Serap Gün 17 – İçe dönüklüğe övgü

blog.jpgDharamkot, Hindistan

Bir insan her zaman hikâye anlatıcısıdır; kendi hikâyeleriyle ve başkalarının hikâyeleriyle çevrili yaşar; başına gelen her şeyi onlar aracılığıyla görür ve hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır.                                                                                       Jean Paul Sartre

Hikâyeme hoş geldin sangha. Ben konuşmayı fazla seven biri değilim ama yazarken gevezeliğim tutuyor işte. Yakınlarıma, arkadaşlarıma bile diyemediklerimi yazıyorum buraya.  Tanımadığın insanlara konuşmak daha kolay belki. Siz yabancı sayılmazsınız artık gerçi.

Dün gece parti vardı, ben dahil olmadım. Yemeğimi sessizce yedikten sonra grubu rakı sofrasında bırakarak yalnız başıma yürüyüşe çıktım. Birkaç gündür içinde bulunduğum sosyal ortam sebebiyle kendimle kalmaya vakit bulamadığımdan nefes alabilmek için biraz uzaklaşma ihtiyacı duydum. Kalabalığı oldum olası sevmedim. Çocukken de böyleydim, misafir geldiğinde başka odaya kaçardım hemen. Annem yanıma gelir, misafirlere hoş geldin deyip konuşmam için zorlardı. Ne kadar ayıp! Herkesin birbirine “ Nasılsınız? İyi valla, sizleri sormalı?  “ diyerek tek tek hal hatır sorduğu, ne konuşacağımı bilemediğim bu yetişkin ortamı beni pek sıkardı. Küçükken anneme “Yabani senin bu kız!” derlerdi, büyünce büyük gönüllülüğe terfi ettim. (Büyük gönüllü kulağa hoş bir şeymiş gibi gelse de benim durumumda olumsuz olarak kullanılıyor. Kimseyle konuşmaya tenezzül etmiyormuşum!) Küçük yerlerde içe dönüklük büyük günahtır sangha.

Ne zaman kalabalık ortamlarda kendi seçtiğim süreden uzun bulunmak zorunda kalsam dengem şaşar. Sonrasında kendime gelmem zaman alır. Kalabalıkta bulunmak diyorsam bu sadece orda mevcut olmak anlamına gelir, ben yine kendime kaçacak bir yer bulurum orda da. İki kişiysek derin, uzun sohbetler ederim de büyük grup içinde ağzımı açmam pek, sorarlarsa söylerim.

Ben kendimi yıllarca yanlış tanımışım. Tüm zamanımı bin bir aktiviteyle doldurduğum, zinhar kendimle baş başa kalacak bir boşluk bırakmadığım eski yaşantımda kendimi dışa dönük sanırdım. Meğer kendimden kaçıyormuşum. Ne zaman ki yogaya başladım, bir buçuk saatlik zaman dilimlerinde kendimle bağlantıya geçtim, bedenimin, hislerimin farkına vardım o zaman anladım, ben aslında kendimle olmayı başkalarıyla olmaktan daha çok seviyormuşum. Bunun farkına varmamla yoga hayatımda başka bir anlam  kazandı.

İşte dün gece de dengemi bulmak adına uzun bir yürüyüşe çıktım. Sahilde oturdum, bir eksilmiş dolunayı izledim,  dalgaları dinledim, mantra söyledim.  Sakinleştim, kendime geldim. Oh be, dünya varmış. İnsanları seviyorum ama ulaşabileceğim bir uzaklıkta durmaları hoşuma gidiyor. İhtiyaç duyduğumda sosyalleşmek istiyorum sadece.

