Ali – “Kill the Boy”

Merhaba Sangha,

Nedenini bilmediğim uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya başlamak… parmaklarım tuşların üzerinde gezinirken hızlanıp bir şeyler yazıyorlar, okuyorum, araya zaman girmiş gibi değil, siliyorum… Tekrar yazıyorum. Kulak iltihabı, yetişkinlik sancıları, aile çözümlemeleri, evrendeki yerimi anlamaya çalışma gayreti (sonradan düşününce bu madde çok komiğime gidiyor), babadan-oğula yıkılırcasına devredilen iş ve işyerini düzenleme çabası… Hangi ara yazmayı bıraktım hatırlamıyorum.

Sabah işe gitmedim. Fazladan bir iki saat uyumak çok iyi geldi. Ardından Fatoşla birlikte yoga pratiği ve Iyengar’dan Meditasyon’la ilgili bir iki paragraf. Fatoş mırıldanırcasına okuyor, ben dinliyorum, “Meditasyon öğretilemez… Öğretebileceğini söyleyenlere inanmayın… Yoga bir felsefe ve pratik olmasının yanı sıra aynı zamanda bir sanattır. Çok az kişi onun bu yönüne değinmektedir… Patanjali’nin dediği gibi…” Defne Hoca’nın şimdiye kadar pek çok sefer hem Iyengar’ın hem de Patanjali’nin metinlerinden bahsettiğini duymuş olmama rağmen, nedense zahmet edip açıp okumamışım. Oysa bir süredir Iyengar’ın Yoga ve Siz kitabı yatağın başucunda duruyor.

Bazı şeyler için hemen harekete geçerken, bazı şeyleri neden bu kadar geciktirdiğimi bilmiyorum. Sanki daha hazır değilmişim gibi bir his. Daha doğrusu eğer yapmaya kalkarsam henüz mükemmel olacak kadar iyi değil (haliyle yapılmaması lazım) gibi bir his. Söze dökülmeyen, sanki beynin ön lobu gözlerin önüne perde çekecek kadar aşağı iniyormuş gibi, üstüne gidilirse kırılacak, kızacak, belki ağlayacak, belki bir daha konuşmayacakmış gibi bir his.

Neden bu kadar uçlarda olması gerektiğini anlamıyorum. Tüm bu duygusallığa rağmen, (1) ve (0)’dan ibaretmişçesine, önümde duran bilgisayar gibi ya açık ya da kapalı olmak bir çelişki mi? Açık, kapalı ya da uyku modu…

Ben bunları yazarken, Fatoş, “Tamam, bence burada bitebilir,” diyor, gülümseyerek bana bakarken. Karşımda otururken yazdıklarımı nasıl gördü de burada bitebileceğine karar verdi anlamaya çalışırken, kendi yazdığı hikayeden bahsettiğini anlayınca, ciddiyetim dağılıyor.

Bence de burada bitebilir. Bugünlük bu kadar olsun. Tekrar arayı bu kadar açmama dileklerimle ve

Ayla birlikte yükselmek ve düşmek… her günün bir diğerinden farklı olacağını kabullenmek… kendi hallerime saygıyla…

Sangha’ma selam olsun,

Sanghasızlık başa bela,

Sangha’dan biri benim sevdiceğim.


(Evrendeki yerimi anlamaya çalışma gayretim. Temsili. 🌈)

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s