fatma II – gün 10

Çıkan kısmın özeti: Sabah yogasında alt etmek şöyle dursun kendi eliyle besleyerek iyi halt ettiği vrittilere yenik düşen kahramanımız,  aradığınız yogaya şu anda erişilemiyor mesajını alınca şansını bir de güneşi uğurlarken denemeye karar verir…

Doğumgünü 4 temmuz,  sevgili sangha. Şehir de dükkanlarını kapatmış, parklarını kapatmış hazırlanıyor; havai fişekler patlarken mangal barbekü yaparak kutlayacak memleketinin doğumgününü. Sokaklarda in cin top oynuyor. Oturur da kitap okurum dediğim türden bir kahve bile açık değil. Starbucks’da oturmayı da ben istemediğimden ya sıcak havaya aldırmadan sokaklarda dolanacağım ya da otel odasında geçecek zaman.

Dün de öyle oldu, biraz dolandım ama sıcaktan bunalınca sonunda otele dönüp güneş batıncaya kadar oylanmaya karar  verdim.

Televizyon izlemeyeli ne kadar oldu saymadım. Evde zaten yok, yatılarda da açmıyorum hiç. Çok yoruyor beni televizyon. Pek övünülecek bir şey değil biliyorum ama sinemaya gideli de çok oldu. Hadi bir televizyona bakayım dedim, belki oyalanacak bir film bulurum. HBO’nun dört kanalı varmış, biri komedi yayını yapıyor kesintisiz. Tam orada güzel bir seyirliğe denk gelmişken yan odadan mı, üst kattan mı olduğunu anlamadığım bir yerden tuhaf sesler gelmeye başladı: zınnn….vijjjkkkl….zınnnn….tatatatataaaa…zınnnn…vuuuu….casss….bummmm…

Önce tuhaf bir endüstriyel tekno sanıp sabırla şarkının bitmesini bekledim. Filmi de izleyemiyorum, sesler birbirine  karışıyor. 45 dakika sonra ne güftede ne bestede bir değişiklik olmadığına kanaat getirince resepsiyonu arayıp yan taraftan gelen tuhaf seslerden duyduğum rahatsızlığı ve devam etmesi halinde odamı değiştirme blöfümü ilettim. Kulaklıklarımı taktım ama kesilmiyor ki meret. İşte öyle huzursuz uyuyakalmışım. Halbuki daha akşam üzeri 6 idi, halbuki ben güneşi samapada’da uğurlayacaktım.

İki saatte bir bummm sesine uyanıp allahım hala mı sürüyor diyorum ama kendi kendime şikayet etmekten başka bir şeye yetişmiyor enerjim. Bir ara hala açık camdan içeriye dolan şehir ışıklarına perdeyi örtmek üzere yataktan kalkıp da tam karşımda yarım ayı görünce, kime niyet kime kısmet, kendisine bir selam çaktığımı hayal meyal hatırlıyorum.

İşte öyle bata çıka 12 saat uyumuşum, inanılır gibi değil. Bu sabah uyandığımda saat 6 idi. Perdeyi açınca maviden şeftaliye geçen renkleriyle gökyüzüyle karşılaştım. Kat otuzbeş, yerden tavana camlar. Renklerin güzelliği karşısında bir süre öylece kalakaldım vallahi. Dün yine kat hizmetlerinden aldığım nevresimi yere sermiş, kendime camın önünde yoga alanımı kurmuştum. Oturdum. Telefona da bakmadım inan. Biraz oturduğum yerde omurgamı hareketlendirdim. Gece nasıl uyuduysam her yanım ağrıyordu. Yanımda bir tenis topu vardı. Onu sırtımının altına koyup üzerinde salındım birazcık. Sonra da yogaya başladım. İkinci prelüdü yaptım bu sabah. Mızmızlanmadan, bedenden uzaklaşmadan…. Dün hayalini kurduğum pratik değildi bu sabah yaptığım. Ama dünkü hayal, bu sabahki gerçek… gerçek olan, hayal olandan kıymetli benim gözümde. Kısa zaman önce gerçek olan bazı asanalar da şimdi hayal benim için. Bu süre zarfında yogamdan vazgeçmemiş olmakla övünsem de bir yanım buruk ve gönülden diliyorum ki artık iyileşsin omzum. Ortopedistlerden, fizik tedavicilerden vazgeçtim. Dönünce ilk iş Sıtkı’ya masaja gitmek, bir de osteopattan randevu almak.

Ha, bir de bu sabah anladım ki dün beni uyutmayan o sesler bir bilgisayar oyunundan geliyormuş. İşallah oynamaya doymuştur komşu yoksa odayı değiştirmek farz olacak. Birazdan bavulumu toplayıp, perdeleri örtüp yine uykunun peşine düşeceğim.  O on iki saatin üzerine koyacağım her dakika geceyi dönüş yolunda geçirecek bendeniz için altın değerinde. Her bir dakika misafirlere gösterilecek güler yüz, iş arkadaşlarıma sunulacak anlayış için ihtiyaç duyduğum kendinden memnun hale yatırım demek.

Yarın geç geliyorum eve, size yazamayabilirim ama bloğumuzda güzel yazılar öyle çok ki, siz seçin beğenin benim niyetime okuyun.  Ben de şimdi Elif’in şu harika yazısını bir kere daha okuyup uykuya hazırlanıyorum sanghamu. Kalın sağlıcakla 💙

Reklam

fatma II – gün 10” üzerine 9 yorum

  1. pinarustun dedi ki:

    Biz bugün Ayça’yla konuşurken senin gerçekten bir süperkahraman olduğuna kanaat getirdik Fatma! Gerçekten de “her türlü imkan ve şerait” lafının hakkını veriyorsun. Onca şehir, ülke, kıta, taym zon, enlem, boylam, iklim, yarımküre değiştiriyorsun, her şeye rağmen engel dinlemeden devam ediyorsun. Helal olsun!

    Liked by 3 people

      • fatma dedi ki:

        Canlarım @oradanburadan2017 @pinarustun ve @tansalp çok sağolun ya hu 🙂 ben 40 senelik hayatımın yarısından çoğunu bu işi yaparak geçirdiğim için bu haller benim pseudo-normal hallerim oldu galiba 🙂 ne şartta yaparsam yapayım, yoga sonrası daha iyi oluyorum. Hepimiz öyle değil mi? Ben de şartları abartmadan, çalışmamdan da beklentiyi kabartmadan 🙂 olduğu kadar yapıyorum işte. Bir de bloğumuz inanılmaz bir motivasyon oldu bana. Güzel sözleriniz de şevklendirdi iyice. Takdir edilmek çok güzel bir his. Çok teşekkür ederim 🙂

        Liked by 1 kişi

  2. Beste dedi ki:

    Fatmacim 12 saat uyuduğunu okuyunca ben bile rahatladım valla burda. Nasıl dayanıyor o kadar az uykuyla diye üzülüp duruyordum. Bu arada o acayip seslerin, hikayenin sonunda 4 Temmuz için patlatılan havai fişekler olduğunun ortaya çıkacağını sandım hep 🙂

    Liked by 1 kişi

    • fatma dedi ki:

      Havai fişekler patlamadan dönüş yoluna düştük biz Bestecim 🙂 Ya ben farkında olmadan baya uykusuz bırakmışım kendimi anlaşılan, yoksa Amerika’da o kadar uyuduğum vaki değildir. Üç saat de uçuştan evvel kestirmişim ona rağmen zor dayandım gece boyunca 🙂 bu gece artık erken yatıcam 🙂

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s