Pınar – Sat! Çit! Ananda!

Bizim mahallede 34 CIT plakalı bir araba var. Onu her görüşümde içimden şöyle seslenmekten kendimi alamıyorum: Sat! Çit! Ananda!

Normal şartlarda Satcitananda kavramını kendi süzgecimden geçirip anlaşılır bir şekilde buraya aktarsam çok daha anlamlı bir yazı olurdu. Ne var ki üç gündür hastayım ve buna hiç halim yok. Ama bir yere bağlayacağım, söz.

Burada çok detayını vermekten imtina ettiğim birtakım gastrointestinal sorunlar yaşıyorum son birkaç gündür. Apana vayu show. Bugünü temiz geçirdim. Ateşim düştü. Halsizliğim baki. Şu Temmuz ayı hayatım boyunca planladığımdan ciddi anlamda sapma konusunda tarihe geçen aylardan biri oldu. Allah beterinden saklasın diyor ve her şeyin başı sağlık klişesinden koşarak uzaklaşıyorum.

Bu son birkaç gün yatmaktan başka bir şey yapmadım desem yeridir. Yatağım her şeyim oldu. Adeta bir ‘yaşam alanı’, ne ararsan var. Dün akşamki dersimi başka bir hocaya emanet ettiğim için tufan sırasında evdeydim. Günümün en yüksek anı yatağımdan çıkıp salon penceresinin başına geçip ay ne manyak yağıyor diye etrafımı izlediğim bir yirmi dakika oldu. Bizim o tarafa dolu da yağmadı. Arkadaşlarımdan gelen videolar ve internette gördüklerimden sonra ucuz yırttığımı anladım. Sabahtan beri de tufan videoları izliyorum, tipik yurdum insanı gibi.

Bugün hastalık vesilesiyle deldiğim feysbuk diyetim esnasında Kızıldereli Olsanız İsminiz Ne Olurdu? başlıklı, sosyal medya sitelerinin olmazsa olmazı olan süper mistik quizlerden birini yaparken yakaladım kendimi. Hiç de bulaşmam normalde bu tarz şeylere ama hastalık işte, baygın baygın yatarken her şey eğlenceli geliyor.

Bu quize varmadan önce başparmağımın kaydırma kuvvetince hızlı geçmeye çalıştığım birtakım başka mistik ve süper kadim etkinliklerin duyurusu düştü önüme. Bu gördüklerimden ilhamla yazacağım şimdi yazacaklarımı. İşinin ehli olanları tenzih ederek, diyeceğim ama şu ucuz ve vasat internet çağında işinin ehli olanlarla olmayanları da birbirinden ayırmak giderek zorlaştı. Hatta şöyle bir hal almaya başladı benim için, işinin ehliyse internette olmamalı gibi. Bu oksimorona daha sonra döneriz.

Bazen itiraf edeyim başım dönüyor bu etkinliklerden. İçimdeki vahşi kadını mı uyandırmalıyım yoksa şamanik erk hayvanımı mı bulmalıyım karar veremiyorum. Bunları yapmazsam ruhsal tekamül yolculuğumda ilerleyememekten korkuyorum. Özellikle de şamanik erk hayvanımsız. Regresyon terapisine hiç gitmediğim için geçmiş hayatımda kimin nesi olduğumu bilememenin yükü her daim omuzlarımda. Seansına 450 lira alan ünlü astroloğa gitmediğim için de keza bilemiyorum hangi adımımı ne zaman atmalıyım, ne vakit hangi gezegen retroda iken yediğim hangi haltın ceremesini çekiyorum şu an? Kim bilir! Doshama göre mi beslenmeliyim doğduğum coğrafyaya göre mi? Ailem göçmense ne bok yiyeceğim? Aslında biliyorum, o içimdeki vahşi ruhu bi uyandırsam bütün bu sorunlarım çözülecek, üzerime atlayan sırtlanlarla bir dişi kurt çevikliğiyle dans ederek sıyrılabileceğim tüm zorluklardan çünkü her kadın bi kurttur neticede. Bir de bu vahşi ruhumun derinliklerini anlatan yogik bir isim buldum mu tamamdır. En kötü kızılderili ismimle idare ederim. Yeniden doğmuş olduğum için bundan sonra bana bu ismimle hitap etmek zorundasınız ayrıca. Feysbuk ismimi de değiştiririm ki kim benim gerçek arkadaşımmış, kim benim profil resmimin 3 megapiksellik boyundan ve telaffuz edilemeyen bu yeni ismimden dahi anlıyor benim kim olduğumu, kim benim bu hassas ruhuma ve ruhsal yolculuğuma hak ettiği önemi veriyor anlayayım. Bir gün bizim hocalardan biri söylemişti, isminin sonuna Ananda eklemekle guru olunmuyor gibi. Aslında oraya bağlayacaktım sangha.

