yağmur – gün 2

Bugün günlerden neydi onu bilemediğim kadar zamanı kaybettim. Bütün ay günleri, ekinokslar, yağmurlu nemli günlerin bilgisi var ama günün ismi yok genelde. Nemli günlerin kutlaması bütün eklemlerin coşkuyla bağırdığı , e tabi ay günleri de bir ağırlık hissiyle dolu zamanlar.

Bu sabah da bir zor kalktım yataktan. Halbuki son günlerde ayakları havaya dikip yatmaktan hatta oracıkta uyuyakalmaktan başka çok da büyük bir aktivitem olmadı. Artık ne yormuşsam kendimi “yatarak devam et biraz da hayatına” diyordu içimdeki parçalar.

Baktım bugün o matın üzerinde debelenmektense hakkaten yatayda olmak istiyordum. Ayağımı havada tutmaktan kalçalar filan bir gerilmiş, baktım kanepede öyle biraz esnetmek, biraz bırakmak, ne geliyorsa öyle salındım biraz. Ayak bileğim rahatlasın derken geri kalan her şeyi germişim meğer. Öğlen vaktine doğru fasulyeleri özenle ayıklamak suretiyle gündelik meditasyon halini yakaladım uzun zamandır yapmadığım. Fasulyeler pişerken ne de güzel kokuyormuş, doldurdum içime aldığım her nefeste, ohh.

Yine kanepede uyuklamak üzereyken attım kendimi dışarı. 15 dakikalık yürüme yolu oldu bana 25 dakika, telefon çalsa da bakmıyor sadece o anki her adımı, etrafımda görüp duyduğum şeyleri fark ederek ilerliyordum stüdyoya doğru. Bedenimdeki ağırlık her adımda biraz daha azalıyor, adımlar da sanki bir hafifliyordu.

Bedenle çalıştıkça hep keşfedilmemiş bir kıtaya ayak basmış hissinin merakıyla doluyorum son zamanlarda. Hep aynı şeyi yaparmış gibi görünse de dışardan içerde bambaşka şeyler oluyordu. İşte bugün de yıllar önce tanışıp “dinleme”yi öğrendiğim o güzel oyun alanlarından biri  “Kontak Doğaçlama” paylaşımına kattım kendimi. Kendi bedenimdeki her sese can kulağı verme halini başka bedenlerle de paylaşabilmek için çıkmıştım evden. Koltukla iletişim bir noktada sıkıcı oluyordu ve zaten uyuyakalıyordum. Bütün hassasiyetlerim ve çocuksu merakımla stüdyoya girdim, çembere oturmadan biraz ısındım istediğim gibi, bedenimin açtığı yolları izleyerek. Kontak Doğaçlama ne diyenleri şuraya alayım, benim için kısaca şöyle;

bedenler arası sözsüz iletişim biçimi, dinlemek, cevap vermek, kimi zaman davet etmek, kimi zaman ayrılmak, aslında hayatın ta kendisi. Dinlemek kadar bazen de konuşmak, susmak kadar bazen coşmak ve çocuksulaşmak.

Bugün yepyeni bedenlerle, en baştan en temelden başlamak ve hep yeniden başlamak ve bedenin sonsuz ihtimaller coğrafyasında başka coğrafyalarla karışmak, etkileşime girmek uzun bir sohbetten daha büyük bir keyif verdi. Kapanış çemberinde dilimden düşen kelimeler şu oldu; keyifli uyum. Sanki hayatımda aradığım en temel şey buydu ve sadece başla, adım at, gerisi gelir halini bulmuştum. Senler, benlerden bizlere, dev bir organizmanın keyfili uyumla dansı, işte bu kadar.

“Biz örümcekler gibiyiz.

Hayatımızı örüp sonra da içinde birlikte hareket ederiz”

Upanişadlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s