Pınar – Pseudoçadır

Buradaki sanghanın bir kısmı biliyor, kursun üçüncü gününden beri kırmızı çadırdayım. Cumartesi kalktım, tüm ibareler var. Hah dedim bugün geliyor. Gelmedi. Pazar günü kalktım, yine tüm ibareler var. Hah dedim gün bugündür. Yok. Bu sabah kalktım, bizim bolsterlı seriden yaptım. Tık. Pazartesi akşamından bildiriyorum, aradığımız çadıra ulaşamıyorum sangha.

Dün size de oldu mu bilmiyorum, Defne Hoca’nın son yazısında yazdığı gibi bütün akşam karam karam oturdum. Zaman zaman gözümü bile açık tutamadım, öyle baygındım. Cumartesi akşamı Gökay gelmişti Gürcistan’dan, dün akşam tekrar Lüleburgaz’a gitti. Part-time lover diye dalga geçtik, vedalaştık. Ben hiç asker yolu gözlemedim, söylemiş miydim? Daha önce beraber olduğum iki sevgilim de askerden muaf olmuşlardı, onun rövanşı mıdır? Nihai olarak birbirlerine kavuşmadan önce yıllar boyu uzaktan ilişki yaşayan arkadaşlarım vardı, deli gözüyle bakardım. Arada bir uzak kalmak harika oluyor da, fazlası benim sistemi zorluyor. Neden zorluyor onu da bilmiyorum. Geçen gün diğer D hocanın bizi Vaişaka’da beş dakika tutarken ‘you have no choice but to surrender‘ deyişi aklıma geliyor böyle zamanlarda. Teslim ol, resistance is futile! Direnmek nafile. (Bunu o demedi, ben ekledim.)

Bu sabah alarmı 6’ya kurmuştum. Kalkmadım. 7’de alarmsız uyandım. Bende de bazı şeyler zorlayınca geri tepiyor. Sisteme alıştıra alıştıra vermeye çalışıyorum. Dün ayılıp bayıldığım sıralardan birinde kafamı toparlayıp yeni ay niyetlerimi yazmaya çalıştım. Olmadı. Ama sabah uyandığımda kafamda yeni niyetimle beraber geçtim çadır yogasına. Bu aya dair bir önceki ayın niyetlerini devam ettirmenin haricinde yogamın sonuna çok uzun zamandır ihmal ettiğim ve giderek daha da zaruri bir hale gelen sessiz oturma alışkanlığını oturtmaya niyet ettim. Bugün sabahki yogamın sonunda telefonun timerını 10 dakikaya ayarlayıp oturdum. (Yoga odasında telefon yasağını deldim diye içten içe heyecanlandım.)  Bir önceki gelişinde D hoca gözünüzü habire açıp kaç dakika oldu kaç dakika kaldı diye bakmayacağınız bir süre bulun, ve yavaş yavaş o süreyi arttırın demişti. Ben heralde yarı süreye geldik, bacak değiştireyim derken alarm çaldı. Demek ki biraz daha uzun bir süre ile başlasam olurmuş. Bu aya başka başka niyetler eklemek istemememin bir sebebi de, mevcut düzenin ‘sürerek’ güzelce sisteme yerleşmesini istemem. Yani diyelim bir çökme projesi üzerinde çalışıyorum, ilk hafta hedefim sayıyı 8’den 16’ya çıkartmaksa, bir sonraki hafta veya haftalar boyunca hedefim 16’yı sürdürmek pekala olabilir. Bir şeyi ‘sürdürmek’ de yeri geldiğinde yeterince zor ve değerli. Sporadik sıçramalardansa sağlam adımlar. O yüzden özetle, bu yeni ayda niyetler: yoga, bloglar, sosyal medya detoksu, ve sessiz oturma.

Beraber döndüğümüz üçüncü döngümüz hayırlı uğurlu olsun. Kendine çok iyi bak sanghamu. Hayatıma can kattığın, en kırılgan yönlerini cesur bir dürüstlükle açtığın, bu nefes alan, kalbi atan, düşen, kalkan, yürüyen ve büyüyen canlı organizmanın kıymetli bir parçası olduğun için sana, her birinize, can-ı gönülden teşekkür ederim. Bana çok şey öğrettiniz, her gün yeni bir şey öğretmeye devam ediyorsunuz.

Sizi seviyorum!

newmoon

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s