Beste I – Gün 25

Ah sanga! Bu sabah uzun uzun yazmıştım sana. Hem de telefondan, ellerimin ağrımaya başlamasına rağmen. Dün çok canımı sıkan, bugünkü yogamda da vır vır vır başımın etini yiyen bir konu hakkında. Şimdi İstanbul girişinde trafikte kalmışken hadi bitireyim de bugün yayımlayabileyim dedim. Fakat bir baktım ki kaybolmuş 😦 Çok üzüldüm, çünkü bunu seninle paylaşmayı çok istiyordum. Ama artık ne vaktim ne de takatim var tekrar yazmaya. 

Bu sabah yazarken bayağı bir açılıp saçılmıştım. Yazdıkça da kendimle ilgili keşiflerim olmuştu. Hem olay karşısındaki tavrımla hem de bana hissettirdikleri, neden bu kadar canımı sıktığı ile ilgili. Ama yola çıkacağım için yarıda kesmek zorunda kalmıştım. Sanki biraz daha yazsam daha da fazlasını keşfedecektim. O yüzden de devam etmeyi çok istiyordum. Ne yapalım, demek ki bugünlük payıma düşen buymuş.

Kaybettim ve seninle paylaşamadım ama iyi ki de yazmışım sanga. Yazarken yaptığım o keşifler sayesinde artık pek de canımı sıkmıyor dünkü olay. 

Ama ne yalan söyleyeyim sana kendimi o kadar açacak olmak beni heyecanlandırmıştı. Tatlı bir heyecan. Olsun, daha yolumuz uzun. Daha çok açılıp saçılarız. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s