ALİ – GÜN 7&8: “Suçi’de oturun, artık büyüdünüz.”

Merhaba Sangha,

Dün sabah gözlerimi açtığımda, o sıcak gecenin içinde çırılçıplak olmama rağmen nasıl uykuya dalmış olduğuma hayret ederek (bir ara havayla birlikte tüm dünyanın durmuş olduğuna emindim) telefonuma uzandım. Saat 7:58. Ooo iyi, saat daha erken derken uzandığım yerden blog yazılarını okumaya koyuldum. Defne hocanın yazısını bitirdiğimde artık geri alamayacağım büyük bir hatayı çoktan yapmış, yazısında özellikle sabah uyanır uyanmaz elinizi telefonunuza atmayın, ilk iş kalkın yoganızı yapın cümlelerini okurken hem utanmış hem de kendimce durumun içinde var olduğuna inandığım ince bir ironinin hoşluğuyla suratımdaki tebessüme engel olamamıştım.

Baktım Fatoş da ufaktan uyanmaya başlamış, sanki hiç elimi telefona atıp blog yazılarını okuyan ben değilmişim (Defne hocanın nasihatlerini de zaten biliyormuşum) gibi haydi gel yogamızı yapalım dedim. “6 gün yoga… Patanjali… 1 gün dinlenin… sutralar…” derken önümüzdeki dolunaya kadar dinlenmemek üzere yogamızı yaptık.

Farkında olmadan her gün aynı hareketleri aynı sırayla yapmış, Şirince’de öğrendiğimiz yeni bazı parantez hareketlerini ıskalamışım (hepsi defterde yazdığı gibi Defne hocanın attığı mailde de doğru sırasıyla tüm hareketler dururken ‘ıskalamışım’ dediğimde hepimiz o buruk duygudaşlığı hissediyor muyuz?). Ama neyse ki Fatoş ıskalamamış. Aniden araya giren suçi paranteziyle dünyam sarsıldı. Suçiyle aramızda hoş olmayan anılar var. Suçi demek benim için ayak parmaklarımda ve parmak köklerimde şiddetli acı demek (Şirince’de derse başlamadan önceki tuvalet molalarında, giden arkadaşları beklerken Defne hocanın, “Suçide oturun, artık büyüdünüz,” deyişi kulaklarımdan gitmiyor.” ☺️). Bu 28gunyoga vasıtasıyla suçiyle aramızdaki buzları yavaş yavaş eritir, 3’er nefes 3’er nefes rahatsızlığın içine yerleşirim derken, araya giren parantezle sanki aramızdaki ‘yavaş yavaş’ antlaşmasını bozmuşum gibi suçiyi kızdırdım. Acı ayak başparmağımın kökünde kendine edindiği yuvasını terk etmekte dirense de (herhalde bana çok kızdığından olacak) komşu parmakların köklerine de ziyaretler gerçekleştirip, antlaşma ihlalini her birine itinayla anlattı. Bir keresinde Suçi’yle ilgili Pınar’a dert yanmıştım (“Çok acıyor Pınar.  Başparmağımın kökü kırılacak gibi geliyor.”) Ağırlığın tüm ayak parmaklarına paylaştırılmasıyla acının geçeceğini, daha rahat oturacağımı söylemişti. Öyle de oldu Pınar 🙂 (Hem de kırılmadılar.) Defne hoca da en azından 3 nefes oturabiliyor ol demişti. Fatoş’un beklenmedik parantezi sayesinde artık 3 değil 5 nefes bile durabiliyorum Suçi’de (Hocam galiba gerçekten büyüyorum!)

Bu sabah ise ne yazık ki erken kalkamadım. Dün akşam yakın arkadaşlarla çin yemeği, ardından Maçka Parkı’nda havuza ayak sokup serinlemeye çalışmalar (yakın zamanda bir belediye parkının havuzunda birini elektrik çarpmış galiba, onun korkusundan havuz zevkimiz kısa sürdü. Bir gün de korkmadan bir şeyler yapabiliyor olsak ya şu memlekette…neyse,) ardından balkonda frambuazlı frozenlar derken, eve varmamız 1’i buldu. Sabah 11 gibi uyandığımda (öğlen gibi desek daha doğru olacak) boğazımda hafif bir ağrı ama hoş mayhoş bir frambuaz tadı, önceki gün nefes sayısını 3’ten 5’e çıkarmış olmanın getirisi olduğunu tahmin ettiğim bacağımdaki ince sızı, midemdeyse çin yemeğinden kalma olması muhtemel baharatlı bir yanma hissiyle aklımdan ilk geçen şey “Bu halde nasıl yoga yapacağım? Bu mideyle bandayı nasıl çekeceğim?” oldu.

