayı denemeliyim. 

Saat 5:30. Gece boyunca oğlanlar yataklar arası yolculuk yapmış beni de oradan oraya sürükleyerek. Yorgunum ama uykum yok.
Meditasyonu beceremiyorum hissi var bir süredir. Biliyorum aslında meditasyonu becerememek diye bir şey yok. Oturup kendimi izliyorsam, düşünceleri fark edip nefesime dönüyorsam, nefesimi izleyip bedenimi dolaşıyorsam, tam da yapmam gerekeni yapıyorum. Ama o yükselmiş hali, nasıl tarif edeceğimi bilmediğim, burada biraz daha kalabilsem, istediğim her an buraya gelebilsem halini yaşadım daha önce ve onu arıyorum her defasında yeniden. Biliyorum bu beklentinin kendisi o halin tam karşısında duruyor, ve o aradığım halin en önemli engeli. Beklentisizliğe ve bilen değil de merak eden halime dönmem lazım meditasyonda. Hala gelmedik hissi, gidilen bir yer hali uzun kalmamı engelliyor, 20 dakika oturabiliyorum sadece. Bugün hüzünlü, suçlu ve başarısızım… 

Bu halle yogaya başlıyorum sonra, işte modumu yükseltecek şey: fightmaster yoga’nın 1,5 saat ashtanga serisi. Güneşe selama başlıyoruz ve uttanasanaya eğilirken yapamayacağım diyor içimden bir ses. Daha ikinci asana, iyice moralim bozuluyor. Belim, sırtım, iki gün önce şuursuzca yaptığım Kundalini serisinin yadigarı morarmış kuyruk sokumu bölgem ve hüzünlü, suçlu ve başarısız ben, bu seriyi yapamayacağız. Deniyoruz yine de. Şaşırıyorum arada, sabahları hep kaskatı olan hamstringlerim bugün bayrağı leğen kemiğine vermiş esnek ve rahat takılmakta. Belimin izin verdiği hızda eğilebildiğimde dizlerimi öpebiliyorum. Bu buluş da işe yaramıyor, aşağı bakandan matın önüne adeta sürünerek gidiyorum. Israr etmeye gerek yok bugünün olayı ashtanga serisi değil belli ki. 

Yin yapayım diyorum madem öyle. Vaktim bol, bir saatlik bir seri buluyorum. Hem de kalça bölgesi çalışacağız, şahane. Daha ikinci pozda bir saatlik seri seçtiğime pişman oluyorum, bu zaman nasıl geçecek? Güvercin pozunda kalamıyorum, yarısında çocuğa geçiyorum ve artık lizard’da 5 dakika duracağımızı duyduğumda yinle de vedalaşma vakti geldiğine karar veriyorum. En güzeli kendi kendime yumuşak yumuşak takılmaktı. Ama kendi kendime kalmaya korkuyorum sanırım. En son bıraktığımda çok hoş görünmüyordum. Zaten 45 dakika olmuş bile yoga mücadelemde. 

Deniyorum yine de, oturuyorum topuklarımın üstüne, boynumu yumuşak yumuşak çevirmeye başlıyorum. Sonra bir an zihnimde bir aydınlanma oluyor bir soruyla beraber. Bugün ayın kaçı? 

Gülümsüyorum hüznüme de, ağlamaklı oluşuma da, bu kadar basit bir şeyi fark etmek için 1 saatten fazla matın üstünde debelenmiş olmama da… 

En başta bir şeyler aramıyor olsaydım, sorgulayan, suçlayan didikleyen zihnimi beş saniye susturabilip bedenimi dinleseydim, bana söyleyecekti neyimin olduğunu. Bugün periyodumun ilk günü! 

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s