Zeynep – Gün 14

Sabah 7:30’da kalkabildim. Kendimi çok üzmeden yogama başladım.
Bugün sırada, Karttikeya Mandalam.
Başlangıca bol parantez koydum. Kurma’dan sonra hareketleri birbiri ardına duraksamadan dizmeye çalıştım. İlk defa çok düşünmeden nefesimle devam edebildim bu prelüdde.
Hiç bir asanayı atlamadım. Mayurasana’ da çok yeni yeni, ‘hmm böyle birşey galiba’ hissi geliyor. Öyle birşey mi acaba, bilmiyorum.
Otururken sonunda, kendimle olma ihtiyacı duydum. Bir an bir his güçlü, ama cızırtılı, gidip geliyor.
Nereden çıktıysa birden beni dinlesin diye başka birini yerleştirdim karşıma. Olmadı, Başkasını koydum, olmadı, peki ya sen? Yok.
Gerçekten kendimi hiç dinleyemiyor muyum?
Farkettim, tekrar kendimi yerleştirdim.
İçim rahatladı, yumuşak geniş bir his, yayılsın bekledim, avuçlarımı bastırdım birbirine.

Bu sabah hoca sahibi olmak ile ilgili yazmaya çalışıyordum ve bir türlü toparlayamadım lafı.
Defne hoca yazmış hemen üstüne bu konuda. Güvenmekten, teslimiyetten bahsetmiş. ‘Hocanın kollarına bırakmak gibi kendini.’ demiş.
Ne kadar ihtiyacım var. Düşüncesi bile içten içten gevşetiyor.
Tam teslim olmamış Shadow yoga öğrencisini zaman zaman dürten düşünceler.
Bunlara kafa yormanın sebebi: Pazartesi akşamı 8 aydır süren Yin Yoga eğitimimi tamamlamak üzere Hızırkamp’a gidiyorum ve
‘Seni aldatıyorum, sevgili sangha’ ile başlayan yazılar yazıyorum.
Acaba bir insanın iki sanghası olabilir mi? Kaç hoca sığar bir yüreğe?
Kazacaksan derin kaz deniyor ya.
Derin kazınca su bulunuyor sanırım.
Bir o yana bir bu yana eşelenirsek peki, hiç değilse toprak havalanır, rahatlamaz mı? ‘Doğru çaba, gönlün telleri’ demiş hocam. Ben bu yazıları tekrar okuyayım. Kafam yine karışmış.

Yarın dolunay. Ben hem yogaya, hem yazıya ara vermek istiyorum bir günlüğüne.
Pazartesi görüşürüz. Kendinize iyi bakın.

Zeynep – Gün 14” üzerine 4 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Arayış sürüyorsa elindeki seni bir şekilde mutlu etmiyor, demişti hocamız bir defa. Mutsuzluğun tam nereden kaynaklandığına bakabilirsin.Bu biraz evlilik gibi. Evlenmeden önce bir “shopping” dönemi oluyor ya, farklı ilişkileri deniyorsun. Sonra birisi gönlünün o teline dokunuyor, ya da sen temellerde anlaşıldığı sürece gerisinin teferruat olduğunu anlamış bulunuyorsun ve hayatının geri kalan kısmını o eşe bağlı geçirmeye baş koyuyorsun. Ondan sonra başka erkeklere gitse de gözün, yuvanın neresi olduğunu hep biliyorsun. Yogada hoca da böyle bir şey.

    Öte yandan bu 28 gün yoga sangası sadece benim öğrencilerimden oluşmuyor. Yazarların yarıdan fazlasını ben tanımıyorum mesela. O yüzden başka bir hocayı kendine mürşit seçti isen sangaya ihanet etmiş sayılmazsın.

    Liked by 3 people

  2. hello5173 dedi ki:

    Sevgili Defne hocam,
    Bu sabah yazıma olan yorumunu okuduğumdan beri lafı uzatma eğilimindeyim.
    Çok açıklama yapmam da gerekmiyor galiba, az ve öz kelimeyle kendimi ifade etmeye çalışacağım.
    Kendime başka bir hocayı mürşit seçmedim.
    Sen hocam ol, bana yol göster istiyorum. Uzun zaman oldu, başka bir yoga asana pratiğine ihtiyaç duymuyorum.
    Yıllardır büyüttüğüm bir yoga eğitmeni olma hayalim var, işte ondan bir türlü vazgeçemiyorum. Ders vermeyi seviyorum, kendimi geliştirmek, öğrenmek istiyorum.
    Başka yogalar, hocalar, sanghalar bu yüzden.
    Umarım bunları ilerde konuşma şansımız olur.
    Sevgiler.

    Beğen

    • Kalemtıraş dedi ki:

      Bu yorumu şimdi gördüm. Gecikmeli yanıtım için özür dilerim. Hocalık etmek için gerekli içgörü nadilerinde akan vayuda mevcuttur. Sen yeter ki derslere gel ve kendi yoganı sürdür. “Hocalık eğitimi” bir hocana, bir de kendi içine bakarak alınan bir şey. Defter, kitap, seri, sekans değil yani. Benim tüm sebatlı öğrencilerim zaten hocalık eğitimi içindeler. Ders vermeye hazır hale gelenlere ben nasıl başlayacaklarını anlatıyorum. Sen de ders vermek istiyorsan, seninle de nasıl bir düzen izleyeceğini konuşalım.

      Bu bir. İkincisi eğer bir eğitim alıyorsan, diyelim yin yoga ve onun hocasını rehberin olarak benimsemediysen o eğitim güdük ve sakat kalır. Burada tekrar edeceğim: içimizdeki hocayı uyandıracak olan güç beyne dışarıdan aktarılan bilgi değil, senin hocanı derste ve hayatta dikkatle izlerken öğrendiklerin.
      O yüzden aldığın eğitimin hocasını mürşit bellemek eğitimi tamamlamak için önemli bir unsur.
      Doğu bilgisi hocadan öğrenciye aktarılan sevginin içinden çıkar. İlişkiyi kopardığında bilgi akışı da durur. Bunu da şunun için söyledim: madem bir eğitime yazıldın, hocasına yüzde yüz gönül ver ki bilgi sana aksın.

      Beğen

      • hello5173 dedi ki:

        Sevgili Defne hocam,
        Cevabın için çok teşekkür ederim.
        Seninle samimi olabilmek, benimle çalışmayı kabul etmiş olman, beni çok mutlu etti.
        Yazdıklarını okurken bana yeni birşey söylüyorsun gibi hissetmiyorum, sanki bildiklerimi bana hatırlatıyorsun. Yine de sindirebilmek için tekrar tekrar okumam gerekiyor. Bunu hiç anlamıyorum.
        İkincisi hakkında; Açık bir yürekle dinlemeye, çalışmaya devam edeceğim.
        Sevgiler.

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s