Tansel IV – 01 Taraklar ve Bezler

Yeni ay, yeni döngü memlekete ve dünyaya hayırlar getirsin Sevgili Sanghamou. Bu döngümüz müthiş bir gökyüzü fenomeni ile başladı. Ben ancak Nasa başından tanıklık edebildim, ama çıplak gözle izleyenlerle de daha önceki tecrübelerimden ötürü benzer vecd halini yaşadım.

Baktım ki yeni döngümüz vesilesiyle birer ikişer dökülüyoruz bloğa, ben de bir iki kelam edeyim diyerek, yeni döngümüze ve size merhaba demek için klavyenin başına çöktüm. Geçen ay bizi yazıları ile kendilerinden mahrum bırakmayan sevgili dostlara da ayrıca buradan teşekkürü bir borç bilirim. (yine TRT formatı mı oldu bu yazı? Hadi hayırlısı) Bloğumuzda nabzımız düşük idiyse de hayatta kalmayı becerdik. Ben kendi adıma yazma enerjimi diğer bloğumuzdaki öyküye vakfettiğim için burada sadece okur olarak bulunabildim. Yoksa bundan bir önceki son yazıma bakıp ayın karanlık yüzünde takıldığımı düşünmeyin, iyiyim hamdolsun. Ayın evreleri gibi gidip gelmeli, yükselmeli alçalmalı, koşturmacalı durmalı günler geceler. (ben yine ikilemelerime başladım, buradayken oluyor inanki, yoksa böyle bir üslubum yok, yazma halleri demek)

Geçtiğimiz ayın içinde (burada ay deyince siz döngüyü anlayın artık) farklı taraklardaki bezlerimle iştigal ettim. Bundan bir marifet olarak bahsetmiyorum, çoğu zaman niye böyle bir yaşamı sürdürmeyi tercih ediyorum diye kendime sorduğum çok olur. Defne hoca, blog yazılarından birinde (burada) mealen; bir şeyi çok çalışarak onu en iyi şekilde yapmanın, yaptığın şeyin derinliğinde, varoluşun derinliğini ve anlamını bulmanın tek yolu olduğundan bahis eder. Bu yazıyı ilk okuduğumda, “işte ben bunun tam tersini yapıyorum” demiştim. Niye böyle olduğu konusunda aydınlatıcı bir uzman sohbetine ihtiyacım vardır muhtemelen; ama ben biraz konu ile ilgili akıl/duygu durumuma göz attığımda bir iki sonuç çıkartıyorum. Bunların kimisi bu durumu eleştiren, kimisi de olanı olduğu haliyle kabül eden düşüncelere varıyor.

Şöyle ki; biraz geriye adım atıp baktığımda yaptığım şeylerin hemen hepsini kısa süreli değil aksine istikrarlı bir biçimde sürdürüyorum. O uğraş içindeyken genellikle kendimi iyi, sonuç iyi olduğunda ise tatminkar hissediyorum. Bu şeyler genellikle kendimi ifade edebildiğim şeyler. Bunlar hep taktir görme ihtiyacı doğrultusunda yapılan eylemler veya işler. Uzun süreli çaba harcamamı gerektiren bu eylemler gözümü korkutmadığı gibi, çabanın yoğunluğu beni motive ediyor. Çalışma esnasında genellikle hayalimde sonuçtaki taktir, beğeni, hayranlık ifadelerini kurguluyorum. Ama beni motive eden tek şey bu değil, ben kendimle içinde bulunduğum mücadeleye de bağımlıyım biraz. Yapabilirlik, üstesinden gelebilme hali beni hoşnut ediyor. Sanırım başarmak duygusu, başkalarının gözünde başarılı olmak hali de bu itkilerden biri. Bunlar hep çocukluktan edindiğimiz kodlar sanırım. Diğer taraftan dış görüşlere hassas, çabuk etkilenen bir yapım olmasına karşın, yaptığım bu işlerle ilgilenirken, süreç içinde aldığım olumsuz eleştiriler, kaba görüşler, heves kırıcı yaklaşımlar beni yürüdüğüm o yoldan uzaklaştırmıyor veya bu yöndeki çabamı bırakmama sebep olmuyor. Demek ki ben o şeyi yapmayı içsel olarak gerçekten çok istiyorum, laf olsun diye değil çabam. Diğer taraftan bu doğrultuda olumlu desteklerin ve motive edici sözlerin sürmesi de beni istim üstünde tutuyor tabi. Bezlerimin olduğu tarakların hepsi çocukluğumdan beri ilgi alanımda olan şeyler. Belki bugün yapmayı sürdürdüğüm şeylerin arasında “yogayı bunların dışında tutmam gerekir” diye düşünürken, çocukluk anılarımda ilkokul öğrencisiyken tamamen bambaşka bir konseptle bize sunulan, bugün benim onun yoga ile ilgilenmiş veya o yöntemleri kullanan biri olduğunu düşündüğüm birini bile hatırlıyorum. Daha sonraki gençlik yıllarıma denk düşen bir dönemde, bir süre bizde misafir olan gezgin bir dostumun gösterdiği güneşe selam serisi olarak bildiğimiz kısa serinin, bana bir en fazla iki kere göstermesi ile yıllarca aklımdan çıkmayışı da diğer hatırladığım bir durum.

Demem o ki; ilgilendiğim ve yapmayı sürdürdüğüm her şey hem benim inisiyatifimde hayatımda oldu hem de benim kontrolüm dışında bir gücün etkisiyle ben hep o alanlara doğru çekildim. Son zamanlarda ara ara bu konu üzerine biraz düşündüğümde, bu hayatı (başka şansım olacak mı bilmiyorum) öğrenmeye, denemeye, yapabildiklerimi yapmaya, yapamadıklarımı hayranlıkla izlemeye gelmişim herhalde diyorum. Bu taraklardaki bezlerin bana hiç olmadıysa faydası; o konuyla ilgili başka birinin ortaya koyduğu şeyi izlerken, veya onu gerçekleştirdiği ana tanıklık ederken, o insanın yaşadığı duyguyla yoğun empati kurabilmem olduğunu görüyorum. Bu aşamada yine tek istisna sanırım yoga yapmakla ilgili  olacak. Çünkü yoga, yine hocalarımızdan ve üstatlardan öğrendiğimiz üzere, kendi başına yaptığın, kendinle baş başa olduğun eylemlerin başında geliyor. Kısaca herkesin yogası kendine. Onun için her sabah, her gün veya akşam kendi yogamı yapmaya başladığımda, sonunda beni getireceği halin sadece o güne ve o andaki bana ait olduğunu da biliyorum.

Bir şeyi gerçekten çok yapıp, onu en iyi şekilde yapmayı isterdim. Bunun en azından o konuda örnek olmak ve o şeyin başkaları tarafından daha da iyi yapılması konusunda yoldaki taşlardan biri olacağını bilmek bile çok mutlu eder kişiyi. Ama ben sanırım bir kaç şeyi iyi, doğru ve düzgün yapmak yönünde bir karaktere ve kadere sahibim. Beni böyle sev seveceksen sanghamu. Ben seni her halinle seviyorum.

Yeni hallerin mübarek olsun..

Valla bu parça tam yazı bitti ve şu an rasgele spotify’da çalıyor. Bu da size armağan olsun. 🙂

Tansel IV – 01 Taraklar ve Bezler” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s