Defne_II_Gün_19_İyi ki yazıyorsunuz!

Hanumanasana

Foto: İlkay Torum ©

Günaydın Sangam,

Bence her yoga hocası öğrencileriyle bir blog açmalı ve onların yazılarını okumalı! Bu sayede iç dünyalarında bir güzel gezinmeli. Bizim bir hocamız var, mesela, bana mektup yazın, kendinizi anlatın diyor. Bu hocamız Türkiye dışından geliyor ve bizim hocalar karşısındaki sus pusluğumuza anlam veremiyor. (Belli ki cetvelli sıra dayağına hiç tabii tutulmamış.)  Bana sık sık soruyor, sence ben erkeğim ve yabancıyım diye mi bana açılmıyorlar?

Hayır öğretmenim, hayır. Biz hocalarımıza hele hele sınıf önünde açılmayız. Zaaflarımızı, zayıf yönlerimizi, kırılgan yüzümüzü açık etmeyiz. Benim yıllardır işim öğrencileri kırılgan taraflarıtyla önce yüzleştirme, sonra barıştırma projesi olarak özetlense de en kıdemli, en eski, bana en yakın olduğunu sandığım bazı öğrencilerimin benimle ilgili bir kızgınlıkları, kırgınlıkları olduğunda bunu dile getirmediklerini öğreniyorum. (O zaman çok üzülüyorum, yenilgi dalgasında boğuluyorum, ben en iyisi sadece kitap yazayım filan diyorum.)  Kendi kuşkularımdan kurtulunca bir hocanın karşısında soyunmanın, hele hele konu onunla ilgili bir durumu içeriyorsa, ne kadar zor olduğunu hatırlıyorum. Ben de hocamın benim yanlış anladığına inandığım seferlerde kanepeye büzülüp çok ağlamışımdır. Bey’in hiç bitmeyen desteği olmasa öyle de kalırdım ama o beni her defasında hocaya açılmam, üzüntümü, kırgınlığımı dile getirmem için cesaretlendirdiği için, ben de her seferinde elim titireyerek kırılgan yüzümü satırlara döktüm ve sandığım şeylerin hiç biri (hoca iyice kızacak, beni öğrencilikten atacak, hocalık hakkımı elimden alacak vs vs – daha neler neler!) olmadı ve aksine her defasında görmediğim bir tarafımı aydınlatan şefkatli cevaplar aldım ondan.

Neyse diyeceğim şu. Öğrencilerimin yazılarını okumayı çok sevdim. Daha önce hiç böyle bir şey yapmamıştım. Çok hoşuma gitti. İçten yazılarınız sayesinde (az daha paylaşım yazacaktım! lanet dublaj türkçesi) sizi tanıyorum. Keşke tüm öğrencilerim yazsa! (Yıllar önce bir defa forum kurmuştum ama ilgi pek zayıftı, forum soldu ve öldü.)

Siz daima yazın e mi?

Yoga dünyasından (benimki yani) haberler şöyle: Sabah dersten sonra yogamı yapıyorum. O zaten fiks. Akşam yogası için günümü iyi organize etmem gerekiyor. Yemek saati, yazı saati, yunanca dersi, Bey ile geçirmek istediğim sosyal saatler derken eğer akşam yogasına sabahtan niyet etmezsem olmayacağını biliyorum. Bir de günlük kafadan çıkıp yoga kafasına girmek zor. Perdeleri çekiyorum. Mumları yakıyorum. Biraz Shadow yoga kitabımı okuyorum. Bu sayede akord yapıyorum akşamları. İki ileri bir geri de olsa yapıyorum akşam serillerimi.

Sosyal medyasız hayat ise o kadar iyi gidiyor ki, bu sabah ciddi olarak Facebook hesabımı kapatmayı düşündüm. Kişisel olanı yani. Yazar sayfası yine kalır. Bu arada annem haftada bir arayıp ne zaman “meydanlara” döneceğimi soruyor. Okur beni unuturmuş. Çok telaşlı! Bunları duyunca içimde köpüren ergen öfkesini bir görseniz. Neyse görmeseniz de anlarsınız siz… Bu da başka bir yaz konusu olsun.

Nefes alan her insan yoga yapabilir konusu da var ya… O aslında tek cümlelik ve hatta tek kelimelik bir yazı: Bandalar. Evet o kadar. Siz anladınız.

Defne Hocanız

 

 

Defne_II_Gün_19_İyi ki yazıyorsunuz!” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s