Serap Gün 9 – Acıların Kadını

PicsArt_1438341458220Günaydın sangha. Bu sabah yoga yapmadım, yapamadım, olmadı. Dün gece doğru düzgün uyuyamadım, sabahta 5’te uyandım. Geçtim matın üstüne. Oturdum sessizce. Kafamın içi dopdolu. Yargıç Serap iş başında, konuşuyor da konuşuyor. Baktım devam edemeyeceğim, çocuk pozuna geçtim. Alnımı yere koyar koymaz gözyaşlarım dökülüverdi, matım ıslandı. Çok fazla gözyaşı ve ter var bu matın üzerinde. Yoga zor zamanları zarafetle atlatma sanatı mıydı?

Gözyaşlarım 5 yıl önceki acımın yasına ait. O acı ki;  bir daha aynı Serap olamadım. Bir milat o acı, hayatım da aynı kalamadı sonrasında. Ben başka bir boyuta geçtim. Gözümü kapadığım her şey görünür oldu birden. Yogaya o zaman başladım. Yalan söylemeyeceğim, sonrasında aldığım annemin kanser hastası olduğu haberi bile acıtmadı canımı bu kadar. Acı o kadar dağlamıştı ki yüreğimi, sonrasında gelenleri hissedemedim belki. Bazen bu olayın beni annemin hastalığına hazırlamak için olduğunu düşünürüm. Yoksa tüm hayatı boyunca en büyük korkusu annesini kaybetmek olan biri nasıl baş ederdi bununla?

Ben bu acıya –sözüm ona- sebep olanı affettim. Çok sonraları tabi, acıyla kavrulup pişince. O kişinin bunu beni acıtmak için yapmadığını, sadece kendi yarasını sarmak derdinde olduğunu anladığımda. Affedemediğimiz her kişinin, her olayın ne büyük yük olduğunu omuzlarımda, kalbimde hissettiğimde. Olanı kabul etmenin ve gitmesine, bitmesine izin vermenin ne büyük şifa olduğunu kavradığımda. En zoru kendini affetmek, ona çalışıyorum hala. İşte o acıyı yaşadığım zaman demiştim ki; ben olsaydım yapmazdım. Daha da ileri gitmiştim; ben böyle bir acıyı kimseye yaşatmayacağım. Büyük laf etmişim.

Bazen hayat tükürdüğümüzü yalamaktan ibaretmiş gibi geliyor. Neyi yapmam desek onu yapacağımız bir olay çıkarıyor karşımıza. Başka türlü nasıl anlayacağız? Şimdi karşı taraftayım, ordan bakıyorum meseleye. Yürek kendinden yana oluyor hep, kendimi haklı çıkaracak nedenler bulmam an meselesi. O kişi de bulmuştur zamanında muhakkak. Hayatımızda tekrar eden olaylar bize bir şey anlatmak istiyor ya, burdaki ders ne anlamaya çalışıyorum.

Bir yanım diyor ki; üzerinde durma, yürü geç ordan, başını belaya sokma durduk yerde! Diğeri diyor ki; kaçma! Gir bak bakalım içine ne varmış orda göremediğin.

Çocuk pozundan güneşe selam yapayım bari deyip kalkıyorum. Yalnız değilim tabi, 5 yıl öncesinin kahramanları da benimle. Hep beraber başlıyoruz eğilip kalkmaya. Hikâye sil baştan oynanıyor. Zavallı Serap! Drama o diyorum, kanma, nefesine odaklan. Gözyaşlarım akın akın saldırıyor bu sefer. Anlıyorum ki devam edemeyeceğim, matımı toplayıp resmen koşarak bisikletin yanına gidiyorum.

Tıngır mıngır koyuluyorum yola. Güneş doğma telaşında boyamış yine her yanı. Yemyeşil ağaçlar bile kıpkırmızı olmuş. Önüme bir tümsek çıkıyor, kenarında da bir çamur birikintisi. Hızlı gittiğimden karar veremiyorum o kısacık anda ne yapacağıma. Gidon kendiliğinden kırılıveriyor kenara, tümsekten atlamaktansa çamura girmeyi seçiyor. Üstüm başım çamur oluyor. Konuşuyor bizimki yine, hah, bak işte, yine eline yüzüne bulaştırdın! Kulak asmayıp devam ediyorum. Kafamın içinde bir şarkı; yürüyorum hasretin, acının üstüne, sığmıyorum dünyaya, dar geliyor…

Acımı düşünüyorum. O benim hayatımdaki en büyük hediye aynı zamanda. O acı olmasaydı bugünkü Serap olamazdım, kim olduğumu bilemezdim. Nerde bende kendimle yüzleşecek cesaret! Yoganın yanından bile geçemezdim. Şükranla doluyorum.

Kampa varmaya yakın hissediyorum, kaçmayacağım. Çok canım yanacak biliyorum, varsın yansın. Bakalım acı hangi çiçeklerle gelecek bu sefer…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s