Begüm 2: Günsüz ~ Herkes Nasıl Sanırsa Kendini Öyle, Tastamam Öyle Tastamam

Hayal ettiğimiz zaman ile o anı gerçekten yaşadığımız anda beynin aynı bölgeleri iletişime geçiyormuş. Gözlerini kapatıp yüzünü dalga sesiyle karışık rüzgara döndüğünü düşünmen seni hasta etmez, biliyorum. Ama o ferahlığı az da olsa hissettirebiliyorsa bu düşünce, sen de perdelerini aralamışsın demektir. Belki de bu, beynin düşüncelerimizi alkışlama biçimidir.

Eğer listende en başlarda saf tutan dileğini yaşarsan/yaşayabilirsen günün birinde; tam olarak hissedeceğin budur diye yanıp yanıp sönen bir nişane var demek ki kafatasımızın içinde. Gözümüzü alan bu davetkar ışık, içimizdeki heyecanı da dinç tutuyor olabilir. Hayallerinin peşinde koşarken ayağı tökezlese bile “Hadi bebeğim, yılmak yok!” diye kendini motive edebilen kişi, gölge oyunlarını ruhunda hissedebilen midir? Bilemiyorum, ama öyleyse; bu düzeneğin motoru da, bizi işimizden alıkoyup hülyalara daldıran, “Kayda geçiyoruz üç, iki, bir!” diye geri sayan  hayaller. Bizi gerçekliğin tereyağından kıl çeker gibi sıyırıp başka dünyalara taşıyan imgeler.

 

ELENA-KALIS-001

En kestirme yol bildiğimiz yol diyerek, güzergahı değiştirmeden iki yer arasında bizi hep aynı yolu kullanmaya yönlendiren beynimiz, sadece yolları arşınlarken değil; duyguları arşınlarken de aynı yöntemi seçiyormuş meğer. “Ah be güzelim, korkunun ecele faydası yok” diye uyarmıyormuş sen yıllarca korkularını miğfer edinmişsen yüreğine. Hangi duygulara yoğunlaşmışsa kalbin, aklının o girintili çıkıntılı patikalarında da giderek keskinleşen duraklar oluşuyormuş. Şöyle ki; işte sırf korkuyorsun hep diye sen, beynin sana korku tüneli dışında yeni bir yol öneremiyor ve hayatın boyunca aynı duraklarda aynı duyguları karşılıyor oluyorsun. Boş yere kızma aklına, ne de olsa bu güzergahı kuran yegane mühendis sensin! Tebrikler. Köprüleriniz ve siz; aslında kişiliğinizi oluşturuyor. Akıl burada sadece elçi, haliyle ona zeval olmuyor.

Belki de Kavafis bu yüzden “Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın.” demiştir.

Tüm bunları bilmek, kimseyi değiştiremeyeceğimizi de gözler önüne seriyor. Ne kadar anlatsanız, çizseniz, okusanız, yazsanız da karşınızdaki insana; onun kendine çizdiği yol salt bir melankoli yaşamaksa; onu mutlulukla/umutla barıştıramıyorsunuz. Çünkü beynine daha önce kodlamadığı bir yöntem onun için yok. Hiç olmamış. “Yandex bile sürekli güncelliyor kendini, gel yeni yolların peşine gidelim.” demeniz de fayda etmez. Yandex’in yazılımını bir başka kişi/grup yapıyor, ama insan sadece kendini değiştirebilir; başka birini değil.

Bu beyhude çabayı da uğurladığımıza göre, içimize dönebiliriz. Bunu yaparken öncelikle mevcut beyin haritamızı çıkarmak; hangi  kavşaklardan, otoyollardan vazgeçip yeni ne kuracağımıza karar vermek güzel bir başlangıç olabilir. Çünkü herkes nasıl sanırsa kendini; öyle. Yeter ki azami toplam ağırlığı geçmeyelim.

Sezgilerimle,

Begüm

*”Herkes Nasıl Sanırsa Kendini Öyle, Tastamam Öyle Tastamam” ~  Turgut Uyar

Begüm 2: Günsüz ~ Herkes Nasıl Sanırsa Kendini Öyle, Tastamam Öyle Tastamam” üzerine 4 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s