Kampa dönünce hala oturmakta olan gruba iyi geceler dileyip doğrudan yatağa geçtim. Uyumadan önce, sabah uyandığımda rüyamı hatırlamaya niyet ettim. Sabah 7.00 de uyandığımda rüyamı hatırlıyordum. Büyük harfli bir teması vardı rüyanın TEMİZLİK. Hazır hatırlıyorken günlüğüme yazsam mı dedim ama yogayla araya bir şey sokmak istemediğimden doğrudan matın başına geçtim. Sessizce oturdum bir süre. Bugün yin çalıştım. Kalça açıcı hareketlerde uzun uzun kaldım. Sona da yastık destekli bir supta baddha konasana ekledim, çok iyi geldi. Pratik bitimi oturduğumda fazla uzun zaman öncesine ait olmayan bir anın duygusu yerleşti içime. Psikolojik olarak zorlandığım bir dönemdi. Dharamkot’ta kaldığım bir sabah gün doğmadan ormana gitmiştim. Yolda bir yerde oturup meditasyon yapmıştım. Sonra 4 yol ağzı bir yerden aşağı doğru inmiştim. Geri dönerken hangi yönden geldiğimi bulamadım bir türlü. Her bir yönü deniyorum ama hiç biri tanıdık gelmiyor. Kaybolmuşum.  O yollardan birinde Budist rahiplerin yaşadığı bir yerleşkede buldum kendimi tesadüfen. Her yer bayraklarla çevrilmiş, bir tane stupa vardı. İçim huzurla doldu. Oturdum stupanın önüne dua etmeye başladım, bana yol göster. (Bunu sadece o an kaldığım yere dönüş yolumu bulmak için istemiyordum. O anki duygusal sıkışıklığımdan çıkmak için bir yol arıyordum.) Sonra kalktım, bir yöne doğru yürümeye başladım. Yolda bir rahip gördüm, Dharamkot nerde diye sordum, yürüdüğüm yönü işaret etti. Bir kaç adım sonra tanıdık geldi yol, evet, burdan gelmiştim dedim. İşte bu sabah yoga sonrası otururken orda duyduğum huzur gelip yerleşti kalbime.

Kahvaltıyı hazırlarken Gül daha önce mutfakta çalıştın mı diye sordu. Çalışmadım, niye sordun dedim. Bence çalışabilirsin dedi. O an nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Niye derseniz ben mutfakta çalışmayı çok istedim hep. Hatta bir dönem girişimlerim de oldu ama hep direkten döndü. Profesyonel aşçılık eğitimim olmadığı için kabul etmediler. Beni koyun bir mutfağa, akşama kadar yemek pişireyim; karnıyarıklar, hünkârbeğendiler. (Hünkar değilse bile yiyenler beğeniyor.) Hayallerimde bahçeli bir evim var. Bahçesinde bir taş fırın. Sabah bahçede yetiştirdiğim sebzeleri toplayıp dışardaki fırında pişiriyorum. Kapı önündeki uzun masada sevdiklerimle beraber yiyip, içip, gülüyoruz tüm gün.

Bugün hava acayip sıcaktı. Sanki fırının kapağını açık bırakmışsın, fan sıcak sıcak üfürüyor.  Yanartaşa yakınız ya burda, Chimera alevlerini üzerimize püskürtüyor. Ne soğuk kahve kar ediyor ne soğuk duş.

Kahvaltı sonrası dediler ki akşam tekne turuna gidiyoruz. Dün gece karar vermişler. İyi dedim ben de, gidelim bakalım.  Akşam 5.00 te çıktık yola. Ekip tamamen biz aylaklardan oluşuyor, dışardan kimse yok. Koylarda yüzdük bol bol. Gün batımı Ceneviz Koyuna konuşlandık.  Güzel bir Akşam yemeği yedik. Yemek sonrası tek başıma yatın üst katına çıkıp yattım.  Aylak (Esin’in köpeği) gelip yanıma uzandı. Onu okşarken gökte yıldızların birer birer belirmesini izledim. Selda öyle güzel bir müzik listesi hazırlamış ki! Aylak, yıldızlar, deniz, müzik, her şey tastamam. Şükranla doldum. Dönüş yolunda ay dağın ardından nazlı bir gelin gibi kıpkırmızı doğuverdi. Hayat, daha ne kadar güzel olabilirsin?

Yazı yazacağım diye uyku saatim çoktan geçti. Şimdi yatıyorum, iyi geceler sangha…

Serap Gün 17 – İçe dönüklüğe övgü” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s