Aziz – Gün 22: Hello Cleveland!

Merhaba sevgili sangha! 22. günde “bu yeni 28 gün’cü de nereden çıktı birden” diyeceksiniz doğal olarak. İkinci döngünün başından itibaren, uzaklardaki bir arkadaşla karşılıklı alıp-verdiğimiz yeterli seviyede gaz neticesinde, sinsi sinsi her gün yogamı yapıyor, bir yandan da buralara göz atıyorum. Geçen gün Defne Hoca’nın post’unu gördükten sonra -yine uzaklardaki ortak arkadaşla karşılıklı gazlaşarak-, “bari ben de iki satır yazayım da tam olsun” diyerekten oturdum bilgisayarın başına.

Kendimle ilgili kısa bir girizgah yapmam gerekirse, son iki yıldır Shadow Yoga 1. sınıf öğrencisi olarak kısa yoga hayatıma devam ediyorum. Daha doğrusu devam etmeye çalışıyorum, zira iş gereği (ses teknisyeni) yoğun konser dönemine denk gelen Nisan – Mayıs derslerinin bir çoğunu kaçırdım… Tam Asana’lara doğru geçilirken ortadan yok oluyorum :p Kendim ile ilgili verebileceğim diğer bir alakalı dipnot da, tüm yoga bilgimin bu iki sende derslerde gördüklerim & duyduklarım ve Defne Hocam’ım bahsettiği ve/veya paylaştığı okumlardan ibaret olduğu. Tabi bir de Defne’nin blog’undan. Zira daha derslere başlamadan çok önce İnsanlık Hali’nin eski ve sıkı bir takipçisiydim (şans eseri okumaya başlamam Mavi Orman’ın yarısından biraz sonraki yazılara denk gelir). Blog’da yoga ile ilgili yazılanları hep sanki uzak bir gezegen ile alakalı bir haber okuyor edasıyla takip eder, o egzotik yeri bir ziyaret eder çıkardım.

Dönüp dolaşıp takip ettiğim “quasi-egzantrik” blog’un yazarının öğrencisi oldum sonuçta. Geçen senenin ortasına doğru hoca sınıfta “eee söyleyin bakalım yoga sizin için neymiş / size ne yaptı?” diye (daha doğrusu gibi) bir soru sormuştu. Aslında daha o gün vereceğim cevap hazırdı, ama o soğuk Cihangir sabahında kafamdan geçenler nedense çok “new age” geldiği için kendime saklamıştım. Daha sonra yoga yaparken sık sık bu soruyu ve cevabını düşündüm, hep aynı sonuca vardım ve bugün artık sizinle paylaşmaya karar verdim.

Hissiyatım şu şekilde; ben sanki daha önceleri (once upon a time) yogaya benzer bir şeyler yapıyormuşum. Tabi ki yoga disiplini ve bilinci içinde olmayan bir şey burada bahsettiğim. Yine de, yoga sonrası kendimi bulduğum sessiz / sakin / düz / açık  hale benzer bir  yere başka yollardan geçerek varabiliyordum gibi hatırlıyorum (hatırladığımı da yoga sonrası hatırladım, yoksa içimde dolaşan bir histi bu). Ama klasik iş hayatı, günlük koşuşturmaca, insan ilişkileri, para meseleleri içinde o hali de, o yere çıkan yolun izini de kaybetmiştim. Özetle, “Yoga bana kendimi hatırlattı”.

Sevgili hocam ve arkadaşlarım, bir daha yazar mıyım bilmem, size sevgilerimi ve saygılarımı yolluyorum!

PS. “Hello Cleveland!” kült mockumentary “Spinal Tap” filminden bir alıntıdır. Başarısız rock grubumuz Cleveland konserinde sahneye çıkmak üzere kulisden yola çıkarlar ancak sahneyi bir türlü bulamazlar. Yol üzerinde gördükleri tüm kapıları sahneye açılıyor sanıp bir ağızdan “Hello Cleveland” diye soyunma odalarına, depolara dalarlar. Ben de bu ani girişimi bu alıntı ile taçlandırmak istedim 🙂

Aziz – Gün 22: Hello Cleveland!” üzerine 6 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Hoş geldin Cleveland! Aramızda seni de görmek ne güzel. Yoganın nasıl ne yaptığını ne güzel anlatmışsın. Bana da o his yuvaya, çocukluğa, çocukluk yalnızlığı ve yalınlığına dönmek gibi geliyor. Yetişkin hayatının yüzeysel dertleri kaybolurken çocukluğun değerleri (arkadaşlık, sevgi, yaratıcılık) önem kazanıyor yeniden. Akşam olduğunda yine yetişkine evirilmiş oluyorum ama sabaha yine yoga var nasıl olsa… İnşallah yeni yazılarını da görürüz!

    Liked by 3 people

  2. fatma dedi ki:

    Hellooo Cleveland 🙂 Biz buradayız Azizcim 🙂 Gene yazarsan boş odalara dalmış olmazsın yani. İşallah yine sesini duyarız. Ben düğmeyi on bire çevirdim bekliyorum :))

    Beğen

  3. Kalemtıraş dedi ki:

    Aziz bu arada dünden beri yazacağım, yazacağım unutuyorum: Heidegger amcanın “forgetting of being” diye bir sözü vardır. Modern dünyada, bilim ve bilgi tek taraflı olarak ilerlerken insanın dünyayı da kendini de unuttuğuna değinir. Yoga bunu tersine çevirme yetisine sahip sanırım. Sen de tam bu özelliğinden dem vurmuşsun: Remembering of being.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s