Fatoş: Kalıp Kırma 101

Sevgili sangha merhaba!

 

Döngünün ikinci çeyreğinde değişik haller içindeydim. Yoga yaparken saymayınca çalışmalar çok yorucu olmaya başladı. Hatta bir iki gün yorulmanın, zorlanmanın verdiği korku ve çekinceden çalışmamı aksattım. İçimdeki hoca beni biraz fazla zorladı galiba. Sonra dedim ki kendime “Ters bir şeyler var, her gün severek yapmam gerekiyordu hani?” Ve sonuç olarak 3-5 tekrarlı, bazen 8 e doğru giden yoga çalışmama geri döndüm. Çok mutluyum. Oturmalarım da sevdiğim derinliğe geri döndü. Belki de şimdilik olmam gereken yer burasıdır.

Ben serinin her hareketini ayrı seviyorum. Birini atlarsam içim rahat etmiyor. Hepsini yapamayacaksam karalar bağlıyorum. Hareketlere bağımlılığın uzun süre içinde sorun olabildiğini de öğrendim. “Acaba ne olacak bu halim, bu iyiye işaret mi yoksa sıkıntılı bir durum mu?”derken tatile geldik.

İlk gün yere çarşaf sererek yaptığım yoga çalışmamda yer çok dar olduğu için güneşi selamlayamayacağıma karar verdim. Çarşaf ayağıma dolandı, Ayağım yatağa değdi, elim duvara değdi ama yılmadım, hiç olmazsa yarısını yaparım dedim. Asıl amaç zaten böyle durumlarda devam edebilmek değil mi? Ama içimdeki diğer ses bunu da beğenmedi, ertesi günü iple çekti.

“Dün yere dokunmak istemediğim için serinin bir kısmını yapamamıştın ya? Ne olur biraz daha geniş bir insan olsan bu konuda?” dedi. Ben biraz titizimdir, Büyükannem bana küçükken ellerim pisken etrafa dokunmamam gerektiğini öyle sıkı öğretmiş ki, hala pis olduğunu düşündüğüm bir şeyi elledikten sonra etrafta ellerim felçli gibi dolaşırım. O kirli ellerle hiç bir yere dokunamam. Mesala cips falan yersem, sadece iki parmağımı kirletirim, o iki parmağımı yıkayana kadar mengene gibi havada tutar, onları yıkama zamanı gelene kadar dakikalarca havada unutabilirim.

Ama yoga çalışmamı yaparken bugün çarşafa sinir oldum. Nasıl yani Mars’a selam vermemi engellemesine izin mi verecektim? Çarşafı kenara attım, serinin bütün hareketlerini yapabilmek için ellerimi çıplak zemine koydum. Normalde asla dokunmayak istemeyeceğim bir otel odasının tozlu zeminine ellerimi, dizlerimi, ayaklarımı defalarca koydum. Hepsi yoga aşkına. Mesela Mandukasana yaparken ellerimi önce yere, sonra boynuma bile koydum. Kalıp kırma örneği sayılır mı bu?

Yoga çalışmam sonrasında ise kendimi duşa girmemek için zor tuttum, hala tutuyorum. Yazı bitince denize yollanacağım. Ege’nin tuzlu ve serin suları kirli bir şeyler varsa arındırır nasıl olsa. Hatta belki çarşafı buna güvenerek bile kenara itmiş olabilirim. Yükselenim Başak, merak eden varsa.

Sevgiyle kalın.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s