yağmur – gün 6-7-8: iç ses

Günlerdir pratiğimi yapıyorken ve fazlasıyla da kendime zaman ayırıyorken velakin “yazma pratiğini” aksatmışım. Bunun da bir anlamı yeri vardır elbet.

Salı günüydü, uzun zamandır en boş günüm. Sabah bir toplu kahvaltı, sonra hep kendimle geçti. Bilmiyorum neden içim sıkıştı, daraldı, kapandım. İşte o günün ardından bu yazmadığım üç gün biraz daha açılmak ve kendimi ifade etmek haline ancak ancak geri geldim.

Çarşamba sabahı yine sabah 5 suları idi uyandığımda, sabah rutinlerimi yapıp yavaş adımlarla stüdyoya yollandım. 2 kişiydik bu sefer. Dolunayın etkisinin üstümden kalkışının etkisini o sabah hissettim. Güneşi selamlarken baya bir açılıyordum, yeni bedenimin bana öğrettiği vinyasalar daha bir akış hissini getirdi. Eksik, buruk, sıkışmış hisseden ben artık biraz daha genişleyebiliyordu.

Bakın neler değişti onları biraz anlatayım. Kahveyi azaltarak bıraktım. Bi kenarda dursun o ben koklasam da olur o dedim. Baktım ki beden içerden bir sürü sesle konuşuyor, hatta bazen sessizce tavrını koyuyor, o zaman “fazla” gelen ya da farkındalıkla bedenime almadığım her neyse onları bir fark edeyim dedim önce.

Sabah kahvaltılarım çok güzeldir evet, biraz boşlamıştım yeşillik meselesini, bahçede yetişen de yetmemeye başlamıştı ve şimdi iyice otcul oldum.

Şifa niyetine her ne tüketiyorsam, onun üretiminden elime ulaştığı sürecine de akışı biliyorsam o zaman pek çok şeyi gülümseyerek ve keyifle yiyebiliyorum ve gerçek şifalanma tam orada başlıyor.

Minik değişiklikler ile geçen günlerin 2. günü perşembe idi. Sabah pratiği yerine bu kez  Şenol ile son bir kez çalışmak üzere akşam gittim pratiğe. Bu sefer öyle bizim sabahki tayfa gibi 2-3 kişi değil içerisi baya kalabalık, stüdyo nefesle ısıtmalı, buharlı hafiften. Çok güçlü işte bu nefes dediğimiz şey, bir nefesle bile çok şey değişiyor biliyorum şimdi ise bambaşka bir ortam, seviyorum valla. Akşam pratik yapmanın daha açık bir bedenle gerçekleştiğini unutmuşum, yine bambaşka yerler buldum. Ancak bünye alışık olmadığı için acıktım, bu da bugünlük böyle olsun dedim. Bir rutin tutturmak güzel, arada onu bozup bünyeyi şaşırtmak da rutini ve rituelleri besliyor bende.

Ve işte bu sabah, perşembe akşam pratiği üzerine yemek yemiş ve biraz da geç yatmış olsam da 6 gibi stüdyoda bekliyordum Ashtangileri. Bugün gitmeli gelmeli 5 kişi olduk. Birlikteliğin getirdiği güzelliği tarif edemiyorum. Herkes ne kadar kendi yolunda da olsa destek gibi geliyor bu küçük topluluklar. Derin bir sevgi ve şefkat çıkıyor işte bu hallerden.

ve işte bütün bu günler o kadar çok rüya ve ses vardı ki, çok konuştular kafamda, hangi birinden başlasam bilemezken, müzik geldi. içerdeki ve dışardaki ses bir oldu bu kez.

“Better go back, rhythm inside
Better go back here inside”

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s