Ali – Gün 16: Kelid Şatosu

Merhaba Sangha,
Birkaç gündür bizde kalan arkadaşımız bugün gitti. Haftasonunu ta çocukluğumuzda birlikte vakit geçirmekten hoşlandığımız Sirkeci-Eminönü taraflarında geçirdik. Mısır Çarşısı’nın dibindeki hayvan pazarında kafeslerin içindeki rengarenk bülbülleri ve hareketsizlikleriyle beni her seferinde şaşırtmayı başaran iguanaları her zamanki gibi beğeni ve hayretler içerisinde izledik. Kırtasiyeden rastgele çizim kalemleri alıp eve gelip güzeller mi diye denedik (renki artline kalem pek iyi bir fikir değilmiş!).

Böyle birkaç günlüğüne ziyarete gelen arkadaşlar gittikten sonra evde ve içimde bir boşluk oluşuyor, duygulanıyorum. Çocukken de böyle olurdu. Teyzem ve kuzenim bize kalmaya geldiklerinde o kalabalığın coşkusu, evin içindeki samimi hava beni çok mutlu eder, sonra el ayak çekilince kendimi yapayalnız kalmış hissederdim.

Kocaman bir şatom olsun isterdim. Sevdiğim herkesi, onları görmekten en çok sevdiğim yerlerde bulmamı sağlayacak kocaman bir şato. Bir odasına girdiğimde, üniversitede dört arkadaş birlikte oturduğumuz evin salonuna girip sanki üzerinden hiç vakit geçmemiş gibi aynı sehpanın etrafında onları toplanmış bulabileceğim, sonra hemen yan odaya girdiğimde çocukken teyzemlerin bizi ziyarete geldiği o günlerden birine yine denk gelebileceğim, belki hemen yan odada da Şirince’deki yoga salonuna giriliyor olabilir. Tüm sangha’m bir arada hiç ayrılmamışız gibi; Defne Hoca kızıyor bana, “Ders başlayalı oldu! Neredesin sen!” Nasıl açıklasam bilemiyorum. Acaba şatodan bahsetsem mi? ☺️

Bugün yogamı yaptıktan sonra kendi gölümün içine uzandım. İçim dışım su. Yüzümdeki ter mi göz yaşı mı emin değilim. Dizlerim bükük, kendimi kastığımı fark ettim. Uzanıp yer çekimine daha fazla direnmeden bıraktım kendimi. Karanlığın içinde bir silüet belirdi önce, yaklaştıkça hayalini kurduğum şatonun duvarları belirdi. Anılarla dolu odalarda kısa bir gezinti? Telefonun sesini kapatmıştım ama titreşimini kapatmamışım belli ki! VrittTi VRiTTii.

Bağdaş kurup otururken, Harry Potter’daki (Felsefe Taşı) Kelid Aynası (Mirror of Erised) geldi aklıma. Bakanın kendini değil de kalbindeki arzuları gördüğü, baktıkça gözlerini alamadığı, insanların kendi (dayanılmaz?) gerçekliklerine tercih ettikleri Kelid Aynası’yla ilgili elbette bilge büyücü Dumbledore’un sözleri, “Dünyanın en mutlu insanı, Kelid aynası’nı sıradan bir ayna gibi kullanan insandır, ona bakınca kendini olduğu gibi görür.” Belki benim hayalini kurduğum şato, içine girilebilen bir Kelid aynasıdır. (Sevdiklerimle daha sık görüşsem iyi olacak.)

Hayalini kurduğum şatoya en yakın şey olduğun için teşekkür ederim 28gunyoga blogu! Sayende bir odaya girip sangha’mdaki insanları bir arada bulabiliyorum. Sohbet edip, kendi kafamdakileri anlatıyorum. İyi ki varsın sanghamu.

Screen Shot 2017-07-10 at 21.52.57

Ali – Gün 16: Kelid Şatosu” üzerine 3 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    O boşluk hissini ben de çocukluktan çok iyi hatırlıyorum. İnsanın karnına taş oturmuş gibi olur. O insanlar hayatına girmeden önce tek başına çok da severek yaptığın şeyler karşısında boş boş durursun. Ben bir yaz tatili sonunda kuzenim Amerika’ya döndüğünde uzun uzun bebek evimin karşına geçip, ben nasıl bu barbilerle saatlerimi geçirirdim diye düşünmüştüm. Karnımda yokluğun yumruğu… Artık çok olmuyor. Öyle güçlü de olmuyor. Yaşlanmak kalbin nasır tutması biraz da…

    Liked by 3 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s