Zeynep III – Gün 0

image

Uyandım. Dilimi yıkadım üstünkörü. Bugün sabah rutinimi ne kadar umursamasam da, bana gerçekten iyi gelen birşeylerden vazgeçemiyorum. ‘İyi gelen’ yazarken dikkat ediyorum kendime, burada kullanmakta sakınca görmüyorum. İyi gelmesi benim düşüncem değil çünkü, yazana kadar bir düşünce bile değildi.

Acı bir kahve yaptım kendime. Ütünün düğmesine bastım. Sabah 6′ da kalkmış olsam da bugün yoga okumaya, şöyle bir bağdaş kurup durmaya vakit ayırmayacağım. Bu da bir mecburiyet değil seçimmiş, şimdi farkettim.

Neyse günün buraya kadarki kısmını daha da ballandırmadan devam edeceğim. Dolmuştan yazıyorum bunları. Her sabah yoldan yazmam gerekecek belki önümüzdeki günlerde. Sınırlı bir zaman dilimi olduğundan aklıma yatıyor bu fikir. Sana yazmanın, sevgili sanga, en heyecan verici yanı ise belki, bir cümleye başlarken sonunun beni şaşırtmasına tanık olmak. Kendime yazdığımda da benzer hissedebilirdim. Birine açılmanın sonuçları ile baş etmek zorunda kalmak durumu başkalaştırıyor olsa gerek. Ve bunu çaresizce buradan gündelik hayata taşımaya başlıyorum. Düşündüğümü bazen daha az tartıp, şap diye söylediğimi farkediyorum. Yok, sonuçta daha kırıcı olmadım. Geri dönüşü şimdilik daha az evham. Bakalım.

Buraya kadar yazdıklarımı okudum. Bazı devrik cümlelerimi düzelttim. Tutmasalar, kim tutuyor beni?, baştan sona devrik konuşacağım.  Başaşağı edilmiş kelimeler, söylediğimin sorumluluğunu azaltıyor gibi.

Tekrar sayıyor muyuz sanga, ben sayıyorum. Bir sonraki yeniayı bazılarınız ile beraber Leros’ta karşılayacağım. Ne güzel…
Saymak bazı kişilerde hırs yaratabiliyormuş. Ben hayatı zaten hiçbir zaman bir yarış olarak göremiyorum. Tam tersi yarışamıyorum ben, daha çok pes etmeye, yılmaya eğimliyim.
Bir hocam demişti, nefesleri saydığımız bir meditasyon tekniğini anlatırken, suya bir taş atarmış gibi sayın diye. Tutarak değil bırakarak, benim yorumum. Bir… Şlap! İki…şlap, üç…şlap, şlap…

Saymak yerine her sabah deniz kenarına gidip bir taş mı atsam diye düşündüm. Belki önümüzdeki aylarda yaparım. Sonra hatırladım, küçükken annem işi için bir eğitime gitmişti. Bir ay yoktu sanırım. Ananemde kalıyordum. Bir kavanoz vardı, kimin fikriydi bilmiyorum, hergün bir taş koyuyordum içine. Galiba saymayı henüz öğrenmemiştim.
Vapura geçtim, biraz denizi seyredeceğim sevgili sangam.
Bir de satır sınırlaması getirsem diyorum şu yazılara. Bak yine saymak, sınırlarda rahatı bulmak, ne yapalım…

Niyetleri sıralamak yarına kaldı.

Haydi gel.
Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s