Alper-Extrovertliğim Yaşamak Zorunda Olduğum Beraberliğimsin

Selamlar sangha.

Bu sabah ikinci prelüdle günüme başladım. Her gün farklı bir prelüd yapmak hoşuma gidiyor bu ara. Enerjik uyandığım sabahlar mutlaka balakrama’yı, yorgun uyandığım sabahlar ikinci prelüdü ve ikinci prelüd için enerjik, birinci prelüd için yorgun olduğum sabahlar da üçüncü prelüdü yapıyorum. Hazır evimdeyken her sabah mutlaka prelüd yapmaya özen gösteriyorum. Biliyorum ki Sırbistan’da oradaki tempoydu, yorgunluktu, otel odasıydı, alkoldü binbir bahaneyle çoğu zaman vahni sonrası ılınmalara geçtiğim, bu grupta artık Alper’in kaytarma yogası olarak bilinen meşhur serimi yapacağım.

Ayfer Tunç’un Mağara Arkadaşları kitabına başladım sevigli sangha. Benim için bu senenin en güzel olaylarından biri Ayfer Tunç’u okumaya başlamamdır. Adını çok sık duyduğum bu yazarı, Murat Gülsoy’un yanındaki sesi beni birazcık rahatsız eden bu karizmatik kadını  okumayı hep geciktirmiştim. Defne Hoca da kendisiyle yapılan bir söyleşide sevdiği yazarlar içinde Ayfer Tunç’tan bahsedince okumak farz olmuştu ama yine de okuma listemde hep öteleniyor, erteleniyordu. Kütüphanede başka bir kitap ararken Kapak Kızı’yla burun buruna gelince üçüncü kitap hakkımı ondan yana kullandım ve Kapak Kızı’nı çok sevdim. Meğer bu daha başlangıçmış. Hemen arkasından Yeşil Peri Gecesi’ni okudum ama ne okumak sangha!!! Başka hiçbir şey yapamadım. Ders veriyordum, aklım kitabımda. Beyer no.8’in eşliğinin baslarını sol elimle çalarken sağ elimle kitabıma devam etmeyi düşündüğüm anlar oldu da sınıflarda kamera olması caydırıcı etki yaptı. Bir arkadaşımla buluşuyordum mesela, eksem de gidip bir yerde kitabımla buluşsam diye planlar yapıyordum. Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi’yle yazar kalbimde tahta sahip oldu.

Bugün Polka’da kitabımı okurken yanımdan aynı okulda okuduğum ama arkadaşlık etmediğim iki kişi geçti. Ben olsam onları görmemezlikten gelirdim ama onlar öyle yapmayıp benimle hoşbeşe başladılar. O kadar soğuk davrandım ki ben bile rahatsız oldum. Yanlış anlaşılmasın o sırada yalnız kalma isteğimin tavan yaptığı, kendimi çok kırılgan hissettiğim bir anda değildim. Kitabıma tam anlamıyla konsantre olmuş da değildim. Çeşitli vatsap gruplarından bin kişiyle geyik muhabbetinden fingirdemeye çeşitlilik gösteren bir iletişim halindeydim. Bu durumun nedeni aslında şu: Ben arkadaşım olmayan, tanış, ahbap ve artık eskisi kadar samimi olunmayan eski arkadaşlarımla iletişim kurarken zorlanıyorum. Çoğumuz hala aynı sitede oturduğumuz için küçüklüğümde çok yakın ilişkiler içinde olduğum ama mesela son on yıldır pek konuşmadığım eski  dostlarla asansörde veya otoparkta karşılaşmak beni geren bir şey. Kaç kere zorunlu bir muhabbete girmemek için yorgun olduğum halde merdivenleri kullandım. Sonra da bir iç hesaplaşmaya giriyorum. Annem ve kuzenim böyle değildir mesela. Onlar çok rahat iletişime geçerler bu tip durumlarda.

Defne Hoca içe dönüklük hakkında çok yazdı çizdi. Okumadıysanız mutlaka okuyun. Yazıların birinde Defne Hoca şöyle der “Çünkü benim gibiyseniz, yani spektrumun içe dönük tarafına meyil eden bir mizaca doğduğunuz halde, cesur ve ne istediğini bilen, o istediğini elde edene kadar sebatla çalışan, bir de üstelik sahneleri, ilgiyi, övgüyü seven bir tipseniz vay halinize”. Defne Hocanın bu anlattığı durum kadar zor olan başka bir durum da benimkidir. Ben spektrumun dışa dönük, hem de baya bi dışa dönük tarafına meyil eden bir mizaca doğduğum, sahneyi ilgiyi,övgüyü sevdiğim(bir de üstüne üstlük aslan burcu olduğum) halde utangaç, çekingen ve korkak demeye dilim varmasa da  çok da cesur olmayan biriyim. Bir önceki paragrafta anlattığım durumun bununla da bir alakası olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca bu paragrafı yazmak benim için kolay değildi sangha.

Defne Hocanın yazısını ve çok sevdiğim bir eseri paylaşıp huzurlarınızdan ayrılıyorum. Esen kal sanghamou.

İçe Dönüklük: Lanet mi Nimet mi?

 

 

Alper-Extrovertliğim Yaşamak Zorunda Olduğum Beraberliğimsin” üzerine 4 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Sevgili Alper, bunları bizimle paylaştığın için cesursun. Sağol. Ayfer Tunç’a hayatına dahil ettiğim için sevinçliyim. Yeşil Peri’yi ben üç defa arka arkaya okudum. Hâlâ da arabada duruyor. Çok uzun ayrı kalamıyorum. Açıp bir bölümünü okuyunca rahatlıyorum. Diğer kitapları da öyle. Kışın seninle konuşmalara gideriz.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s