Bu yazımı yazmamda üç şey etkili oldu: İşte size bahsettiğim bu çok derin kadim öğretilerin günümüze uyarlanmış versyonları arasında tutulduğum bombardıman, Duygu’nun harika bir dille yazdığı ve hiçkimsenin hiçbir şeyden haberi olmamasına rağmen yoga dahil her şeyin veya herhangi bir şeyin kendine iyi geleceğine dair süper net yargılarını ele aldığı şu yazısı, bir de Burçe’nin Defne Hoca’nın ego’ya dair yazdığı başka bir yazıdan alıntı yaparak yazdığı son yazısı.

Şamanik erk hayvanımın rehberliğinden yoksun olduğum ve içimdeki vahşi kadın 31 yaşında hala uyanmadığı için nispeten biraz daha bilgi sahibi olduğum yoga camiasından sizlere sesleneceğim canlar. Çünkü siz hepiniz cansınız. Ve ruhsunuz. Mesela şimdi burda 20 tane yazar var diyelim. Ben eğer bu blogu Feysbuk sayfamda duyurmak istersem ve şöyle yazmazsam Feysbuk kabul etmiyor biliyor musunuz? ‘Burada yirmi güzel ruh bir araya geldik! Forever grateful!‘ Ne ara yoga gibi özetle topraktan geldik toprağa döneriz’ci bir destur benimsemiş diğer öğretiler bir şekilde bu elle tutulup gözle görülen ve gastrointestinal sorunlar yaşayan ahir bedenden koptu da hep can oldu ruh oldu öz oldu bilmiyorum. Kişiyiz lan biz yirmi tane kişiyiz işte burada kalbi atan, esneyen, gece horlayan, yemekten sonra geğiren filan. Yoga yapınca içimizden gökkuşakları çıkmıyor. Ben epey inceliyorum son birkaç gündür içimden çıkanları, öyle renkli bir şeyler yok sangha.

Size bir itirafta bulunayım. Yogaya başladıktan sonra yaklaşık olarak bir buçuk sene kendime eziyet çektirdim manikür pedikür yaptırmamam lazım diye. Çünkü manikür yaptırınca ellerimi ve kendimi çok seviyordum. Hiç FRP oynayan oldu mu aranızda? Karizma’ya artı 15 atmış gibi oluyordum. Hatta Güç ve Zeka katsayım bile artıyor olabilir, o derece. Gelgelelim, sırf manikür yaptırdım diye kendimle olan ilişkim bu kadar değişiyorsa ve özsaygım tamamen bu para vererek satın aldığım güzellik işlemine bağlıysa dedim kızım o zaman sende çok ciddi bir yanlışlık var ve bundan sonraki hayatında asla maniküre gitmeyerek bu kusurunu çözüp nefsini terbiye etmelisin. Bundan bilmemkaç sene önce manikür mü varmış ayrıca? Bunlar hep kapitalist uşakların tuzağıdır, yeme bunları! Zaten neden bilmem kendimi hep arkaik standartlara göre değerlendirir ve ‘o zaman bu yokmuş, şimdi buna ihtiyacım varsa demek ki ben tam olmamışımdır’ diye sırtıma bir kırbaç daha çakarım. Bir türlü idrak edemediğim şey benim ‘o zamanlarda’ değil ‘bu zamanlarda’ yaşıyor olmam galiba. Şimdi manikürü isteyen mi ego, manikürü ve onun temsil ettiği her neyse ondan kendini muaf tutmaya çalışan şey mi ego? Neyse. Ayrıca da çok paraydı ve ben tekrar öğrencilik hayatıma döndüğüm için ve düzenli manikür pedikür ciddi bir tasarruf kalemi olduğu için böyle lüks hovardalıklara gözüm kapalıydı. Ben o doğuştan şanslı ve hayatının her anında maniküre gitmiş gibi güzel görünen elleri olan kadınlardan olmadığım için başımı önüme eğip bu basit güzellik ritüelinden kendimi mahrum bıraktım. Çok iyi bir mahrum bırakıcı olduğumu söylemiş miydim? Bu da başka bir yazının konusu olsun.

