Damla – Gün11

Selamlar sevgili sangha,

Uzun süredir yoktum ortalarda. Yazmamamın bir kaç sebebi var. İlki yoga yapamıyor olmam, ikincisi sürekli rahatsızlığımdan bahsetmek istememem, üçüncüsü ise enerji düşüklüğü.

Lakin bugün yazıları okurken bir yazma isteği kabardı içimde. Karşınızdayım haliyle.
Kısaca rahatsızlığıma da değinmem gerekirse; oldukça iyi durumdayım. 3 gün boyunca yatıp, günde 3 sefer ağrı kesici/ kas gevşetici kullanıp, dikkat edince normal halime döndüm sayılır. İyi hissetmeye başlayınca ve sizleri de takip ettikçe yoga yapma isteği iyiden iyiye yükseliyor içimde. Yasak olmasa sereceğim matımı fakat tedavim henüz bitmedi. Sabretmem lazım.

Enerji düşüklüğünün sebebi ise; uzun güzel bir tatil yaptım bayram öncesinde. Kafamı boşalttığım, kendimi oldukça mutlu hissettiğim sakin, sessiz, tam bana göre bir tatil oldu. Haliyle son buldu ve ben İstanbul’a, işime, kedimle yaşadığım 1+1 evime geri döndüm. İlk zamanlar bu belimdeki rahatsızlık dikkatimi dağıtsa da bir süre sonra onu da kanıksayıp yaşadığım hayata odaklanmaya başladım. İstanbul’daki düzenimde sevmediğim çok şey var sevgili sangha. Bunlar bilmediğiniz şeyler değildir büyük ihtimal. Sevmediğim kurumsal bir işim var. Sabah akşam çektiğim bir trafik var. (Ki bu bel ağrısıyla daha katlanılmaz oldu benim için) Tozu var, dumanı var, gürültüsü var. Var da var.

Tüm bu sevmediğim şeyler yavaş yavaş enerjimi çekip beni zamanla çok mutsuz ediyorlar. Bir çok şeye tahammülümü kaybediyorum ve huysuz bir insan oluyorum. En büyük isteğim bu yıl bitmeden tüm bu şikayet ettiklerimi değiştirmek.

Her yeniayda niyetlerimi yazıp her dolunayda bırakmak istediklerimi yakıyorum. Bu ritüel beni odakta tutuyor. Gene bir dolunay zamanı yaklaşıyor ve sanki herkes biraz daha gergin, biraz daha hassas bir dönem yaşıyor. Belki de benim baktığım pencereden bana böyle gözüküyorlar.

Bu yazıyı yazarken fark ediyorum ki, uzun derin bir meditasyona ihtiyacım var bugün.
Sakladığım ve ara ara açıp okuduğum eski bir Hitit duasını da buraya ekliyorum.
Herkese sarılıyorum.

Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir.

Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele.

Günün karmaşası içinde, bana, sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver.

Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belliğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret.

Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kedi okşayabilmek için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.

Her gün bana kaplumbağa ve tavşan masalını hatırlat.

Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı artırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.

Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması, yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.

Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.

Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlam olarak yükseleyim.

Ve hepsinden önemlisi…

Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ver.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s