Beste I – Gün 5&6

Dün gece kendi yazımı paylaştıktan sonra Alper’in yazısını okuyup öyle uyumuştum. İyi ki de okumuşum, çünkü sabah alarmı kapattıktan sonra yatağa geri dönmememe çok yardımcı oldu. Alper gibi ben de dedim ki eğer şimdi yatağa dönüp uyursam, muhtemelen yarın da dönerim,  ertesi gün de ve bu böyle uzayıp gider. O yüzden yok dedim hadi kalk. Gün geçtikçe daha iyi anlıyorum birbirimize verdiğimiz desteğin önemini. Fakat yazıların hepsini okuyamıyorum. Hatta iki gündür ancak bir iki tane okuyabildim. Çok merak ediyorum ama yetişemiyorum. Neyse Türkiye’ye döndüğümde daha çok vaktim olur diye umuyorum. Araya bir de regl girecek. O günlerde de yine sabahları erken kalkmak istiyorum. Yoga yapmak yerine bol bol bloğu okuyabilirim.  

Dün ve bugün yoga çalışmamı parantezsiz yaptım. Dün birinci prelüd, bugün de ikinci. Fark ettim ki parantezleri atınca daha sakin bir zihinle yapabiliyorum, ritmi daha kolay yakalayıp, geçişleri daha yumuşak yapabiliyorum. Parantezler olunca, özellikle de Vajrastana gibi beni çok zorlayanlar, yogam biraz daha herhangi bir egzersize dönüşmüş gibi hissediyorum, en azından ilk kısımları. Bugün parantezleri çıkardığımdan mı bilmiyorum ama Kurmastana’da 16 nefes kalabildim, nasıl oldu ben de anlamadım. Fakat sonlara doğru ev halkı uyanmaya başladığından bitirmek için biraz acele ettim. Halbuki uzun uzun Laya’da durasım vardı. Neyse bugünlük de böyle olsun. Daha çok Layalar var önümüzde. 

Dün Santa Lucia’daki cennet bahçesine, minik evimize, Caroline ve Tinka’ya veda edip Sevilla’ya geldik. Artık dönüş yoluna geçmiş bulunuyoruz. Bu gece burdan Barselona’ya, Pazartesi de İstanbul’a. Sevilla’da rafting zamanlarından arkadaşlarım Minuca ve Pablo ve onların tatlı mı tatlı çocukları Uma ve Nico ile kalıyoruz. Biz salonda uyuduğumuzdan eğer erken kalkamasaydım bugünkü yoga kesin yalan olurdu.

Yazmayı bitiremeden kahvaltıya oturduk. Sonra da tekrar yazmaya fırsat bulamadım. Şu an havaalanında gecikmeli Barselona uçağımızı bekliyoruz. 22:55’te kalkması gereken uçak bir aksilik olmazsa 01:15’te kalkacak. Biz gece 3’ten önce eve varamayacağız. Hatta o bile kesin değil çünkü havaalanından merkeze otobüsler gece 2’de bitiyor. Bakalım nasıl gideceğiz eve. Normalde olsa çok takılmayacağım bir durum ama tam erken kalkmayı ve sabah yogamı düzene oturtmuşken olunca bayağı canımı sıktı bu durum. Sanırım yine bir “first world problem” ile karşı karşıyayız sevgili sangha. Kahramanımız altıüstü uçağı 2 saat gecikti diye ve sabah erken kalkıp yogasını yapamayacak diye moralini bozuyor. Bu noktada geçen gün Defne hocanın bahsettiği, edilen niyeti, verilen sözü bir araç olmaktan çıkarıp amaç haline getirme durumu söz konusu olabilir, bir durup bakmakta fayda var. Bunu aklımın bir köşesinde tutayım. Şimdi uçak gecikti diye karalar bağladım sanılmasın ama biraz mızmızlık yaptığım doğrudur. Bunda tabii son birkaç gündür geç yatıp erken kalkmamdan kaynaklı uykusuzluğun getirdiği tahammülsüzlüğün de etkisi var. Bu da bana oruç tutup da açlıktan agresifleşen ve etrafa öfke saçan yurdum insanını hatırlattı. Aman diyeyim Beste. Neyse uzun lafın kısası, sabah erken kalkma sözü benim yogamı aksatmadan yapabilmem için verilmiş bir sözdü. Yani aslında aracın aracı. Onu amaca çevirmenin hiçbir anlamı yok. O yüzden yarın güzelce uykumu alıp, gün içinde kısa da olsa yogam için bir aralık bulmaya çalışacağım.

Şimdi de havaalanında yayıldığımız koltukta biraz kestireyim bari. Sevgiler sangha!

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s