Sonra bir gün ne oldu biliyor musunuz? Geçtiğimiz sene Lavenham’daki kursta bizim büyük hocalarla beraberdik. Başımı öne eğip tepetaklak olduğum bir poz esnasında Emma Hoca yanımdan geçti. Ayaklarında renksiz oje vardı. Hmm dedim bir saniye ya. Yetmezmiş gibi benzer dönemlerde Shadow Yoga’nın instagram sayfasını eşelediğim günlerden birinde, başka birinin bu hesabı etiketlediği ve sonradan ne kadar deştiysem bi kere daha bulamadığım başka bir fotoğrafta bizzat Emma Hoca pedikür yaptırırken görüntüleniyordu! Bildiğiniz şu üstüne poşet geçirilip içine sıcak su konan şey vardı fotoğrafta. Ben manikür ve pedikür yaptırmanın yaşadığımız çağ ve konjonktür içinde gayet doğal bir şey olduğunu o zaman anladım sangha. 30 yaşımda yani. Ondan sonra hani nerede içimdeki vahşi dişi? Demem o ki ruhsal tekamül sürecimiz manikür pedikür yaptırıp yaptırmamamız ekseninde değişen bir şey değilmiş sangha. Benim gibi aynı derdin bir başka türlüsünden muzdarip olanlar varsa diye içimden taşan bu vahşi bilgeliği sizlerle de paylaşmadan edemedim.

Konuya ilişkin D hocamızın pek çok kere tekrar etmiş olduğu bir cümleyle yatay varoluşuma geri döneyim. Bunu da hocamız değil, Tantra diyormuş. Ama Tantra dersem şimdi konu uzar.

‘Everything in the world of phenomena is a legitimate tool for enlightenment’.  

Kızılderili ismimse şuymuş.

 

 

 

Pınar – Sat! Çit! Ananda!” üzerine 22 yorum

  1. fatma dedi ki:

    Çok yaşa Ağlayan Pınar. Hislerime tercüman olmuşsun. Vahşi yanımla buluşamadan, erk hayvanımla tanışamadan geldim gidiyorum. Kısmetse bi dahaki sefere. Sonra bi regresyon yaptırır bu hayatın travmalarını gelecek hayatta çözerim olmadı. İmza: erken açan tomurcuk (evet ben de yaptım testi. Ay beni sizden geç vurdu ama baya bir geçirdi sağolsun, canım sıkkınken hayatımı iyileştiren kararlarımdan hemen dönesim geliyor. Dün ve bugün feysbuka falan baktım. Pişmanım :/ )

    Liked by 4 people

    • pinarustun dedi ki:

      Sevgili Erken Açan Tomurcuk,
      Hepimiz insanız. Bunu fark edince çok rahatlayacaksın.
      Bir güncük feysbuk öldürmez.
      Ama ruhunun daha da derinliklerini keşfedeceğin ve yaşama amacının gizemlerinde süzüleceğin eşsiz bir yolculuğa çıkmak istersen 1000 euronu alırım.
      😂😂

      Liked by 2 people

  2. Kalemtıraş dedi ki:

    Hasta halinle bunların hepsini yazmışsın ya, helal olsun Pi. Ben seni hemen şimdi siber telepatik initiation’a tabii tutuyorum ve ismini Niruru olarak vaftiz ediyorum. Yeni isimin şöyle yazılıyor: நீரூற்று. Ben İstanbul’da her ay sadece bir hafta kalabildiğim ve o bir haftada tüm güzellik ihtiyaçlarımı gördüğüm için senin de bildiğin üzere pek çok öğrenciyi evimin salonunda, ayaklarım pedikür suyunda, ellerim Gül’ün ellerinde karşılıyorum.

    Liked by 3 people

  3. Beste dedi ki:

    Pınar yaaa 😍 ben de bayıla bayıla okudum valla ve yine oh be bu muhabbetlerden rahatsızlık duyan bir ben değilmişim diye düşünüp ferahladım 🙂

    Beğen

  4. damlahisarli dedi ki:

    Pınar çok güzel yazmışsın.
    Bu blogtaki yazıları okumayı çok seviyorum. Ne kadar çok ortak yanımız olduğunu görüyorum ve bu bana iyi geliyor. Aksi takdirde bazen kendime çok acımazsız davranabiliyorum.
    Senin yazılarının yeri ayrı özellikle. İçindekileri bu kadar güzel yazarak ifade edebilmeni takdir ediyorum her defasında. Benim aklımdan neler neler geçiyor da yazmaya gelince toparlayamıyorum. 🙂
    Bu arada çok geçmiş olsun. Umarım toparlamışsındır, daha öngörülebilir bir Ağustos ayı yaşarsın. 💙
    Sevgiler kocaman

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s