Fatoş- Saymak ya da saymamak, işte bütün mesele bu mu?

Merhaba Sangha!

Saymayınca yazacak şey ne zor bulunuyormuş değil mi? Size anlatmak istediklerim var ama yeterince anlatmaya değer olup olmadıklarını bilemediğim için yazamadım. “Ama şimdi bunun yogayla ne ilgisi var, nasıl bağlayacağım?” deyip, vazgeçiyorum. Aslında bunun saçma bir bahane olduğunu, yoganın hayatın her kısmıyla ilgili olduğunu biliyorum, deneyimliyorum. Belki aradaki bağlantıları buraya yazacak kadar kesin kuramıyorumdur bu aralar?

Peki saymadan yoga yapmak nasıl gidiyor? Bence böylesi daha güzelmiş. Isınmalardaki ilk udiyanalara gelene kadar biraz “Bugün ne yapayım, şunu yapayım, bunu yapmamıştım geçen gün” gibi konuşmalar oluyor ama nefes alma, verme aralarında sorular bitiyor, sonra “Sadece yap işte sen, vücudunu iyi dinle, gerisi gelecek” diyen diğer sese ikna oluyor. “Sonrasında Balakrama nasıl bitiyor, anlamıyorum bile!” demek isterdim ama hala her harekette bir pazarlık durumu oluyor. “Bir tekrar daha yapamayacağım” dediğim yere kadar devam ettiriyorum. Oturmalarda ise zaman zaman biraz şuursuz bir hal geliyor. Birkaç ay önce oturma kısmında zihnimin odaklandığı şeyler daha etkili ve derin geliyordu. Bu aralar anlayamadığım bir durum var, dalıp gidiyormuşum gibi oluyor. Henüz bu iyi birşey mi kötü birşey mi bilemiyorum. Önümüzdeki günlerde anlamayı ümit ediyorum.

Dirsek konusuna gelince, Okçu pozunda çok geriye doğru açılıyorlarmış, onları düzelttim, hizaya soktum. Güneşi selamlama’larda yerli yerinde görünüyorlardı, düzeltmemi gerektirecek bir durum yoktu. Ek olarak nefes alma ve verme süreme bakma fırsatı buldum. Nefes alma sürem çok kısa, verme sürem ise oldukça uzun. Biraz bu süreleri dengelemeye çalışacağım önümüzdeki zaman diliminde.

Bu ay nefeslerimi ve tekrarlarımı saymadan yaptığım yoga çalışmalarında, geçen ay saymaya odaklı bir zihinle yaptığım yoga çalışmalarından daha farklı keşifler yapıyorum. Saymamak bence yoga çalışmama yaradı ama bu blogda yazdığım yazı sıklığına pek yaramadı. Gerçekten o kadar sık yazmama gerek var olup olmadığına da emin değilim. “Yorgan gitti, kavga bitti” mi oldu artık her sabah zaten yoga yapıyor olunca acaba? Ben bunu bir düşüneyim.

Kendinize iyi bakın sevgili sangha!

 

Fatoş- Saymak ya da saymamak, işte bütün mesele bu mu?” üzerine 4 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Bir şeyin anlatmaya değer olup olmadığını yazmadan anlayamıyorsun. Yogaya bağlanır mı, bağlanmaz mı kısmı da yazının ortasında beliriyor. Yani eline (mecazi) kalem almadan önce kukumav kuşu gibi düşünmekle bilemeyeceğin şeyler bunlar. Tıpkı bugün mayurasana yaparken bacaklarımı kaldıracak mıyım der gibi. Oraya varmadan bilemezsin. Belki de hayatta bize en çok vakit kaybettiren ve keşiflerimizi çalan şey bu öncesinde faaliyet hakkında düşünmek alışkanlığı.

    Liked by 10 people

  2. matın tezenesi dedi ki:

    Defne hocanın yorumunu okuyunca aklıma geldi, bir alıntıyla ilave yapmak istedim Fatmacım,
    “Aşık olacağım demezsin, aşık oldum dersin.”
    Ve evet, sayma işini bırakmak bende de bir boşluk hissine neden oldu…

    Liked by 5 people

  3. alpererdoganblog dedi ki:

    Bir şeyi merak ediyorum. Prelüd boyunca tüm hareketleri sonuna kadar zorluyor musun? Mesela vahni’yi yaparken artık bir tekrar daha yapamayacağıma kadar yapıp bir sonraki hareketi de aynı şekilde yapınca prelüd çok uzun sürmüyor mu? Her hareketin belirli bir tekrar sayısı yok mu? Prelüdler buna göre çok akıllıca tasarlanmış değil mi? Ben de kulaçlarımdan adımlarıma kadar her şeyi sayan bir insan olduğum için belki tahayyül edemiyorum saymama işini 🙂

    Liked by 1 kişi

    • fsafak dedi ki:

      Ben de senin gibiyim Alper, Defne Hoca’yı, her yeni hareket öğrendikten sonra, “şimdi bunu kaç tane yapalım?” sorularımla az bunaltmadım bu sene. Defne Hoca ise her sorduğumda “şimdilik en az 3 en fazla 8” der. Ben de bu 28 gün yoga hareketi başlayana kadar hep en az 3 tekrar yapıyordum. Birinci döngüde 3’e devam ettim. Geçen ay 5 yaptım. Bu ay da üst sınır 5 ve üzeri. Ben şimdilik her hareketi tekrar etmezsem içim rahat etmiyor. Bu da sıkıntılı bir durum bence ama onu irdelemeyi gelecek döngüye bıraktım. Mesela vahni de ayak tabanımın yere gelen ön kısmı acıyana kadar duruyorum, ağırlığımı üstüne tam vermediysem, udiyanası olmadıysa, nefesi beğenmediysem, o tekrarı saymıyorum. Ama gel gör ki Hanumanasana’da 5 nefes bile zar zor duruyorum. Yani zorlanma derecem harekete göre de değişiyor. Evet, çalışmalarım uzun sürüyor. Mesela Ali, ben oturmalara geçtiğimde genelde tüm çalışmasını bitirmiş oluyor. Gereken vakti ayırabilmek için de olabildiğince erken uyanıyorum ki, sınır zorlama deneylerime devam edebileyim. Evet prelüdler çok iyi tasarlanmış ve idealinde (Defne Hoca derslerinden birinde öyle demişti diye hatırlıyorum, hocam yanlışsa müdahele edin) sadece 1 tekrar yapmak yetecek. Ama oraya benim için çok var, çünkü o seviyeye tüm bandalar, ritm ve nefes mükemmel bir uyum yakaladığında ulaşabiliyormuşuz. O yüzden Balakrama’nın en az üç sene yapılmasını tavsiye ediyor hocamız. Ben de 1 tekrarın yeteceği günleri bekliyorum. Ama herkesin yolu ayrı deyip, çekiliyorum 🙂

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s