Sevgi-2. Gün: Aynalara küsmüşsün kıl oldum abi

Merhaba sevgili okur,

Anın bana anlattıkları neler konsepti buraya yazmak için de zor bir konuymuş onu fark ettim şimdi gazam mübarek olsun 🙂

Şimdi uyandım sayılır, dün gece çok geç yattım. Rutinlerden sonra rutin kırmak çok güzel geldi. Üstelik kaç gündür çalışma modundayken.. An bana neler anlatıyor? Sorusuna gelelim.

1) Ailen, yakın akrabalarını da içine alıyor. Çocukluktan beri tanıdığın, seni tanıyan insanların olması sana bir güven veriyor. Bu her kültürde olan bir şey değil ama bizim kültürümüze ait. Hadi bizim kültürümüze ait olmasa bile bana ait bişi. Eh zaten çok da kalabalık bir aile değiliz. Ve bütün fertlerini de ayrı ayrı seviyorum, özlüyorum. Bir arada olduğumuz zamanlar hoşuma gidiyor. İşin ilginci tek başına çalışırken derse oturmakta zorlanıyorum, evde bir sürü insan var ben çalışmaya oturuyorum. Herkesin kendi halinde, bir arada ama özgür olmasını seviyorum. Hem destekleniyorsun, hem de kendin için önemli olanı yapıyorsun. Eskiden, küçükken aileyle olmayı küçümserdim. Sadece yaşıtlarım önemliydi bana. Şimdi bakıyorum da hepimiz ne tatlıyız. Ebeveynleri yeni anlamaya başladım belki de 🙂 o zaman ergen kafamla nasıl göründüğüm dışardan pek önemliydi.

2) Dışarıdan nasıl göründüğümü önemsemeye ihtiyacım var. Nasıl hissettiğim önemli diye düşünerek belki biraz da aynalara küserek kendime aynada gerçekten dolu dolu bakmayı bıraktım. Nasıl göründüğümü önemsemeye ihtiyacım var. Bana ne ya serseriliğim aslında kendimden umudu kesmek gibi bişi oluyor. Sen napsan olmaz ya bence bırak diyor aslında içimde bi tarafım, o kendini güzel bulmayan yanım. Dün facete sana hangi saç rengi gider testlerini filan yaptım denk geldi de. Güzel göründüm mesela gözüme. Ve sonra anladım ki güzel görünmek aslında senin tamamen halinden hoşnutluğunda alakalı. Eh bunun için de aynalara alışık olmak lazım. Bir yerlerde duydum ya da okudum bir tür meditasyon türüymüş de. Belki kendini tanımanın, kendinle konuşmanın bir yolu. Bir süredir aynalarla konuşuyorum, kendimle yüz yüze olmayı sevdim ne yalan diyim 🙂 ve bu ara daha iyi anlıyorum ben kendi düşüncelerimin hayatımı nasıl kontrol ettiğini ve aklımın iplerini iyice pazara sunduğunu.

3) Kendi doğrularımıza o kadar tutunuyoruz ki o doğruların gerçeklerle ilgisi alakası olmayabiliyor ve bu doğruları da üstelik cansiperhane koruyabiliyoruz. Cesaretsizlik bu.

4) Başkalarını bir şeye ikna etmek konusunda inatçı olabiliyorum. Onu azalttım ama şu dikkatimi çekti oradaki mesele aslında kendimi çok da iyi ifade edememekmiş. Neyi nereden bağlayacağımı bilemiyorum bazen. Bunun için daha çok okumak ve yazmak lazım.

5) Kendimi kötü hissettiğimde şiir okumak çok iyi geliyor. Ağlayıncaya kadar okumak hatta Turgut Uyar'ı, Nazım Hikmet'i, Birhan Keskin'i, Ah Muhsin Ünlü'yü .. Daha çok şiir okuyabilirim. Şiirler beni canlı hissettiriyor. Öyle güzel anlatıyorlar ki birkaç dizede. Can evinden vuruluyorsun, güldürünce de seni yürekten kocaman gülüyorsun. Hayatım çok ağır geldiğinde, hayallerimden umudu kestiğimde şiir okuyup aşkın gerçekten ne olduğunu hatırlayabilir ve sonradan ayağa kalkıp o düşlerin peşine aşkı hatırlamış olarak düşebilirim. Sevdim bu fikri..

Sevgiler,
Sevgi 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s