Beste I – Gün 11

Günaydın sevgili sangha,

Son iki gündür yazamadım ama sanmayın ki yogamı ve sizi takibi bıraktım. Ne zaman bir boşluk bulsam telefondan WordPress uygulamasını açtım ve güzel yazılarınızı okudum.

Artık İstanbul’da evimdeyim. Geçen akşam döndük eve. O kadar yorulmuşuz ki dün erken kalkmaya çalışmadım bile. Kalktıktan sonra da uzunca bir süre kendime gelemedim. Şarap şişeleriyle doldurduğumuz bavullarımızı taşırken belimi incitmişim. Ne kadar da yogik bir durum değil mi? O yüzden dün biraz temizlik biraz sırtüstü yatış, biraz temizlik biraz sırtüstü yatış şeklinde geçti. Yogamı akşamüstü yapmayı planlıyordum. Ama tam benim yoga saatimde iki arkadaşımız ziyarete geleceklerini söylediler. İşte böyle durumlar beni çok zorluyor. Hadi dün biraz daha istisnai bir durumdu, çünkü 1 aydır buralarda yoktuk ve özleşmiştik ama normalde de bu tip durumlarda hayır demeyi çok zor buluyorum. Yogamdan olmak istemiyorum ama arkadaşlarımla da olmak istiyorum.

Eskiden beri arkadaşlar hep öncelikli oldu benim için. Onlarla beraber olmak için yapmam gereken ya da yapmak istediğim şeylerden çok vazgeçtim. Ya da kendi kendime verdiğim sözleri tutmamak pahasına onlara evet dedim. Dışadönük bir yapım olduğundan başkalarıyla beraber vakit geçirmek hep önceliğim oldu ve bana hep enerji verdi. Fakat benimkisi biraz ileri boyutlardaydı. Yalnız kalmamak için elimden geleni ardıma koymuyordum. Yani sadece dışadönüklükle açıklanabilecek bir durum değil. Ben aslında kendimden kaçıyordum. Çünkü ne zaman yalnız kalsam başlıyordum kendimle kavgalara. Hiçbir yaptığımı beğenmiyor, sürekli eksik noktalarımı bulup olabildiğince acımasız bir şekilde kendimi eleştirip duruyordum. Bir tarafım bunu yaparken diğer tarafım da koşa koşa kaçmak istiyordu tabi ki. O yüzden dışardaki, başkalarıyla olacak her türlü aktivite benim o eleştirilerden, o kavgalardan kaçabilmem için biçilmiş kaftanlardı. Tabi bu durumun içindeyken bunun hiç mi hiç farkında değildim. Bazı şeylerin farkına varmak için hakkaten o durumun içinden biraz çıkabilmek, oraya biraz dışarıdan bakabilmek gerekiyor. Benim de bunun olması için 30’lu yaşlarımı beklemem ve düzenli yogaya başlamam gerekiyormuş. Yoga derslerinin vazgeçilmezlerinden “yargılamadan, bir sonuca varmadan, iyi kötü diye adlandırmadan sadece gözlemle” sözleri vardır ya, işte o sözlere ihtiyacım varmış benim. O telkinin yardımıyla başkalarına rahatça gösterebildiğim toleransı kendime de göstermeye başladım. Bu da benim kendi kendime beyaz bayrağı sallandırmamın ilk adımı olmuş oldu. Ve sonrasında, yine çok sonradan farkına varacağım üzere, hiçbir şeyi kaçırmamacasına ordan oraya koşturmalarım azaldı, yalnız vakit geçirmekten keyif almaya başladım. Hiç farkına bile varmadan 30 yaşımdan sonra kendi kendimle arkadaş olmaya başlamıştım. Nasıl büyük bir rahatlama tarif edemem. Ha tabii, burdan şu çıkarılmasın: O günden sonra Beste bir daha kendisiyle hiç kavga etmedi ve sonsuza kadar mutlu mesut yaşadı. Değil tabi ki de. 30 yıllık bir geçmişi var bunun, o kadar kolay mı herşeyi bırakıp çekip gitmek. Hala çok kavgalarım var kendimle (bknz. bir önceki yazım, safi bu tip bir kavganın ürünü). Ama artık biliyorum ki sessiz ve sakince baktığımda içerlerde bir yerlerde bulabileceğim bir arkadaşım da var 🙂

Nerden nereye geldim. Diyordum ki eskiden olsa, dün yogayı ve kendime verdiğim sözümü anında unutur, arkadaşlarımı bekler, sonra da bolca kakara kikiri yapardım. Ama dün kısa süre içerisinde geleceklerini bile bile geçtim Samapada’ya. Ben daha ısınmalardayken geldiler. İçerden gelen seslere çok odaklanmamaya çalışarak yaptım yogamı. Biraz kısa tuttum ama olsun, yine de yaptım ya!

Bu sabah da 5:30’a kurmuştum saati ama dün gece o kadar az uyuyabildim ki, kalktığımda çok yorgun hissediyordum. O yüzden 1 saat daha uyuyup 6:30’da kalktım. Uzun uzun, bol parantezli bir Balakrama yaptım. Evde, alıştığım yerde yoga yapmayı özlemişim. Ama maalesef bir tek yarınım var evde yoga yapmak için. Sonra halamı ziyarete gideceğim. Oraya gitmişken hem anne hem baba tarafında oldukça kalabalık sülalemizdeki diğer akrabalarımızı da ziyaret edeceğim. Yani, yine bana yollar, yine bana hasret var…

white flag no more fighting ile ilgili görsel sonucu

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s