Serap Gün 20 – Beni sarar melankoli

PicsArt_07-14-11.17.00.jpgHamağa düşen melankolik yaprak

Dünkü telkin işe yaramış; bu sabah sağımda ay, solumda kutup yıldızı, tenimde sabah serinliğiyle uyandığımda saat 5.30 du. Yaşasın hava ısınmadan, erken yapılan yoga! Sabah erken vücudun katılığında kolay pozlar bile zor gelirken bolca vasisthasanalı, chaturangalı bir pratik yapınca omuzlarım ağrıdı biraz.  Savasanaya yattığımda bir arı geldi; sol kolumdan başladı, tüm kol, başımın üzeri, sonra tüm sağ kol dolandı. Hani olay mahallerinde cesedin etrafı tebeşirle çizilir ya, arı da sanki vücudumun etrafında görünmez bir çizgi çizip gitti. Ben hiç bozuntuya vermedim.

Bugün kurtlarla koşan kadınları okurken ne muhasebeler yaptım içimden. Hatta bunun hakkında yazayım dedim. Yok, yok, kendimi o kadar açmayayım dedim. Amaaannn, açsam ne olacak dedim. Bu ülkede kadın olmak çok zor mirim dedim. Dedim de dedim! Şu an bunu yazmayışımın sebebi kendimi açmamak değil ama çok uykum geldi. Başka bir zaman yazacağım muhakkak bununla ilgili.

Gün yine klasik soğuk duşlarla geçti. Günlüğüme yazdım biraz. Dizi izledim.

Akşam saati bir melankoli gelip çöreklendi içime. Böyle anlarda tetikleyici birkaç şey var, yaptın mı bittin! Benim için en etkili olanlardan biri müzik. Abida Parveen diye bir kadın var. (Sesinden kadın olduğunu anlamanız oldukça zor, görüntüsü de pek öyle hanım hanımcık değil.) Hindistan’da ilk Hazaaron Khwaishein Aisi şarkısını dinlediğimde yüreğim dağlanmıştı resmen. O zaman sözlerini bilmiyordum, meğer sözleri de inanılmaz derinmiş. Sonrasında şarkıyı bin kere filan dinlemişimdir. İşte bu kadını ne zaman dinlesem dağılıyorum. Bu akşam da gayri ihtiyari soz-e ishq şarkısını açtım, açmaz olaydım.

Zaten birkaç gündür kamptakiler tek tek yanıma gelip sen iyice içine kapandın, iyi misin diye sorup duruyor. Ben kendimi diğer günlerden farklı hissetmiyorum aslında ama 4 kişi gelip aynı şeyi sorunca kendimden şüpheye düşüyorum, acaba iyi miyim! Artık onları haklı çıkarmak için mi bilmiyorum bu akşam gelip vurdu beni melankoli. Baktım kötüye gidiyor durum, kaldırdım kendimi hamaktan, atladım bisiklete. Üzerimde etekleri salkım saçak uzun bir elbise vardı, onu bile değiştirmedim. Etekleri tekerleklere dolandı tabi. Durup etek uçlarını birbirine bağlayarak dünyanın en garip elbise modelini oluşturduktan sonra devam ettim yola. Acayip terledim. Denize gireyim dedim ama bikini yok  yanımda, öylece çıktım ya yola! Bu beni durdurmadı elbette. Geçen gün kimin yazısıydı hatırlamıyorum, donla denize girdiklerini anlatıyordu. Ben de havanın biraz kararmasını ve etrafın tenhalaşmasını bekleyip attım kendimi denize. Yüzünce kendime geldim. Sonra da kampa gelip geç akşam yemeğimi yedim.

Yazmak istediğim o kadar çok şey var ki şu an! Gözümden akan uyku izin vermiyor. Ben yatağa ışınlanıyorum sangha. Diyeceklerim sonraya kalsın. İyi geceler…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s