Ali – Gün 22: Her Şeye Rağmen Aşk, Sevgi ve Şükran

Merhaba Sangha,

Dün gece kafam yastığa değer değmez uyumuşum. En derininden, bol rüyalı bir uykudan uyanır uyanmaz ilk isteğim telefonuma uzanıp blog yazılarını okumaktı. Hocamın sessizliğini bozduğuna ve uzun bir yazı yazdığına dair güçlü bir his vardı içimde… Pazar sabahı yatakta uzanıp, miskin miskin yeni yazıları okuma ve belki uyumaya devam etme isteğine karşı bildiğim en etkili yolu seçtim ve tek hamlede yataktan fırlayıp doğruca lavaboyu gittim; foşur foşur yüzümü, ensemi, kafamı yıkayıp dişlerimi fırçaladım (burnumun sabah tıkanıklığını nasıl açtığım kısımlarına girmiyorum.)

Samapada‘da gece rüyamda gördüklerim anlık birer görüntü olarak tekrar kafamda canlanmaya başladılar; Defne Hoca ben Fatoş tatlı bir sohbetin ortasındayız derken eskilerden çok yakın bir arkadaşımla şarküterideyiz, peynir seçmeye çalışıyoruz ama ikimiz de miyop olduğumuz ve niyeyse ikimiz de o gün gözlük ya da lenslerimizi takmadığımız için burunlarımızın bile ucunu göremeyip gülmeye başlıyoruz.  Sonra tek başımayım, karanlığın içinde bir hırıltı geliyor sadece. Ne olduğunu biliyorum ama göremiyorum; bu ejderhanın adı Sarpa. Nefes alışlarım hızlanıyor, devasa sarı gözünün ortasındaki elips şeklindeki siyah yarık bir genişleyip bir daralırken, güneşli bir sahilde oturmuş küçük dalgaların tatlı talı kıyıya vuruşlarını seyrediyorum.

Tüm bunlar birkaç saniye içerisinde beynimin içinde anlık birer şimşek gibi çakmış olsa da, sadece nefese odaklanmak yerine bunları düşündüğüm için sinirleniyorum ve ayaklarımı yere daha sağlam basıp, başımın tepesinden yukarıya doğru uzarken, dizlerimin arkası dümdüz, tebessüm olması gerektiği yerde, nefes verirken gıdı yapar gibi çene içeri. Nefes aaaal… nefes veeer… Çok daha iyi.

Önceki günlerde yaptığım şaşırtmacalar ve sayıyor gibi yaparken saymamalar belli bir rutine oturmasın diye bugün yeni fikirlerim var. 3. ya da 5. nefese kadar saydıktan sonra saymayı bırakıp gelişigüzel devam etmektense 8’er nefes yapmaya kararlıyım. Ama daha kurmasthana‘da görüyorum ki bu tür önceden belirlenmiş sayılar, beni hareketin içine yerleşmek yerine, bir an önce sayıyı tutturup sıradaki harekete geçmeye yöneltiyor. Demek öyle?! 8’inci nefesten sonra kalkacağıma emin bedenim kalkmayınca önce şaşırıyor, sonra sinirleniyor: Böyle konuşmamıştık! 8 nefes durup kalkacaktık!  Cevap vermiyorum. Yanıyor. Yandıkça daha da yerleşiyorum havadaki görünmez lazımlığa.

Kalktığımda birer eksoskeleton gibi hissettiğim bacaklarım, üst bedenim sonradan üzerine monte edilmiş gibi sapasağlam yere basarken, bir kez daha Indrasthana için kollarımı yukarı kaldırıyorum.

Sıradaki hareketlerde de 8 nefes sayıp, saymadan inip kalkmalara, gidip gelmelere, bükülüp ters bükülmelere devam ettim. Bu kez burnumdan aldığım nefesin katiyen yetmediği, ağzımı açmazsam yığılıp kalacağım ve Fatoş uyanıp da beni bulana kadar odanın zemininde kendi terimin içinde baygın yatacağım hissi Virasthana‘da değil, mangala namaskar‘da geldi.

Bu kez ağzımı açmazsam ölmeyeceğime kendimi inandırmam önceki sefer kadar kolay olmadı. Burnumdan alıp verdiğim nefesi sakin tutma çabam sanki kalbimi daha da telaşlandırmış gibi çok hızlı kan pompalıyordu. Ağzımı açmadım, burnumdan aldığım nefesleri de büyütmedim. Bir an için arz-talep eğrisindeki uyuşmazlık nefesin karın bölgesinde sıkışmasına sebep olduysa da, kalp ritminin sakinlemesiyle herhangi bir baygınlık olmadan anlaştık, işi tatlıya bağladık.

Asanalara geçtiğimde kafamın içinde nefesleri sayacak kadar bile ses kalmamıştı. Oda hiç olmadığı kadar sessizdi. İçine om mühürlediğim ellerimin parmak uçları alnıma değerken, terden sırılsıklam bedenim -şükran dolu- soğuk bir rüzgar esmiş gibi ürperip kabardı.

Soğuma hareketleri bittikten sonra ne  kadar olduğunu bilmediğim bir süre sırt üstü yerde uzandım. Rüya görüntüleri tekrar geldiler zihnime. Samimiyet, gülüşmeler, güzel günlere düşmesinden korktuğum gölgeler, bitmek bilmez bir yalnızlığın içinde sahiplenme duygusu, korkular, vaz geçişler, denge, dinginlik ve her şeye rağmen aşk, sevgi ve şükran duygusu.

IMG_1301.jpg

Şirince’de Ayça’yla bulaşık yıkama keyfi. (Sıtkı da motive ediyor.) 😀 Foto: Burçe Tutku Tuncalı (takethefakecake) 

Sangha’ma selam olsun,

Sanghasızlık başa bela,

Sangha’dan biri benim sevdiceğim.

 

Ali – Gün 22: Her Şeye Rağmen Aşk, Sevgi ve Şükran” üzerine 6 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s