Serap gün 7 – Tek bir hocayla yoga

Sabah 5.30 da uyandım. Gözünü gökyüzüne açmak ne güzel şey, iyi ki dışarda uyumuşum gece. Matın başına geçtim. Yüzerden üç tur kapalbhati yaptım. Yazın günü kapalbhati nerden çıktı demeyin. Gündüz hava çok sıcak olsa da sabahın bu vakti gayet serin oluyor, bazen ayaklarım bile üşüyor. Hem ben kapalbhati çok seviyorum düşünce akışına kesin çözüm. Biraz uddiyana bandha çalıştım. Olur gibi oldu sanki. Türkiye’deki öğretmenim birkaç kere göstermişti ama bir türlü beceremiyordum bu bandha işini. Uzun süre üzerine düşmedim, aklıma bile gelmiyordu zaten. Blogta çokça bahsedildiğinden olsa gerek bu sabah bir yapmaya çalışayım dedim. Yine tam olmadı da, olduğu kadar artık. Zihnim sakin oturdum bir süre sessizce. Sivananda serisini yapmaya karar verdim. 12 hareketi yaptım sırasıyla. Savasana ile pratiğimi sonlandırdım.

Yogayı kendi başına yapabilmek kolay iş değil. İlk başladığım zamanlar tek başıma ne yapacağını bilemezdim. Üstelik çalışma saatleri uzun, düzenli bir işte çalışıyordum ve akşam derslerine yetişemiyordum. Bu sebeple haftada sadece bir kez Cumartesi sabahları gidebiliyordum stüdyoya. Elbette yeterli değildi. Ben de her sabah kah hocamın o hafta gösterdiği hareketleri tekrar ederek, kah videodan takip ederek yapıyordum yogamı. Yogayı kendi başına yapmanın önemini biliyordum da ne zaman kendi başıma yapmaya kalkışsam karma karışık bir şey oluyordu. Biraz zaman aldı bu disiplini oturtmak.

Benim her şeyden çabuk sıkılan bir doğam var. Maymun iştahlılık gibi değil de, ilgilendiğim şeyin içinde yeni şeyler olmazsa dikkatim çabuk dağılıyor sanki. Aynı şeyleri tekrar etmek hoşuma gitmiyor pek. Yogaya başladığım Moskova’daki stüdyoda çok fazla hoca vardı. Ben üşenmeden her birinin dersine tek tek gidip sonunda bana en yakın gelenle devam etmiştim. Sonra Antalya’ya döndüm. Burda kafama göre yer bulmak çok daha zor oldu. Yine bir sürü yere gittim.  Sonunda hocamı buldum ondan sonra da değiştirmedim. Amerika’ya gittiğimdeyse seçenekten başım dönmüştü. O stil senin bu hoca benim dolandım durdum ve çok hoşuma giden vinyasada karar kılıp devam ettim.

Kafamda sürekli (yoga haricindeki konular da buna dahil)  dışarda bir yerde daha iyisinin olduğuna dair bir düşünce var benim! Daha iyi; kime göre, neye göre? Ama gel de anlat zihnime. Bu sebeple devamlı bir arayış içerisindeyim.  Diyelim ayakkabı alacağım. İlk gittiğim dükkânda gayet beğendiğim bir ayakkabı buluyorum; duruşu güzel, giyimi rahat, fiyatı uygun. Al git değil mi! Olmaz, mümkün değil, daha ilk dükkândayım, ya dışarda daha güzeli varsa? Önce tüm dükkanlar gezilecek, vakit harcanacak, yorulunacak, kendimi daha güzelinin olmadığına ikna edeceğim ve ilk dükkana geri dönüp alacağım o ayakkabıyı. Mevzu bu ve hemen her konuda geçerli benim için. Dolayısıyla tek bir sisteme bağlı kalmak mı, tek bir hocayla çalışmak mı, duyunca bile tüylerim diken diken oluyor.

Sivananda’nın ismini Hindistan’a gitmeden önce çok duymuştum. Hindistan’da gezerken karşıma bu ekolü takip eden kişiler çıkmaya başladı. Ben adını duymuştum ama sürekli aynı hareketleri yaptıklarını bilmiyordum. Gidenler anlatıyor, şöyle güzel, böyle iyi. Yahu iyi de; sürekli aynı hareketleri yapıyorlar, vakit geçer mi, sıkıntıdan ölürsün maazallah! Ben yine Hindistan’da da gidebildiğim kadar değişik hocalara gidiyorum tabi.

Ashram hayatını çok merak ediyordum. Soruşturdum nereye gidilir diye, herkes Sivananda’yı tavsiye etti. Vardır bir hayır deyip gitmeye karar verdim sonunda. Zihnim çıldırıyor tabi, sabah iki, akşam iki, günde dört saat aynı şeyleri nasıl yapacağım? Tek serili günlerim başladı. İlk fark ettiğim; hareketler aynı olsa da hissettiğim şeyler aynı olmuyordu hiç. Mesela sabah yapmakta zorlandığım bir hareketi akşam kolaylıkla yapabiliyordum. Bir hafta sonra, oraya gitmeden önceden yaparken hiç hissetmediğim değişikler hissetmeye başladım. Bu daha çok bedenseldi, hareketi daha kolay yapmak, daha öne katlanmak gibi. İkinci hafta bittiğinde enerjisel bir takım değişiklikler başladı. Asanaları yaptıkça karnımın arkasında bir yerde bir şeyler harekete geçiyordu sanki. Böyle böyle derken, iki hafta kalmak için gittiğim ashramda üç hafta kaldım. Bu üç haftada bedenimin şekli değişti sanki. Bu kadar kısa sürede böyle bir değişim beni hayrete düşürdü. Bunda elbette beslenmemizin, düzenli yaşamamızın, her şeyi aynı saatte yapmamızın da etkisi vardır. Velhasıl, nasıl geçecek diye kara kara düşündüğüm günler su gibi keyifle geçip gitti.

O zaman anladım ki; tekrar önemliydi. Sürekli değişik şeyler yaptıkça beden de, zihin de ne yapacağını şaşırıyordu ve gelişme gösteremiyordu. Halbuki tek seri yaparken zihin çok netti, sonra ne gelecek, nasıl yapacağım diye endişelenmiyordu. Yoga her yerde yoga sonuçta ancak her hocanın yogaya getirdiği kişisel bir yorumu var. Ne kadar fazla hocayla çalışırsak aklımız o kadar fazla karışıyor.

Defne Hoca’nın yazılarını okudukça belli bir sisteme bağlı kalmanın faydalarını çok daha iyi kavrıyor insan. Bunun için elbette kendimizi gözü kapalı teslim edebileceğimiz bir hocamızın, başka sistemlere ihtiyaç duymayacak kadar kendimizi bütün hissettiğimiz bir sistemin olması gerekiyor. Kolay iş değil. Ben bu platformu ve sanghayı görünce içimde bir merak uyanıyor elbette nedir bu shadow yoga diye. Tez zamanda deneyimleyebilmeyi diliyorum.

Reklam

Serap gün 7 – Tek bir hocayla yoga” üzerine bir yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Sevgili Serap,
    Uzunca bir seriyi tekrarlamanın vücuttaki ve zihindeki etkilerini pek güzel anlatmışsın. Eğer kaldığın yerde memnunsan belki de artık başka bir sistemi denemene gerek yoktur. Tabii eğer benim rehberliğimde çalışmak istiyorsan kapılarımız sonuna kadar açık! Haberleşiriz.
    Defne

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s