Begüm ~ Bir Konuyu Düşünmek Öbür Konunun Yalnızlığıdır

Son söz. Başlangıcı kendisinden ayıran bir çizgidir bitiş. Bir bildiri. Defterin son sayfasını kullanabilmek için altına bir defter daha koymak gerekir ya kıvırmamak için, onun gibi. Üzerinde hiç bir çalışma yapmasanız dahi aklınızın köşesinde minik bir ayrıntı gibi gözüken kimi şeylerin zihnimizin RAM’inde ne kadar da çok yer kapladığını yeni fark ediyorum. Aynı proje üzerinde uzunca süre çalışmak çoğu alışkanlığı da ona göre şekillendirmeyi gerektiriyor.

Beş buçuk senenin sonunda jüri tarihi belli olduktan sonra bir türlü matın başına geçemedim. O hafta kimseyle görüşmedim. Kitabımı okumayı bıraktım. Kurmacastana’ya tek satır eklemedim. Sanki yer yüzüne bir meteor çarpma ihtimali vardı ve tüm Dünya’nın kurtuluşu aklımdaki konuların şalterini indirmeme bağlıydı. Tez dahil. Tezi elime alınca bir sayfadan diğerine geçmek yarım saati buluyordu. İçimdeki çocuk korkuyla sağa sola kaçışmaya başlıyordu. Tezi teslim edeli bir buçuk ay kadar olmuştu. Elbette unutmuştum. Hem de her şeyi. Bu gerçek dışı düşüncelerle geçen bir hafta sonunda uykusuz bir gecenin ardından jüri sabahına uyandım. O günün sabahında; içimdeki kaygı ve korku sanıyorum bir önceki gecenin yorgunluğundan bitap düşmüş, uyanamamışlardı. Okula bir saat kadar erken gittim. Jüri odasında sunumum açık olacak şekilde bekledim. Hocalar geldi. Sunum başladı. Bir gece önce kendi kendime anlatmaya çabalarken çıkmayan sesim kendinden emin, rahattı. Her şey olması gerektiği gibiydi. Hocaların her biri omzumdan binlerce tonluk külçeler alıp beni kutladılar, kutladık. Artık bir yorgunluk kahvesini hak etmiştim.

1.jpg

Sunumun sonunda bu süreçte neden yoga ya da meditasyon yapmadığım konusu beni düşündürdü. İç sesin palavralarını yarım saatlik bir meditasyonla belki azaltabilecektim, yoga yaparak keskinleşen zihnim kaygıları bıçak gibi bölecekti belki. Yine kaygılı olurdum ama dünyamı durdurmaya çalışmazdım diye düşünüyorum.Normalde bir proje üzerinde çalışırken bambaşka bir disiplinle vakit geçirmeyi zihin açıcı bulurum. Hatta her zaman öyledir benim için. Jüri için bu durum geçerli olamadı. Başka konuyu düşünmek onu yalnız bırakmam olmasa da, öyleymiş gibi algılayan zihnim tezi uğurlama öncesi bu davranışımı tasvip etmeyerek beni ciddiyete davet etti. Sanıyorum yılların verdiği kaygılar, bu bitmeyen öykünün korkusu o günkü sunum özelinde kümülatif olarak birikmiş, bazı yerleri çoktan küflenmiş, benim içinde bulunduğumu fark etmediğim bir hal almıştı. Aynı durumu artık her şey tamamlandıktan sonra arkadaşlarımla kutlama yapmaya takatim olmadığını fark ettiğimde de hissettim. Meğer çok yorgunmuşum.

Sonraki sabah yoga matıma kendimi affettirmeye kararlı uyanmıştım ki kırmızı çadır kollarını açarak dur canım o kadar kolay değil bu işler diyerek beni mattan uzaklaştırdı. Bugün üçüncü gün. Bir üç gün daha pratikten uzağım. Ben de teoriye yanaşmak için sizlerin de hep bahsettiğiniz “Shadow Yoga, Chaya Yoga: The Principles of Hatha Yoga” kitabını edindim. Mutluyum. Kitabı tamamladıktan sonra kullandığınız terimleri anlar halimle tekrar yazılarınızı okumak istiyorum. Mata tekrar döndüğümde neler hissedeceğimi de ayrıca merak ediyorum. Sanırım başlangıcımı mutluluktan art arda gelen parendelerle yapacağım. 

Her ne kadar son bir hafta yogayla arama mesafe koymuş olsam da teze geri dönme düşüncesinin tam olarak da eğitmenlik eğitimimin sonuna denk geldiğini hatırlıyorum. Artık yarım kalan işleri tamamlamak üzere teze geri dönme cesaretini gösterirken; taşın altına elini belli ki yoga disiplini de koymuştu. Belli ki hizaya sokmuştu.

Sevgimle,
Begüm

*”Bir konuyu düşünmek öbür konunun yalnızlığıdır” ~ Özdemir Asaf

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s