Serap Gün 14 – Ve hoca imdada yetişir

PicsArt_07-08-12.29.43.jpgPerla ve ben

Sıcak esintili bir günden merhaba sangha. Hep şikâyet etmemek lazım, essin de,  sıcak essin değil mi? Bugün yolu yarıladık hayırlısıyla.

Dün abim arayıp yoldayız, geliyoruz dedi. Nereye? Senin olduğun yere. Hani haftaya gelecekteniz, neden önceden haber vermiyorsun ne zaman geleceğini dedim. Abim işte! Bütün akşam, ha şimdi ha biraz sonra gelecekler diye bekleyerek geçti, gece oldu, yemek bitti, gelmediler. Motor arızalanmış yolda, haber vereceğim dedi. En son 10.30 da arayıp biz bu gece gelemeyeceğiz, yarın görüşürüz deyince yatmaya gittim ben de.

Yattığım yer ahşap, küçük bir odanın üstü açık çatısı. (Çatım gök kubbe heyoo :)) Acayip esiyordu. Sabaha karşı donacağımı bilmeme rağmen bir battaniye daha almadım üşengeçlikten. Sabaha karşı da donarak uyandım tabi. Gerçekten soğuk olduğu için kalkıp bir battaniye daha aldım uyur uyanık bir vaziyette. Sevgiliye sarılır gibi de sarıldım, sımsıkı. O da beni kollarına aldı, yumuşacık, şefkatle. Birbirimize dolanıp uyuduk sıcacık.

Bir sürü rüya gördüm ama hatırlamıyorum. Normalde rüyalarımı hatırlarım, yazarım da. Günlüğüm oldukça ayrıntılı biçimde yazılmış rüyalarımla doludur. Ne bilinçaltı tahlilleri çıkar ordan. Üzerinden uzun zaman geçtikten sonra okuduğumdaysa o dönem yaşadıklarımın haritası net bir şekilde belirir. Gelin görün ki ben eski ben değilim şu son dönem (Son bir hafta diyebilirim), bir şey oldu bana. Ne rüyalarımı hatırlıyorum ne canım yoga yapmak istiyor.

6.30 da uyandım bu sabah. Gözümü açar açmaz şöyle bir düşünce çaktı kafamın içinde: “Ne yapacağını düşünme bile, bugün videodan yapacağız yogayı!” Hay hay da, nedir bu acele! Emir büyük yerden ama ben de direnmeden bırakmayacağım. Platforma geçtim, matımı serdim. Hava buz gibi. Bastrika yapmaya başladım. (Kahvaltı hazırlarken öğrendim ki; ben ormanda bastrika yaparken Gül de yandaki odayı temizliyormuş. Nefes seslerini duyunca domuz geldi zannedip korkmuş sonra bakmış ben yoga yapıyorum, rahatlamış J)

Bastrika bitti. Dengeyle ilgili bir video seçtim. İnternet bağlantısı zayıf, açılmadı video. Kendim yapayım yogayı derken şeytan kulağıma fısıldadı; bloğa bak bakalım, belki Defne Hoca son dönem hissettiklerinle ilgili bir şey yazmıştır belki. Uydum kendisine pek tabi. Elbette yazmış, okudum hemen.

Birkaç gündür kendi başıma yoga yapmakta zorlanıyorum, rehberliğe ihtiyaç duyuyorum. Elbette en makbulü kendi yogan da, bazı dönemler insanın yönlendirilmeye ihtiyacı oluyor. Benim şu dönem çok var. Aynı zamanda ne kadar çalışırsam çalışayım, iyi planlanmış bir derste hissettiğim gibi hissetmiyorum kendim yoga yaparken. (Belki de fazla zorlamıyorumdur.) Şu asanayı yapayım, sonra da şunu yaparım dediğin, birbiriyle ilintisiz şeyleri art arda eklediğin bir pratikte hiçbir şey olmuyor. Ben hareketlerin birbirine bağlandığı, kesintisiz, dans gibi akan yogadan hoşlanıyorum, içimdeki enerji ancak o zaman akıyor çünkü. Yogaya yeni başladığım dönem vinyasa videolarını bulduğumda keşfetmiştim bunu ilk. Amerika’da devam ettiğim vinyasa sınıfında da bu bilgiyi pekiştirdim. Artık hareketlerin birbirine eklenme sırasından mıdır, yoksa bedenin hiç soğumadan halden hale girmesinden midir bilmiyorum öncesinde hiç hissetmediğim şeyler hissetmeye başladım derslerde. Kalçamı yere koyduğumda katıla katıla ağlarken öğretmenin dediklerini duyunca koy verdim kendimi; yoga bize çalmaya korktuğumuz kapıları çalma cesareti veriyor. Göğsünüzü gökyüzüne doğru açın dediği bir gün öyle bir öfke çıktı ki ortaya, ateşim birden yüz dereceye çıktı sanki yanıp kavruldum. Daha önce bu hareketleri yapmamış mıydım? Elbette yapmıştım, hem de defalarca ama hiçbir şey olmamıştı. Bu sabah Defne Hoca’nın yazısında Richard Freeman’ın söylediklerini okuyunca anladım neden. Gerçekten hiçbir fikrim yok, bu ışığın düğmesi nerede!

Yazı bitince benim video açıldı, yapmaya başladım. Yarıyı biraz geçince bağlantı gitti yine. Elden gelen öğün olmaz, olsa da zamanında gelmez Serap deyip savasanaya geçtim.

Kahvaltıdan sonra Perla’yla Hindistan hakkında konuştuk uzun uzun.  O sırada kampa bir tane motor geldi dedi bizimler. Koştum baktım, abimlermiş. Aile saadetine ışınlanıyorum ben şimdi sangha…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s