ASLI SU – Gün 18: Gökten Bereket Sangha’mdan Hediyeler Yağıyor

Bursa’dan İstanbul’da az buçuk uyuyacağım eve ancak 12:30’larda varabiliyorum, hem de Atölye Yeşil’in birkaç ötesindeki apartmanlardan birine. Sabah motorize olmadan duyuları damardan açmadan yoga dersimize geçebileceğim için mutluyum, ve bana evini çat kapı açmış başka bir dosta daha minnettar. Saat 2:30’a doğru yatağa vardığımda yorgun olmakla birlikte sokaktan gelen araba sesleriyle de bir o kadar uyanık, gerçi artık vızır vızır geçenlerin yerine sokakları temizleyen arabaların sesleri daha baskın. Bu şehir sesleri, bana Fındıklı Stüdyo’da bazı şafak öncesi kış derslerimiz haftalarından can arkadaşımın evinden süzüldüğüm sabahları hatırlatıyor. O gün doğumu öncesi saatlerde de, şehir dışı hayattan pek yabancısı olduğum bu konuşkan temizlik arabalarının dibimizden geçişini takip eder, mehter takımı modunda iseler onların sesine sığınıp suyla haşırneşir sesimin onlarınkinden daha sakin oluşuna güvenip minik bir duş alıp öyle çıkardım evden. Defne Hocamız’ın büyüdüğü sokaklardayım, onun uykuya daldığı seslerle tanışıyorum bu gece/sabah. Hoşnutum bu deneyimden.

Rüyalarım dolu dolu. Özgür (Orta 2’lerden Özgür kardeşim) ve çekirdek ailesi; eşi sevgili Özlem canım ve yavrukuş Alaz ile okyanusa kurulmuş devasal bir lunapark’tayız. Rollercoaster’la bir suya bir göğe doğru yol alıyor, sonra da dönen sandalyelerle havada savrulurken arada alt gövdelerimiz suya dalıp çıkıyor. Çocukluğumuzun Erdek sahillerinden başka dostlar da bize katılıyor.

Sanghamla buluşmalı Pınar Hoca’lı bir etüt dersimiz rüyama gelmişti bir Haziran sabahı; o hesap, bu sefer de diğer D.Hoca ile uçsuz bucaksız bir stüdyo’da kamptayım. Defne Hoca’mızın dersinde Kasım 2017 ‘ilk defa’ bizzat Samapada’ya durmadan bir yıl evvel ki rüyamı ballandıra ballandıra aktarmalık bir başka yazıya saklamaktayım;)

Bu rüyaların tadını çıkarmanın sonucu, Atölye Yeşil’e son dakikaya bir kala 6.58 girişi yapıyorum, neyseki Samapada’da sangha’mı yakalıyorum. Pınar ile o minik göz göze selamlaşmamız, onun bir göz kırpışta o içten kalpten hoşgeldin Aslı Su selamı anında tüm bedenime bir huzur yayıyor. Hemen evvelinde hangi ara sınıfı hızlıca bir tarayıvermişim: E Özgür yok, ama Sıtkı da yok, acaba çaktırmadan (nasıl olacaksa;) gözlerimi sola ne kadar esnetsem de muhtemelen göremeyeceğim stüdyonun kolon arkası kısmında mı kaldılar ki? Gelebileceğini beyan etmemişti tamam ama belki günümüzün bir sürprizi daha olurdu ya, Oya da yokk!

Parkelerin yumuşaklığı tadından yenmiyor. Birkaç dakika sonra Burçe yanıma geliveriyor. İlk defa yoga dersinde yanyanayız, bu bana pek güzel geliyor. İlk kutsal 3 aylarımızda sevgili Gülçin’in (Gülçin Özsoy) ayaklarına denk gelirdi benim dirişti, ona da pek mutlu olurdum. Son aya doğru o sessizce gidiverdi, yokluğu hissedilesiydi, biz bir organizma oluvermiş kendimizi yeniden bütünlemeye işte o gün aniden eksilivermiştik. Sonra Fatoş’un ayaklarıyla kavuşan diriştilerimi de pek sevmiştim. Yanıma önüme arkama diriştime artık kim gelse sanki bir kelebek misali sevineceğim.

Sınıfa girer girmez, Pınar ile gözlerimiz kavuşmadan ilk Ali’yi görmüştüm aslında. Onun elementsel dengelenen bedenden akan sulara bulduğu çözüm ile içimden bir ‘Can’ımmm..Can’ımız Ali’ geçivermişti. Uzun pantolon ve pamuklusundan uzun kollu bir t-shirt kuşanmış.

Dersimizin ardından ben pek bir konuşkanım, 2 aylık aranın ardından Hoca’dan öğrenmeye susamış olduğumdan soruları da biriktirmiş halimle (Gerçi bu zaman zarfında hemen hemen her pratikte çoğu soruların cevabı da yavaştan akıyor, tamamen uçtuğunu sandığım kelimeler meğer saklambaç oynarlarmış da iliştikleri gözden ırak köşelerden ortaya çıkıveriyorlardı. Kalan sorularım da Pınar’a kısmetmiş.), ders hiç bitmesin modumda sormalara doyamıyorum.

Çocuklar gibi şeniz. Yağmurun azizliğine tutulmuş Özgür ve ardından Fatma-mou da çaya kahveye bize katılıyorlar, coştukça coşuyoruz. Pancho ve Beatrix’in Tayland’daki stüdyosundan (evet evet Defne Hoca’mızın ilk yogasını yaptığı mekan) tütsülerin kokusunu da katmış yanına hediye. Sohbete doyamasak da çaya kahvaltıya doyaraktan, temiz gıda keşfine çıkıyoruz. Sonra da ben buğday çimi suyu tedariğine muhteşem ötesi Petiçim’e. Bursa’ya dönüş yolculuğum programladığımın dışına taşaraktan ziyadesiyle maraton tadında ve aksamalı akıyor, buğday çimi sularını taze ulaştırmanın huzurunda yatakla kavuşmak daha da bir tatlı geliyor.

etüt ertesi mini sangha selfisi.180717

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s