Ayça II – Gün 10: Bir #28gunyoga buluşması


Akşam yatmam 23:30’u bulunca bu sabah kendime biraz izin vereyim dedim ve 5:50’ye kurdum saati. Zil çalar çalmaz da fırladım yataktan. Aniden kalkınca kalp atışlarım hızlandı, derin uyuyormuşum demek ki. Şu yeni teknolojik aletlerden mi almalı acaba? Koluna taktığın sürece senin nabzını ölçüyor, uyurken hangi evredesin anlayabiliyormuş. Buna göre de kurduğun saate göre uykunun hafif olduğu bir dilimde titreşerek seni uyandırıyormuş. Asıl niyetim kendi kendime uyanabilmek olduğu için bu tip dış uyaranlara karşı “Bu da hiç doğal değil!” diyen kibirli bir bakışım var. Sanki alarm bir iç uyaran!

Hazırlanmak için tuvalete gittiğimde adetimin başladığını gördüm. Hoşgeldin, iyilikler getirdin de bari akşam geleydin, ben de boşu boşuna (!) kalkmazdım bu saatte. Ya da yogamı yaptıktan sonra uğrasaydın?

Bir an, çok ama çok kısa bir an, hazır kalkmışken matıma oturup biraz sessiz kalsam, şükretsem, sizlere hal hatır sorsam, sonra da blog yazılarını ve kitabımı okusam diye geçti aklımdan. İşte, dediğim gibi bu düşünce geldiği gibi geçti ve ben tekrar yatağa döndüm. 

Kendimi bu geçen 39 yılda az çok tanımışım. En azından uykuyla olan münasebetimi gayet iyi biliyorum. Alarm bu sefer çocukları yelken kursuna hazırlamak için kalkmam gereken 7:45’te çaldığında ben, ben değildim. Küfür, pazarlık, dengesizlik (hem fiziksel, hem duygusal anlamda)…Adeta içimdeki yabani ortaya çıkmış. Sabah kaçta uyanırsam uyanayım, tekrar uykuya dalmamak benim için en hayırlısı. Bunu bilmem kaçıncı kez teyit ettiğime göre buraya da yazarsam bir daha bu hataya düşmem diye umuyorum. 

Kahvaltıdan sonra çocukları kursa bırakıp Pınarlar’ın siteye doğru yola koyuldum. Dünden sabah kahvesi için sözleşmiştik. İçim kıpır kıpır. Canım Pınarcığım içi gülen gözleriyle karşıladı beni. Nefis bir denize karşı, püfür püfür rüzgar eserken hasret giderdik. Kulaklarınız çınladı mı sangha? Bol bol blogdan, yazıların nasıl birbirine ilham verdiğinden konuştuk. Bu arada konuşmamız sırasında Dr. Kemal’i ben de ziyaret etmeye karar verdim (ve bu satırları yazarken yarın sabah için randevumu aldım). Gittiğimde yabancılık çekeceğimi sanmıyorum.

Pınar’la laf lafı açarken adet günlerindeki bedensel yogasızlığımıza geldi konu. Bana David Hoca’nın bu günlerde izin kağıdı almışcasına kaytarmamamızı söylediğinden ve aynı saatlerde kalkıp sakince oturmamızı önerdiğinden bahsetti. Pınarcık daha detaylıca anlatır belki bir yazısında. Ama sabahki o kısacık anda aklımdan geçenler ilahi güçler tarafından özenle tekrar önüme servis edilince etkisi arttı sanki. İç sesimi dinlemediğime hayıflandım. Doğru yoldaymışım da yine nefse yenilmişim, kolaya kaçmışım gibi hissettim. Bir parça da gurur vardı, hani yapılması gerekeni bildim ya…Noluyorsam!

E bu durumda, yarın sabah siz yoga yapar, ben oturup sessizliği dinlerken görüşmek üzere…

Ayça II – Gün 10: Bir #28gunyoga buluşması” üzerine 8 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Nefis fotoğraf! Çok güzelsiniz ikiniz de. Bizim Bey’in yoga hocası ona 5 ila 7 arasında uyunan uykunun kimseye iyi gelmeyeceğini söylemiş. Bilinç altı çok akitfmiş o sırada, uyursan zehirlermiş bilincini. O yüzden onlar (Kundalini Yoga ekibi) o saatte hiç uyumazlar, yogalarını da o saatte yaparlar ki bilinçaltı zehirini prana temizlesin.

    Liked by 3 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s