Fatoş uyanıp hazırlanıp yogasını yaparken bekledim. Kendimi sindirim sistemime teslim ettim. Stolk izleyip, kahkahalar eşliğinde kafamı vrittilerle doldurdum ve artık yoga yapmaya hazır hissettiğimde sesleri susturamadım. Sama pada’dan ısınma hareketlerine geçtiğimde hala vızır vızır sesler kafamın içinde bir türlü susmuyorlardı. Odanın açık penceresinden alt komşuların sesleri de bir türlü susmuyordu. Dışardan gelen şehir gürültüsü susmuyordu. Ayak parmaklarım kızmış bağırıyorlardı… Bacaklarım at pozunda, Şarva’ya hazırlanmak için kollarımı iki yana iterken sanki tüm sesleri kendimden uzaklaştırmaya çalışıyordum. İşe yaramadı. Nefese odaklanmaya çalıştığım her seferinde 2. nefesten sonra sayıyı karıştırıp tekrar seslere odaklandım. Seslere odaklandığımı fark ettiğimde kendimi durdurmaya çalışıp tekrar nefese odaklanmaya çalıştığım her seferinde 2. nefesten sonra sayıyı karıştırıp tekrar seslere odaklandım. Ta ki Sarpa’ya kadar. Sarpa bir huzur, tüm gerginliğin içinde bir rahatlama anı, seslerden arınmış bir vahaydı. Sadece nefes, iniş, uzanış, dönüş ve kalkış vardı. (Defne Hoca Sarpa’yı ilk yaptırdığında hepimiz nefes nefese kalmıştık. O da ilerde bu hareketi dinlenmek hatta rahatlamak için yapmaya başlayacağımızı söylemişti ☺️)

Sesler dindi, yoga bitti. Bacaklarımı duvara uzatıp göğüs kafesimi kasıklarıma doğru ittim. Dizler bitişik, ayak tabanları tavana bakıyor. Ayakların dış kenarları yere basar gibi azcık açık. Dizlerimin arkasındaki yanma hissiyle baş başa tatlı bir nefes sohbetindeyiz. Acıyan yerler böyle olgunluk ve anlayış gösterdiklerinde çok mutlu oluyorum. Sanki, “Ali için rahat olsun. Acıyor ama kötülüğümüzü istediğinden değil, varsın acısın biz dayanırız, sen (biz) doğru yoldayız.” diyorlarmış gibi geliyor. Sonra bacaklarım duvarı sıyırarak yavaşça parkeyle buluşuyor. Kendiliğinden cenin pozisyonuna geliyorlar. Bir kolum başımın altında. Sesler yok, acı yok, nefes yok, ben yokum. Rüyasız, hiçlik benzeri bir uykudan kendimi çok iyi hissederek uyandım ve bu yazıyı yazdım Sangha.

İyi ki varsın. Şükran 🙏🏻

IMG_0732.jpg
Mephisto’nun üst katında çok güzel bir café varmış. (Kahve içmem lazım.)

ALİ – GÜN 7&8: “Suçi’de oturun, artık büyüdünüz.”” üzerine 9 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Gerçekten büyüyorsun Ali! Suçi’de dizlerinin altına blok koyarak dur, bazı ayaklar suçide daha çok acı çekiyor. Seninkiler de öyle. (Keza benimkiler de. Oradan biliyorum.) Sarpa’nın size yin yoga gibi geleceğini söylerken haklıymışım, değil mi? Yazılarını keyifle okuyorum. İyi ki yazıyorsun!

    Liked by 1 kişi

    • AliPinarbasi dedi ki:

      😍 Blok bulamadım ama Fatoş’un da tavsiyesi üzerine Das Kapital imdadıma yetişti (Cilt I & II) 🙂 Sarpa hakkında %100 haklıymışsınız. Sizin tarafınızdan keyifle okunmak tarifsiz bir gurur ve mutluluk… ❤️

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s