Neşe- Gün 5: Dağdan döne döne gelen niyama

Günaydın okuyan herkes

5. Gün evden çıkmayı planladığım saate göre epey erkene kurduğum saat tam vaktinde yapacaklarımı hatırlatmaya çalışan bir mürebbiye gibi harekete geçti. Hemen kalktım koşa koşa mata geçtim diye yazmayı isterdim tabi ama öyle olmadı. Her beş dakikada bir seslenmeye devam eden Mürebbiyeye ses tonunu beğenmedim deyip susturdum. Sanki artık yatakta yatmıyordum da  nakavt olmak üzere boks ringinde yerde yatıyordum. Mürebbiye de sustuğu için uyur kalırsan işe de gidemeyeceksin diyen iç ses yerden kalkmam için ring de 10′ dan geri sayan hakeme dönüştü. Nasılsa 10’dan 1’e kadar hakkım vardı değil mi ? Hakem 6’ya geldiğin de “Değil !” haydi kalk dedim. Yataktan kalkmaya direnirken ne kadar süre geçirdiğimi, yoga ve iş için hazırlık yapmama ne kadar zamanım kaldığını hesaplamak için saate bakarken zihnim fonda 8 fuul hours of sleep parçasını döndürmeye başladı bu parçanın müziğini pek beğenmesem de sözleri ile aramda bir bağ var.
” When you sleep,
No one is homeless.
When you sleep,
You can’t feel the hunger.
When you sleep,
No one is lonely in a dream.
Without classes,
Without nations..
….
And the sun’s always rising
In the sky somewhere,
And if young hearts should explode
From all the lies they’ve been told…
Let the new night bring you peace
And the promise of tomorrow,
Where we can wake to a new beginning.
…..
Tomorrow, tell me,
Where will you wake up?
Beyond title, beyond these careers and laws,
Something more than borders on a map…
And the sun’s always rising in the sky somewhere……. ”

Bulunduğum konumda güneş bu esnada çoktan doğmuştu. Niyet ettim bana doğan güneşe deyip mata geçtiğimde asthanga güneşe selam ile başlayayım derken 20 dakika sürem olmasından mı yoksa binlerce yıllık bir geleneği kendime bu şekilde uyarlıyor oluşumdan mı nedir kendimi kandırıyorum gibi hissettim.Gerçekten gün aydınlanmadan başlayan meditasyon sonrası ilk ışıklarla Güneş’i selamlamak hissiyat bakımından bana en iyi geleni, kendi pratiğimi en yapmışım gibi hissettireni. Eğitimlerde bir şeyler öğrenme halinde yapılan yoga veya grup halinde durum başka dolayısıyla hangi saat olduğu önemli değil ama iş kendi yogamı yapmaya gelince hissiyat bu. Güneşin bağımsızlığını ilan ederek bu şekilde kendimi nereye kadar kandıracağım diye matın üstünde bedenim Dağ pozunda nefesimden bağımsız düşüncelere daldım. Pratikten kaçmak için bahane üretmeye mi çalışıyordum ?  –Yok yok kendimi kandırıyorum  arası zihin *ulolası ile karşı karşıyaydım resmen. Eski zaman olsa bu düşünceleri durdurmaya çalışırdım ama böyle bir yöntemin konunun istikbali açısından pek hayra delalet olmadığını bildiğim için düşüncelerin gideceği yere kadar akmasına izin verdim.  Düşüncelerin ulolaya dönüşmesiyle ya da zihnimde tekrar eden bu akışın bana ulolayı andırmasıyla dağ pozundan çıkıp başka bir bedensel  hareket yapamadan matın üzerinde kala kalmam  *asanaların yoganın sadece bir basamağı olduğunu hatırlattı. Fakat, heyhat kapitalizm, insan seni ne kadar iyi tanısa da tuzaklarına düşmek bazen ne kadar kolay.  Çoğunlukla pazarlandığı şekil;  mükemmel vücutlu, duruşlu kusursuz instagram fotaları olmasından mıdır nedir yoga deyince asanalardan geri kalan basamakların hatırlanması için zihinde bir ulolaya ihtiyaç duyulması ? Bedenim dağ pozunda zihnim yoga basamakları arası bir tırmanışa başlamış iken *Niyamaların ikincisi olan Santhosa’ya geldiğimde ulolamı oluşturan iki düşünce arası geçişime bir karşılık gördüm; hayatın şu an getirdiklerinin, şartların farkında olma. İngilizceden çevirince kanaat etme olarak geçse de benim bütünden anladığım yola devam edebilmek için andaki şartların içinde  kendine huzurlu bir alan oluşturma . Konu ile ilgili yapabileceklerini ve yapamayacaklarını kabul etme, kendini kabul etme

Matın üzerinde oluşturduğum dağın içinden  Santhosa’ya varmam ile aslında  bu kandırmaca hissiyatının; daha önce bahsettiğim bahane balonlarının yardımına koşmuş, onları tekrar üfleyip şişirmeye çalışan bir balon arkadaşı olduğunu fark ettim.

Meğer bugün mata çıkmam asanalardan başka basamakları gözden geçirmeme vesile olacakmış. 5. Gün pratiğim dağ pozuyla başlayıp Santhosa’ya oradan
*urdhva hastasana ve eller kalbin önüne indiğinde “ and the sun is always rising in the sky somewhere” dizesini bir mantraya dönüştürüp benim mürebbiyenin de katıldığı bir om ile son buldu

Seviliyorsun Patanjali
Yoga merakımdan okuyorum  ama bazen pek anlamıyorum şeklinde dönüş yapanlar halen okumaya devam ederse ve bir gün yola çıkmaya karar verirlerse diyerek kısa kısa, basit basit :

* Ulola: iki hareket arası tekrarlı akış
* Asanalar: Yaklaşık 2000 yıl önce Patanjali  Yoga ile ilgili en eski bilgileri derler toparlar ve Yoga Sutraları yazar. Yoga Sutra’da anlatılana göre Yoga’nın sekiz basamağı vardır. Asanalar sekiz basamağın üçüncüsü olup yaptığımız hareketler, duruşlara tekabül eder.

*Niyamalar ; sekiz basamağın ikincisi, kişinin daha çok kendisiyle olan ilişkisi ile ilgili davranışlar

* Urdhva hastasana; yoga duruşu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s