Fatoş- Bu ayın pusulaları

Niyet ettim bu yazıyı yazmaya. Niyet etmesem bu yazı olmayacaktı.

Evreninin düzeninin bizlere sunduğu binbir olasılıktan hangisini kendi gerçekliğim olarak seçeceğimi niyetlerimin belirlediğine inanırım. Evrenin pusulaları bence niyetler. O nedenle niyet etmek kutsaldır benim için. Yolumu bulmama yarar. Kaybolmamak için ara ara yoklarım niyetleri.

Bazen bazı şeylere niyet edip, niyetler gerçek olduktan sonra aslında o çok istediğim şeyden sıkılıverdiğim de oldu. Annem korkardı bu konuda benden. Yeni bir şeye başlarken bana korkulu gözlerle bakıp “Bunu da yıllarca çalışıp, çok iyi yapıp, sonra da kestirip atmayacaksın değil mi?” derdi. Ben de “Bilmiyorum.” derdim. Hep annemin korktuğu başına geldi. Niyetimi gerçekleştirene kadar her şeyimi verdim, istediğim şeyler gerçek oldu, sonra sanki o her şeyi veren ben değilmişim gibi, elimin tersiyle çöpe itekledim.

Maymun iştahlı mıyım? Belki de maymun iştahlıyım, sonuçta atalarım maymundu. Onların iştahı bana da geçmiş olabilir. Şaka bir yana, benim için niyetlerin kullanım süresi bitmişse, yenilerine yelken açma vakti gelmiştir. Niyetler gerçeğe dönüştüğünde sevdiysem orada kalırım, beğenmediysem yeni yollar görünür. Rahatsızlığın içinde kalabilirim ama niyetin kullanma süresi hala geçerli mi diye kontrol etmem gerekir. Sonuçta gerçekliği deneyimlemeden ne hissettireceğini tam olarak bilemezdim değil mi?

Böyle koşup, durup, düşünüp, vazgeçerek istemediğim şeyleri çok iyi bilir oldum. Olan oldu, giden gitti, dersler kaldı. Bazı derslerden de ben kaldım. Hala öğreniyorum, çift dikiş, hatta belki 5 dikiş. Yeni dersleri almaya hak kazanana kadar devam, öğrenmenin sonu yok.

Gelelim bu ayın niyetlerine. Yoga ile ilgili iki niyetim var. İlk olarak, ben bu ay bir sabah insanı olmaya karar verdim. “Fake it, till you make it” diye bir söz var ya, bildiniz mi? Hah, işte ben bu ay sanki bir sabah insanıymışım gibi davranacağım. Artık zaten her sabah gün ağarmadan kalkıyorum ve yogamı yapıyorum. Şimdi bunu alışkanlığa dönüştürme, sürünerek yapma halinden kurtulma, kolaylıkla yapana kadar kolaylıkla yapıyormuş gibi yapma zamanı. Bilmem anlatabildim mi?

İkinci olarak, yoga yaparken saymamaya başlayacağım. Bunu son üç gündür deniyorum. Fena gitmiyor. Hareketlerin ince ayarlarına odaklanıyorum, içime sinene kadar duruyorum, tekrar ediyorum. Zaman kısıtlamam yok, genelde yoga çalışmam 1-1.30 saat kadar sürüyor. Bakalım ilerleyen günlerde neler keşfedeceğim?

Yaratıcı kimliğimle ilgili niyetler açısından da biraz açgözlüyüm bu ay. İlk alan resim. Bu ay boyunca eskizler çizeceğim. Bütün eskizler bir resime odaklı olacak. Kafamda bir suluboya çalışması var. 28 gün boyunca üzerinde çalışayım ve o bir tane taslak gerçek bir tablo olsun istiyorum.

İkinci alan müzik. Ben klasik müzik eğitimi almış bir virtüöz piyanistim. Ama mesleğimi icra etmiyorum, son üç yıldır akademisyenlik ve öğretmenlik yapıyorum. Lise yıllarımda hep müziğin yaratma kısmı ilgimi çekerdi ama ağır resital programları kapsamında parmaklarımı ve hafızamı çalıştırmaya o kadar odaklıydım ki, müzik yaratmak arka planda kalıyordu. Üniversitede şimdiki eşim Ali’yle tanıştım. Ali kısa filmler çekiyordu, ben de onun filmlerine müzik yapıyordum. Çok eğleniyorduk. O zamanlar asıl niyet okuldan mezun olmaktı, o nedenle filizlenen çabalar askıya alındı. Sonra konservatuarda öğretmenlik yapmaya başladım. Öğrencilerime bana öğretilmeyeni, geri planda kalan, benim için asıl önemli olduğunu düşündüğüm şeyleri öğretmek istedim. O nedenle beste yapma ve beste yapmayı öğretme konusunda çalışmalar, araştırmalar yaptım. Tüm bunları yaparken de kendi müziğimi yapmanın beni en çok tatmin eden şeylerden biri olduğunundan kesinlikle emin oldum. Şimdiye kadar evde kendime ve Ali’ye, bazen de eve gelen misafirlere çalmak hoşuma gidiyordu. Ama kendi başıma günlük çalışmayı çok ihmal ediyorum, savruk bir düzende ilerliyor. Yogayı düzene oturttuğumdan ve bu bloga yazdığım niyetlerin beni daha çalışkan yapma sihrine sahip olduğunu farkettiğimden beri araya müziği de sokuşturasım geliyordu. Alper’in yazdıklarını okudukça derdimi anlayacak birileri de var diye de düşünüyorum. Bu ay affınıza sığınarak yazılarımı araç edip sade ve basit bir piyano albümü kaydedeceğim. En az altı tane diyerek gerçekçi olup olmadığından emin olamadığım bir aylık hedef koydum. Gelişmeleri ise yazılarımda kısaca aktaracağım.

Üçüncü alan da yazı. Hayalet yazarlık yaptığım kitap bitmek üzere. Bir de bu blog var. Bir blog yazarı olarak, benim için sayarken yazmak daha kolaydı. Neden mi? Şimdi başlık bulmam gerekecek, zor geliyor başlık bulmak. Başlıklarımın yazılarımdan daha iddialı olma eğilimi var. Başlığa bakıp, açıp da okursanız hayal kırıklığına uğramayın isterim aslında, sanırım endişem bu.

Kurmaca kervanına katılacağım bu gece. O da yeni bir niyet oluverdi, halbuki geçen ay öyle olmadığına çok emindim. Kısmet diyelim artık.

Hadi o zaman, pusulalar hazırsa, macera başlasın!

 

 

 

 

Fatoş- Bu ayın pusulaları” üzerine 9 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s